Bu haber kez okundu.

Üstün Zekalı Çocukları Anlamak

‘Duydun mu?’ diye sordu ve ben de başımı sallayarak ‘evet’ dedim. ‘Bu nedir?’ dedi heyecanla. ‘Az önce içtiğin süt’ dedim. ‘Ooo, vay canına, önemli birşey değil mi?’ diye sevinçle karşılık verirken yere oturdu, bir hikaye kitabı aldı ve üniversite öğrencilerime okumaya başladı.

N., üstün zekalı çocuklarla ilgili eğitim alan öğrencilerimin, potansiyeli yüksek bir üstün zekalıyla etkileşim içinde olarak deneyim kazanmaları için oradaydı.

Barbara Clark

Growing Up Gifted

İçinde bulunduğu ortam N.’nin düşünmesi, sorgulaması ve kendini ifade etmesi için yeterli özgürlüğü içeren bir yer gibi görünüyor. Peki okul hayatı boyunca bu şansa sahip olacak mı? Sadece kendisi gibi olup kendisini kabul ettirebilecek mi?

Sadece 3 yaşında olan N.’nin özgüveni, öğrenmeye karşı duyduğu ilgi ve merak, hayal gücü, kendinden yaşça oldukça büyüklerle kurduğu iletişim, ileri zihinsel gelişiminin yanında kendi yaş grubuna uygun oynama ve eğlenme isteği, öğrendiklerini gösterme becerisi gibi özellikleri bizi büyülerken bir yandan da ne kadar karmaşık bir durumun içinde olduğunu görebiliyoruz. Zihinsel becerileri yaş grubunun ilerisinde olsa da, duygusal olarak hissettikleri ve ihtiyaçları yaşına uygun gelişim gösteriyor, belki de daha da geriden geliyor.

Araştırmalar birçok üstün yetenekli öğrencinin, içinde bulunduğu ortama, ortalamanın üstünde uyum sağladığını gösteriyor. Ancak üstün zekalılara ait bazı kişilik özellikleri, çözülmesi çoğu zaman pek de kolay olmayan problemlere sebep olabiliyor. Genellikle üstünlük derecesi ne kadar fazla ise danışmanlık hizmeti de o denli gerekli oluyor.

Üstün zekalı çocuklar kendilerinden ve başkalarından oldukça yüksek beklentiler içerisindedirler. Eleştirel düşünce yapıları kendilerini de acımasızca eleştirmelerine neden olur. Mükemmelliyetçi kişilik özellikleri, düşünülenden çok daha fazla acı çektiklerini göstermektedir. Yüz puan üzerinden doksan sekiz almaları gibi bir durumda, çoğunlukla alamadıkları iki puan için; “ne kadar aptalım, o iki puanı nasıl kaçırdım” gibi öz değerlendirmelerle kendini değersiz hissedip becerilerinden şüpheye düşebilirler.

Bir takım şeyleri ve kişileri organize etmeyi, sistem geliştirmeyi, kurallar belirlemeyi severler. Bazen diğer çocuklara konuşmaları çok “patronvari” gelebilir ve onların bu her şeyi biliyor hali diğerlerini rahatsız edebilir. Bazen oldukça karmaşık kuralları olan bir oyun kurabilir veya plan yapabilirler ve grubun bu kuralları istedikleri hızda anlayamaması onları sabırsız ve bıkkın hale sokabilir. Soyut meselelere çok erken yaşta ilgi duyabilirler, dünya sorunlarını (açlık, sussuzluk, çevre kirliğili vb.) tartışmak isteyebilirler, adaletsizliği sorgulayabilirler ve bu da içinde bulundukları grupta anlaşılmalarını zorlaştırır. Oyun oynarken bir arkadaşının bir çiçeği ezmesini asla affetmeyebilirler ve bunun derin üzüntüsü içerisinde saatlerce ağlayabilirler.

Çok farklı alanlarda çok farklı insanlarla iletişim kurmayı severler. Yine denedikleri farklı etkinliklerin çoğunda başarılı oldukları için önceliklerini belirlemekte zorlanabilirler. Bir yandan kendilerinden büyüklerin fikirlerini beğendikleri için onlarla birlikte olmak isterken diğer yandan daha eğlenceli oyunlar için akranları tarafından da kabul görmeyi beklerler. Esprileri yaşıtları tarafından anlaşılmayabilir. Gelişmiş empati yetenekleri anlaşılmalarını zorlaştırabilir.

Tüm bu kişilik özellikleriyle arkadaşları tarafından genellikle “tuhaf” bulunan üstün zekalı öğrenci, çevresi tarafından dışlanmışlık duygusuna, başarısızlık duygusuna, zayıf sosyal becerilere, zayıf öğrenme becerilerine ve depresyona sürüklenebilir.

Zeka yalnızca özgürlük olduğunda ortaya çıkabilir – düşünme özgürlüğü, gözlemleme özgürlüğü, sorgulama özgürlüğü.”

Jiddu Krishnamurti

Bu bağlamda okul yaşamına bakarsak, üstün zekalı öğrenciler öncelikle kendilerini doğru tanıyabilecek ve anlayabilecek bir öğretmene ihtiyaç duyarlar. Özellikle psikolojik danışmanların desteği burada çok önemli ve kritik bir noktada durmaktadır. Üstün zekalı öğrencilerin akademik ihtiyaçları kadar sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının da doğru biçimde karşılanması gerekir. Aksi takdirde literatüre de geçen “başarısız” üstün zekalı öğrencilerin sayısının artması hiç de sürpriz olmayacaktır.

Öğretmenlerin, üstün zekalı öğrenciler ile ilgili olarak özellikle birtakım davranışları için esnek tutum sergilemek, espri yaptığı zaman sınıfın düzenini bozması gibi düşüncelerden ziyade esprili bir manevrayla onun ilgilisini çekmek, gelişmiş empati yeteneğine uygun davranışlar sergilemek, farklılaştırma yaparak kendini ifade etmesine olanak sağlamak, daha çok bağımsız projelerde çalışma fırsatı sunmak gibi konulara dikkat etmeleri, sınıf içinde yaşanabilecek olumsuzlukları önemli ölçüde azaltacak, üstün zekalı öğrencinin öğretmene duyduğu saygıyı ve güveni arttıracaktır. Bunun sağlanabilmesi için velilerin ve psikolojik danışmanların, öğretmenlere bilgi akışını sağlamaları çok büyük önem kazanmaktadır. Yine psikolojik danışmanlar tarafından küçük sosyal beceri grupları gibi grup çalışmaları yapmak da üstün zekalı öğrencilerin anlaşılmaları ve bu becerilerini geliştirme fırsatı bulmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Gerekli durumlarda da çocuğun ve ailenin danışmanlık hizmeti almak için bir uzmana yönlendirilmesi problemlerin daha büyük bir hale gelmeden çözülmesi konusunda yardımcı olacaktır.

Fethiye Şenel

 

EĞİTİMPEDİA

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber