Bu haber kez okundu.

Yenmemiz Gereken Düşman: Sınav Kaygısı

Kaygı herhangi bir tehdit durumunda veya tehdit algılamasında kişinin yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişimlerin duygu durumudur. Kaygı özü itibariyle gerekli ve yararlı bir şeydir. Organizma kendini tehdit edebilecek bir durumda o duruma karşı uyarılmışlık haline gelerek kendini bir nevi duyarlı kılar ve bu da onu tehditten kurtulmak için atması gereken ilk adımdır. Bu anlamda kaygı yararlı bir şeydir.  Başarılı olmak için hiçbir kaygı duymayan, gelecek endişesi içinde olmayan birinin kapasitesini en iyi şekilde kullanması beklenemez. Denebilir ki kaygı motivasyonun da gerekli koşullarındandır. Kaygı kişinin yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan tat alabilmesi için gereklidir. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur.

Kaygı ne zaman ve nasıl bizi olumsuz etkiler?

Kimi durumlarda kişi muhtemel tehdite oranla kat be  kat fazla kaygı hisseder; bu algılaması ve kaygısı onun olayları ve durumları sağlıklı değerlendirmesini ve doğru tepkiler vermesini engeller.  Bu aşırı algılamanın birçok farklı nedenleri olabilmektedir.

 

Kaygılıyken Ne yaşarız?

Ali’nin sınav yaklaştıkça kaygısı da artmaktadır. Gece gündüz aralıksız ders çalışır. Uykusuna beslenmesine dikkat etmez aile bireyleriyle ve arkadaşları ile vakit geçirmez. O kadar çok çalışır ki artık her şeyi birbirine karıştırmaya başlar. Sürekli anne babasının, öğretmenlerinin, arkadaşlarının düşük not aldığında ne diyeceğini düşünür. Sürekli “Sınavda kötü not alırsam mahvolurum” der ve bu sınavdan düşük not alırsa dünyanın sonu gelecekmiş gibi davranır.

Ali sadece bunları yaşamaz kaygının fiziksel ve duygusal daha bir çok belirtisi vardır. Fiziksel olarak, kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme, terleme, titreme, mide şikayetleri, karın ağrısı, bağırsak hareketlerinde değişme (ishal-kabızlık), organize olamama, baş ağrısı, baş dönmesi, rahat uyuyamama, aşırı uyuma, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, aşırı yeme veya yemek yememe kaygısının önemli fiziksel belirtileridir. Aşırı kaygılı bireylerde bu fiziksel durumların birçoğu zaman zaman türlü şiddetlerde görüşür.

Aşırı kaygıda duygusal da bir takım belirtiler ortaya çıkar: gerçeklik hissinin kaybı, kontrolü kaybetme hissi, endişe, huzursuzluk, güvensizlik, endişe, öfke, korku, ümitsizlik, mutsuzluk, tedirginlik, hayal kırıklığı vb. Görüldüğü üzere hem fiziksel belirtilerin listesi hem de psikolojik belirtiler kişinin yaşamını zorlayıcı, öğrenmesini engelleyici ve genel olarak mutsuzluğa ve başarısızlığa davetiye çıkaran durumlardır.

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav  sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı  denir. Sına kaygısı yaşayan öğrencilerde genellikle şu düşünceler hakimdir:

-          Bu sınavda başarılı olamam

-          Ya başarılı olamazsam

-          Eyvah zaman gittikçe daralıyor

-          Konuyu biliyorum ya işlem hatası yaparsam.

-          Ali,Fatma nasıl çalışıyor; onlar kadar başarılı olamam

-          Ya her şeyi unutursam; şimdi bile aklımda hiçbirşey yok

-          Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum, hiçbirşey bilmiyorum ve hatırlamıyorum.

-          Başarısız olursam evdekilerin yüzüne nasıl bakarım.

-          Gözlerim kararıyor, midem bulanıyor, soğuk ter döküyorum.

Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler performanslarına ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklenti oluşması yanında kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve bedenin olağan işleyişi dengesi dışına çıktığı mesajını veren sinyalleri de yaşarlar. Tüm bunlar öğrenciyi içine çeken bir girdap gibi ruh durumunu ve performansı olumsuz etkiler. Araştırmalar kaygılı öğrencilerin başarısının % 40-60 arasında kaldığını gösteriyor. Bu oran bile kaygının üstesinden gelinmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.


 

 

 

 

 

NE YAPMALI?

  1. Kaygının ne olduğunu bilmeli..
  2. Kaygılı olduğumuzun ve kaygımızın ne ölçüde yoğun olduğunun farkına varabilmeli.
  3. Kaygının nasıl ortadan kaldırılacağını öğrenmeli.
  4. Kaygıyı ortadan kaldırmak için size uzmanlar tarafından söylenenlere samimiyetle inanmalı

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber