Bu haber kez okundu.

657 DEĞİŞİRSE;

 

 

Her kanunun adı olduğu gibi bir de numarası vardır. Bildiğim kadarıyla şu anda son çıkan kanunun 6000’ e yakın bir numarası var. Bu demek oluyor ki 6000’ e yakın kanun çıkartılmış. Ancak Devlet Memurları Kanunu’ nun numarasına dikkat ettiniz mi: 657. 1965’ ten bu yana elli yıldır üzerine 5000 kusur kanun çıktığı halde neden hiç kimse 657’ yi el uzatmaya yeltenmemiş de şimdi değiştirilmeye çalışılıyor?

 

Millî Eğitim Bakanlığı’ nın görevi, öğretmenin kuyusu kazılırken seyretmek değildir. Bakanlık, anayasada tanımı bulunan millî eğitim ilkeleri doğrultusunda Türk çocuklarını yetiştirmelidir. Bu önemli görev bakanlığa herkesten önce Atatürk tarafından verilmiştir. Hatırlayacağınız üzere Millî Mücadele’ nin en sert dönemlerinde bile Mustafa Kemal; eğitime, o günkü adıyla maarife, çok önem vermiş; Maarif Kongresine katılarak önemli bir de konuşma yapmıştı.

 

Osmanlı çığırtkanları, Fatih’ in lalasının II. Murat’ ı kovduğunu ballandıra ballandıra anlatırlar. Fatih’ in hocası Akşemsettin’ e saygısını ya da Ali Kuşçu’ yu İstanbul’ a getirtirken adımına altın ödediğini herkes bilir. Sert yaradılışlı Yavuz, hocasının atının nalından sıçrayan çamura kızmaması ile meşhûrdur. Yine Osmanlı; ulemadan vergi almadığı gibi askerlikten de muaf tutmuştur. Örnekler uzayıp gider. Görüldüğü gibi bizim millet olarak öğretmene tarihten gelen saygımız vardır.

 

Ancak ne olduysa son yıllarda öğretmenler üzerinde bilinçli ve sistemli bir oyun oynanıyor. Eğitimle hiçbir ilgisi olmayan bakanlar; bile öğretmenleri tahkir ediyorlar, neden, var mı cevabını düşünen? Millî Eğitim sistemi gayr-ı millîliğin vesikası olmuş vaziyette… Eğitim sistemi değiştiriliyor, sınavlar değiştiriliyor, yazılı sınavlardan ve yazılı sınav hırsızlarından yakınırken mülâkatlar getiriliyor. Yönetmelikler yenilene yenilene yamalı dona dönmüş! Bilmem Ne Yönetmeliğinin Değiştirilmesine Dair Kanun’ un çıkartıldığı garip bir ülkede yaşıyoruz.

 

Eğitime dair hiçbir sorun, pedagojik yöntemler kullanılarak veyahut demokratik toplum örgütleriyle müzakere ederek çözülmüyor. Eğitimin nabzını Alo147’ yle, Bimer’ le, tivıtırla tutan garip bir eğitim yönetimi söz konusu… Düşünüyorum da imparatorluk özelliği gösteren Osmanlı’ da bile eğitim bizden daha millîydi: Osmanlı en azından Sıbyan Mekteplerinde çocuğun damarına 4 yaşında giriyormuş; bizimkiler ilkokul 1. sınıfa İngilizce, 2. sınıfa Arapça, ortaokula Kürtçe, liseye Osmanlıca dersi getiriyorlar.

 

Eğitimi bozdular, sistemi tıkadılar, şimdi sıra öğretmene geldi. Öğretmenlerin toplum nezninde yıpratılması operasyonu başarıyla sürüyor. Bakanlık sayısı zaman zaman değişti ancak ortalama 20 bakanlığın olduğu ülkemizde çoğu bakanın farklı zamanlarda öğretmenleri küçük düşüren sözler söylemesi asla tesadüf olamaz. Süreci somutlaştırırsak kurbağayı suyu attılar ve suyu yavaş yavaş kaynatmaya başladılar. Su yavaşça ısındığı için kurbağa neler olup bittiğinin farkında değil! (Teşbihte hata olmaz.) Kurbağa ateşin yandığını görmüyor çünkü ateş alttan yakılmış dolayısıyla ateşi kimin yaktığını da bilmiyor. Ancak tek gerçek şu ki su, kurbağayı haşlayacak sıcaklığı kısa zamanda ulaşacak. İşte o zaman kurbağanın sonu olacak. Maalesef eğitim sistemi ve öğretmenlik bu konuma geldi. Birinin ateş yakıldığını söylemesi gerekiyor. İşte köşe yazımı bu sebeple kaleme aldım. Diyorum ki 657 değişirse;

 

-üniversiteyi boşa okudun, demektir.

 

-hangi siyasî iktidar gelirse ona yakın kişiler devlet kadrolarını doldurur.

 

-taşeronlaşmanın önü açılır, memurluk taşeron bir iş olur.

 

-asla söz hakkın olmaz, hiçbir hakkı talep için mücadele edemezsin.

 

-liyakat tümden boşlanır, torpille memur olma dönemi başlar.

 

-Atatürk’ ün bahsettiği muassır medeniyetler seviyesine asla ulaşamayız.

 

-kazanımlarımız birer birer boşa gider.

 

-eğitim sistemine asla onarılmayacak bir yara açılır.

 

-yandaşlık, zulüm  ve despotluk dönemi başlar.

 

-haklarımız, mücadelenin pençesinden yandaşların iki dudağı arasına kayar.

 

-işten çıkarmalar kolaylaşır, insanımız ekmek kaygısına yandaş olmaya zorlanır.

 

-hukuk kalmaz, iş ve işlemler kendini idareci sanan birkaç kişinin keyfine bırakılır.

 

-öğretmenlik kutsallıktan sıyrılır, siyasî iktidarın borazanlığı haline getirilir.

 

-sivil toplum örgütleri büyük yara alır.

 

-demokrasi sekteye uğrar, uluslararası o müthiş prestijimiz sıfırlanır.

 

-mahkemeler işlevsizleşir, eğitim seviyesizleşir.

 

-gözünüzün üstündeki kaş bile kapının önüne koyulma sebebi olabilir.

 

-eğitimde yükselmek için ölçüt, yandaş olmaktan geçer.

 

-üniversitelerde bilim üretilemez hale gelir.

 

-Türkiye III. dünya ülkesi olma yolunda hızla ilerler.

 

 

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

Esenler İlçe Başkanı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
değişirse

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber