Bu haber kez okundu.

Öğretmenlik bir kariyer olarak ele alınmalıdır
 Eğitim politikasının temeli öğretmendir. Eğitim, pek çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Eğitimin içinde öğrenci, öğrencinin ailesi, okul, müfredat programı vardır. Ama bunların hiçbirisi olmasa da eğitimin yapılmasına imkân veren tek unsur öğretmendir. Okulunuz olmasa hatta müfredatınız yoksa dahi öğretmen eğer iyi bir öğretmense, eğitim verebilir. Ailesi çocuğu sahipsiz bırakıyorsa da öğretmen o çocuğa sahip çıkabilir, ona eğitimini verebilir. Öğretmen işin temelidir. Nasıl ki sosyal demokrasinin temeli insan ise sosyal demokrat eğitimin ana paradigmalarından biri belki de en önemlisi “nitelikli öğretmen”dir.
AKP iktidarı son on dört yıldır hayatın her alanını nasıl ki tek adamlaştırmış, belirli hegomonik güçlere teslim edip dinselleştirmiş ise, EĞİTİMİN AKPsi olmayı da başarmıştır. AKP on dört yıl boyunca Milli Eğitim Bakanlığı’nın her birimine kendi kadrolarını yerleştirmiş, eğitimi bilimden uzaklaştırmış, eğitimi dinselleştirmiş ve de eğitimin her alanını çürütmüştür. Kendi iktidarında eğitimci olmayan pek çok bakan değiştirmiş, son olarak da eski Milli Savunma Bakanını da Milli Eğitim Bakanı yaparak noktayı koymuştur. Bu yapılanmanın sonucu olarak artık MEB denince akla; Ensar Vakfı, taciz, MEB bürokratlarının YOLSUZLUKLARI, internet siteleri üzerinden rant elde eden ve birbirini tehdit eden, bıçak çeken mafyatik MEB bürokratları gelmektedir.
Personel Genel Müdürlüğü’nün bütün politikaları iflas etmiştir. Atama bekleyen 450,000 öğretmene son on sekiz yıldır ilk defa Ağustos atamasının yapılmayacağı, sınava bir ay kala açıklanmıştır. “Dereyi geçerken at değiştirilmez” sözü AKP döneminde değişmiştir. Daha önceden kaldırılan sözleşmeli öğretmenlik yeniden getirilmek istenmiş, öğretmenlerin mülakatla alınması teklifi sunulmuştur. Adeta öğretmenlik mesleğinde de “durmak yok, kadrolaşmaya devam” denilmiştir. Öğretmen öğretmendir. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz. Hem Ağustos ayında atama yapmayacaksınız, hem öğretmenliği sözleşmeli hale getirecekseniz, hem mülakat koyacaksınız. Bu durum kabul edilemez.
Bu yetmezmiş gibi en son çıkan mahkeme kararıyla şu an Türkiye genelinde müdür yardımcısı atanamamaktadır. 17,000 yönetici atama beklerken, MEB’in yönetici atama sistemi çökmüştür. Yönetici atama ile ilgili pek çok kararlar mahkemelerden geri dönmektedir. Buradan soruyoruz: Bu kaçıncı değiştirilen yönetici atama yönetmeliğidir? Bütün bunların sorumlusu personel genel müdürlüğü ve genel müdürü ne iş yapar? Şu ana kadar kaç dava mahkemeden dönmüştür ve bunların devlete mali zararı nedir? Hükümet güdümlü sendika ile yönetici belirlenemez.
Son iki yıldır bakanlıkta yapılan hiçbir projenin başarılı olamaması, özellikle yönetici atama yönetmeliğinin her sene değiştirilmesi ve mahkemenin bu yönetmeliklerle ilgili verdiği YDK ve iptal kararları aslında MEB’in son iki yılını özetliyor.
Şimdi bir ülke düşünün ki eğitim sistemi on dört yılda tam bir çorbaya benzetilmiş. CHP’nin, sendikaların, karşı duruşuna rağmen (veli ve öğrencilerin sessiz kalışı) AKP devlet güdümlü, hükümet yanlısı, yandaş sarı sendikasını da yanına alarak Türk-İslam sentezi doğrultusunda 4+4+4 sistemi çıkarıp ülkenin eğitimine telafisi olmayan zararlar vermiştir. Bu sürede 5 ayrı bakan görev yapmıştır ve maalesef bu bakanların hiçbiri eğitimci değildir. Yine maalesef ki, göreve gelen her bakan bir öncekinin yaptıklarının üstüne bir çizik atmış ve zaten sağlıklı olmayan eğitim sistemini en baştan inşa etmeye çalışmıştır. Yapılanlar ise zaman ve insan emeği kaybından başka hiçbir işe yaramamıştır.
Eğitim bakanlığının son 3 yılı ise içler acısı. Eğitimden başka ne ararsan mevcut. Bizler imam ve hatip yetiştirilmesine karşı değiliz. Tam tersine önemli bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz ve bu ihtiyacın BİLİMSEL ÖLÇÜTLER VE DEĞERLERE BAĞLI OLARAK yetiştirilmesini savunuruz. Ama AKP popülist bir yaklaşımla ihtiyaç fazlası İmam Hatipler açmış, öğrencinin ve velinin talebi olmamasına karşın, mevcut liseleri (bunun içinde köklü, tarihi geçmişi olan, bilimsel eğitim veren kurumları) İmam Hatibe çevirerek, bilime ve eğitime bir darbe daha vurmuştur. Bize göre okul politikalarına masabaşında ideolojik yaklaşımlarla değil, bölgenin ihtiyacına göre, veli ve öğrencilerin katılımıyla karar verilmelidir.

Bakanlığın içler acısı hali ortadayken kaliteli eğitim beklemek koskoca bir ütopya. Gelecek elden gidiyor, çocuklarımızın hayatını kurtarmanın bir yolu olmalı. Eğitim alanında devrimci ve emekçi gerçek eğitimcilerin sayısı iyi ki de torpilli sahte bıyıklılardan fazla aksi takdirde gelecek epey karanlık görünüyor.
Ama umutsuzluğa yer yok. Herkes için CHP olduğu gibi, EĞİTİMİNde CHPsi var. CHP İKTİDARINDA EĞİTİM, bütüncül ve yeni bir anlayışla ele alınacaktır. Bir yıl okul öncesi, 8 yıl ilköğretim olmak üzere toplam 9 yıl temel eğitim ve 4 yıl ortaöğretimden oluşan 1+8+4 eğitim sistemini hayata geçireceğiz. 13 yıl süreli, tam gün, nitelikli ve ücretsiz zorunlu eğitimi her çocuğumuz ve gencimiz için mümkün kılacağız. Eğitim sistemini, tüm bileşenleri (öğretim programları, öğrenciler, öğrenme ortamları, öğretmenler ve veliler) ile ele alıp bütüncül bir anlayışla düzenleyeceğiz. Eğitim sistemindeki değişikliklerin uzun erimli ve bütüncül planlanmasını sağlayacağız. Eğitimin niteliğini yükselterek ve okul koşullarını iyileştirerek zorunlu eğitimde sınıf tekrarını %5’in altına çekeceğiz. Eğitim politikalarını, öğretmenler, okul yöneticileri, öğrenciler, veliler ve ilgili STK’ların katılımıyla oluşturacağız.
CHP İKTİDARINDA; DEVRİMCİ ÖĞRETMENLER YETİŞTİRECEĞİZ. Öğretmenliği yeniden toplumun en saygın mesleklerinden biri haline getireceğiz. Öğretmen yetiştirmeye katkıda bulunan tüm yüksekokul ve fakülteleri fiziki, mali ve akademik bakımdan en ileri olanaklarla donatacağız. En başarılı öğrencilerin Eğitim Fakültesi bölümlerini tercih etmelerini sağlayacak politikaları hayata geçireceğiz. Öğretmen yetiştirmede temel yeterliliklerin değerlendirilmesini sağlam bir zemine oturtacağız.
Öğretmen Niteliğini Artırıp, Ekonomik Güvence ve Özlük Haklarını İyileştireceğiz. AB standartları uyarınca “Ulusal Öğretmen Strateji Belgesini” yeniden hazırlayacak ve uygulayacağız. Yaşa bakmaksızın, isteyen tüm öğretmenlere lisansüstü ve doktora eğitimi için burs sağlayacağız. Ücretli öğretmen uygulamasına son vereceğiz. Tüm öğretmenleri kadrolu olarak atayacağız. Öğretmenlerin özlük haklarını özel bir yasayla güvence altına alacağız.
Öğretmen Adaylarının Seçimini Objektif Kriterlere Bağlayacağız. Öğretmen atamalarında, kayırma ve kadrolaşma amaçlı sözlü sınavları kaldıracak, başarı ve liyakati esas alacağız. Atama bekleyen öğretmen sorununu kadrolu atamayla çözeceğiz. Öğretmen açığını kapatacağız. Hiçbir öğretmen ve yöneticiyi üyesi bulunduğu sendikaya göre değerlendirmeye tabi tutmayacağız. Okul yöneticilerinin ideolojik yaklaşımlarla atanmasına son vereceğiz.
CHP İKTİDARINDA toplumun tüm dokularına nüfuz edeceğiz. Eğitim, Milli Gelirden Hak Ettiği Payı Alacak. Kamu eğitim harcamalarının GSYH içindeki payını, OECD ve UNESCO’nun ilgili normlarını esas alarak artıracağız. Okul Aile Birlikleri ve ÖV-DER(Öğrenci Velileri Derneği) gibi dernekleri yönetim süreçlerine dahil edip okul meclisleriyle eğitimin tüm paydaşlarını öğretmen-öğrenci-veli ve idareciyi işin içine koyup katılımcı demokrasi ilkesini uygulayıp yaşamın her alanını gasp etmiş tek adam algısına son vereceğiz.
DAHA ÇAĞDAŞ, LAİK, BİLİMSEL ve DEMOKRATİK BİR EĞİTİM SİSTEMİ OLUŞTURUP eğitimde fırsat eşitliğini sağlayıp arkamızda hiç bir AÇ ve EĞİTİMSİZ ÇOCUK BIRAKMAYACAĞIZ…
Yıldırım KAYA
CHP Parti Meclisi Üyesi

Kaynak: 
http://www.gercekgundem.com/
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber