Bu haber kez okundu.

Öğrenilmiş çaresizlikler

 

Bilge bir öğretmen öğrencilerini etrafına toplar ve

“ Şimdi herkes defterinin bir sayfasına yapamayacağını düşündüğü her şeyi yazsın” der.

Öğrenciler, düşüne taşına yapamayacaklarına inandıkları her şeyi sıralamaya başlarlar.

Nice zaman sonra çocuklar yazacaklarını bitirir.

Ve bilge öğretmen;

“Şimdi yazdığınız o sayfayı defterinizden yırtın ve masadaki bu kutunun içerisine atın” der.

Çocuklar büyük bir keyifle, o sayfayı yırtarlar ve kutuya atarlar.

Öğretmen kutuyu alır ve çocukları okul bahçesine çıkarır.

Bahçede küçük bir çukur kazar ve çocukların yazdıklarını o çukura boşaltır.

Ve ardından kâğıtları yakar. Kalan küllerin üzerini toprakla örterek gömer.

 

 

Ben bunu yapamam

 

Bu sınavı kazanamam.

Topluluk karşısında konuşamam.

Kilo veremem.

Yüzmeyi öğrenemem.

Araba süremem.

Spor yapamam.

Uçağa binemem.

Matematiğe kafam basmaz.

Kendi elbiselerimi kendim alamam.

Adres soramam.

Sizin listenizde neler olurdu acaba?

Oysa birisi bir işi yapabiliyorsa, siz de yapabilirsiniz.

Önemli olan, onun nasıl yaptığıdır.

Siz de aynı şeyleri yaparsanız aynı başarıya ulaşabilirsin.

İnsanlar arasındaki fark kapasite farkı değildir.

Kapasitelerini kullanabilme farkıdır.

Bunu da insanların inançları belirler.

Yani ne sizin için mümkün, ne değil.

 

Aynı şeyleri yaparsanız aynı sonucu alısınız.

 

Eğer bir işi bir defa denediniz yapamadıysanız ve bir daha yine eski stratejinizle denerseniz yine yapamayacağınızı garantilersiniz.

Ve sonuçta; nurtopu gibi bir öğrenilmiş çaresizliğiniz olur.

Bir defa topluluk karşısına çıkmış ve eliniz ayağınız birbirine dolaşmış; soğuk soğuk terler dökmüş ve bir an önce oradan kurtulmaya çalışmışsanız…

Bir sınava hazırlanıp sonuç hüsran olmuşsa…

Karnenizde 1’ler 2’ler kolkola girmiş kolbastı oynuyorsa…

Bu durumu iki şekilde değerlendirirsiniz.

1-Ben bu işi yapamam.

Bu çaresizliğin ta kendisi.

2- Bir şeyleri eksik ve yanlış yapıyorum galiba; eksikliklerimi tamamlayım, yanlışlarımı düzelteyim. Sonuçta bunu ben de yapabilirim.

Bu bakış açısı ise bir olumsuz deneyimi öğrenmeye çevirmedir.

Çünkü aynı şeyleri yaparsanız aynı sonuçlara ulaşırsınız.

Farklı sonuçlar için farklı şeyler yapmak zorunludur.

Çoğumuz, olumsuz deneyimlerimizi yaşamımızda bizi sınırlayan engeller olarak beynimize kaydederiz.

Çünkü geçmişten gelen beyin programlarımız, düşünce tarzınız otomatik pilota bağlanmış gibi bizi bu sonuca götürür.

Size sınırlayan bu inançlarınızı; öğrenilmiş çaresizliklerinizi kırmak için size yeni bir program, yeni bir düşünce tarzı gereklidir.

 

Hiç düşündünüz mü; ‘acaba kaç tane öğrenilmiş çaresizliğiniz var?’

Acaba, yapabileceğiniz halde; yapamayacağınıza inandığınız ve bu nedenle kullanamadığınız ne kadar yeteneğiniz var?

Oturup sakin bir kafayla, yaşamınızda size sınırlar oluşturan bu sanal engellerin listesini çıkarmayı hiç denediniz mi?

Evet, bunu yapmak; kendi gerçeklerimizle yüzleşmek; gerçekten cesaret istiyor.

Ama bu cesareti göstermeyi daha nereye kadar erteleyeceğiz?

Ben, bunu yapamam.

Buna yeteneğim yok.

Bunu beceremem.

Böyle düşündüğünüz işleri yapabilmiş olsaydınız yaşamınızda neler farklı olurdu?

NLP alanında çalışmaya ilk olarak, bu konuda kendi listemi hazırlayarak başlamıştım.

Uzun bir liste olmuştu.

Listede ilk sırayı; ‘ben toplum karşısında konuşamam’ maddesi almıştı.

Listede neler yoktu ki?

Bazılarının gri beyin hücrelerinden “Yenge de var mıydı o liste de?” diye bir soru geçiyordur.

 “Benim yaptığım listede olmaz” diyen babayiğit varsa bir adım ileri çıksın da göreyim.

Peki, zihnimizdeki bu sınırları nasıl kırabiliriz?

 

1- Zihinsel canlandırma

 

Zihinsel canlandırma, bir bilgiyi öğrenmemizde ve o bilgiyi kullanabilecek yeteneği kazanmamamızda çok etkilidir.

Yapabileceğimiz halde, yapamayacağımıza inandığımız herhangi bir işi, zihnimizde görselleştirmek; yani o işin başından sonuna kadar yapabildiğimizin görüntülerini görmek ya da filmini izlemek; sınırlayıcı inancımızı etkisiz hale getirmede ve olumlu; bizi güçlendiren, destekleyen inançlarımızı güçlendirmede faydalı olur.

Zaten bunun tam tersini yapmıyor muyuz?

 

2- Pozitif telkin

 

Telkinler, kendi kapasitemizi kullanmamızda çok etkilidir.

Çünkü insanlar, telkinlerle kendilerini aşarlar ve açarlar, telkinlerle kendilerini kilitlerler ve sınırlarlar.

Zihninizde yapmak istediğiniz işin filmini oluştururken, işitsel olarak da kendinize, “Evet ben de bu işi yapabilirim, ben de başarabilirim” gibi beyni olumluya yönlendiren telkinlerde bulunun.

Öğrenilmiş çaresizliklerimizi oluştururken bunun tam tersini yapmıyor muyuz?

 

3- Tekrar

 

Bir bilgiyi hafızaya en güçlü kaydetmek için ne yapmalıyız?

“Tekrar etmek.” dediğinizi duyar gibiyim.

Neyi tekrar ederseniz ona inanırsınız.

İyi şeyleri tekrar ederseniz iyi şeylere inanırsınız.

Ve neyi tekrar ederseniz onu tazeler, güçlendirir ve büyültürsünüz.

İnançlarımız gibi duygularımızda aynı kuralla işler.

Yani hangi duyguyu tekrar ederseniz o duyguyu pekiştirir, güçlendirir ve büyültürsünüz.

Bu noktada, önemli bir değişim daha olur.

Güçlendirdiğiniz duygu ve inancın tam tersi duygu ve inançlar çöker, zayıflar ve etkisiz hale gelir.

Zihninizde canlandırdığınız ve pozitif telkinlerle desteklediğiniz çalışmayı ne kadar tekrar ederseniz, o yönünüz o kadar gelişir, güçlenir ve etkili hale gelir.

Zaten bunun tam tersini de bıkmadan usanmadan tekrar etmiyor muyuz?

Sözü, bu konuyu çok çarpıcı anlatan bir reklam sözü ile sonlandırayım:

Impossible is nothing!

Ne anlama mı geliyor?

 

rehberliksitesi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber