Bu haber kez okundu.

Öğrencilerin İradesini Ölçmek: Dijital Çağa Yönelik bir ‘Marshmallow Testi’

Yıllar sonra, hazzı ertelemeyi ve kendilerine sunulan ikramı anında yemeye direnmeyi başaranların, daha iyi sınav sonuçları aldıkları, daha yüksek eğitim başarısı elde ettikleri ve yetişkinlikte daha fazla özgüven ve stresle baş etme kapasitesi geliştirdikleri belirlendi. Marshmallow testinin nasıl yapıldığını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz:

Bugün farklı psikoloji araştırmacıları, günümüz dünyasının “beyin şekeri” kabul edilen dijital araçlara (YouTube videoları, instagram ve Angry Birds gibi oyunlar) direnme konusunda okula giden çocukların iradeleri üzerine yeni bir test geliştirdi. Bu test her ne kadar eğitime yönelik hazırlanmış olsa da ve hiçbir tatlı ya da benzeri ödülü içermese de, bazıları buna “dijital marshmallow testi” diyor.

Bu bilgisayar temelli test, öğrencilere matematik çalışmak ile video izlemek ya da bir video oyunu oynamak arasında bir seçenek sunuyor. Test, Pennsylvania Üniversitesi’nden araştırmacı Brian Galla ve psikoloji profesörü Angela Duckworth ile Notre Dame Üniversitesi’nden Sidney D’Mello tarafından iradeyi ölçmek için daha iyi bir araştırma aracı olarak yaratıldı. Araştırmacılar bu yeni aracın, öğrencilerdeki akademik başarıyı geliştirme yolları ile ilgili çalışmaları geliştireceğini umut ediyor.

Testin içeriğindeki görev, marshmallow deneyinden oldukça farklı. Ancak yine de her ikisi de iradenin altında yatan süreçleri anlamamıza yardımcı olan önemli birer araştırma araçları. Ve her ikisi de, insanların ne söylediklerini ya da ne yaptıklarını düşündüklerini değil, aslında nasıl davrandıklarını ölçme olanağı veriyor.

Dijital Dikkat Dağıtıcılar Karşısında İrade

Araştırma ekibi iradeyi belirlemek için standart bir yola ihtiyaç duyuyordu, ancak varolan ölçme araçlarının çoğu anketlerden oluşuyordu ve bunlar da taraflı sonuçlar verebiliyordu. Onlar da, akademik çabayı ölçmek için davranışsal tepkileri kullanan bir görev tasarladılar. Uzun vadede faydalı ancak yapıldığı anda can sıkıcı olan – özellikle daha zevkli olan ve daha az çaba isteyen dikkat dağıtıcılara oranla – akademik görevler üzerinde gayretle çalışmak…

Testin altındaki mantık şu: Matematik gibi pek çok farklı konu ya da becerilerde, akıcılık ve ustalık kazanma süreci çok fazla pratik içerir. Ayrıca “insanların son derece önemli olduğunu bildiği ama yine de çok sıkıcı olarak algılanan sıkı bir çalışma” gerektirir.

Örneğin matematikte çarpım tablosunu çalışmak, denklem çözmek ve bunu tekrar ve tekrar ve tekrar yapmak… Bu çalışma daha karmaşık sayısal bilgi edinmek için hayati değer taşır. “Ancak dijital çağda odaklanmak çok zor” diyor araştırmacılardan D’Mello. Psikolojik bir dille anlatmak gerekirse, öğrenciler sıkıntının üstesinden gelmek ve daha eğlenceli bir şey yerine ödevlerine konsantre olmak için duygularını ve dürtülerini “regüle etmek” gerekliliği ile karşı karşıya kalıyorlar.

Bu beceriyi, gerçek hayatı taklit eden bir senaryonun içinde ölçmek için D’Mello, ikiye bölünmüş bir bilgisayar ekranı arayüzü tasarladı. (Demo için tıklayın) Sol tarafta öğrenciler, bir dizi sıkıcı matematik becerisi geliştirme problemi yapmayı seçebiliyor. Sağ tarafta ise Tetris oynayabiliyor ya da eğlenceli YouTube film fragmanı videoları ve spor özetlerini izleyebiliyor.

Testin Sonuçları

Galla, Duckworth ve arkadaşları, testi, Philedelphia’da iki büyük ve etnik çeşitlilik gösteren lisede gerçekleştirdi. 2013 yılının başında tam 921 öğrenciyi test ettiler. Öğrencilere istedikleri kadar ve yapabilecekleri en yüksek hızda, 4 dakikalık peş peşe 5 seans şeklindeki matematik problemlerini cevaplamaları söylendi. Öğrencilere ne zaman isterlerse video izleme ya da oyun oynama molası verme hakkı verildi. Ayrıca temel matematik becerisi alıştırmaları yapmanın gelecekteki problem çözme yeteneklerini geliştirebileceği bilgisi verildi.

Toplamda, öğrenciler zamanın yarısını ortalama 244 problem çözerek matematik becerisi geliştirmeye harcadı. Görev üzerindeki genel performans, tıpkı psikologların teorisinde olduğu gibi, tutarlı bir biçimde, dürüstlük, irade ve dayanıklılık gibi bireysel farklılıklarla (ki bunlar anketler aracılığıyla daha önceden belirlenmişti) bağdaşıyor.

Daha fazla matematik problemi çözen çocuklar, matematik ve okuma testlerinden daha iyi sonuçlar alırken genellikle sene kaybetmeden mezun oluyorlardı. Matematik problemlerini çözmeye 17 dakikadan daha fazla zaman ayıran öğrencilerin yüzde 98′i başarılı bir şekilde mezun oldu. Matematiğe 4 dakika ya da daha az zaman ayıranlarda ise bu oran yüzde 95. Her ne kadar arada küçük bir fark olsa da, araştırmacılar zeka, cinsiyet, etnisite, matematiğe ilgi gibi diğer faktörlere göre ayarlamalar yapmalarına rağmen bu farkın devam etmesi ilgi çekici.

“Bu test, bilişsel yetenek ya da sosyoekonomik statü gibi başarıları tahmin etmemizi sağlayan şeylerin ötesinde bilgiler veriyor” diyor araştırmacılar. Yani akademik başarı için sadece IQ ya da zeka değil, irade de önemli. Ancak IQ’dan farklı olarak, araştırmacılar okul ödevlerinde iradenin öğretilebilen ve geliştirilebilen bir beceri olduğuna inanıyor.

Göreve Odaklanmak

Sonuçların arasında bazı sürprizler de var. D’Mello, “Tüm zaman boyunca bazı insanların sadece matematik problemi çözmesine çok şaşırdım” diyor. “Oldukça zor bir görev verdik. Açıkçası ben yapamazdım.” Bir süper çalışkan öğrenci tam 966 problem çözerken, birkaç öğrenci de hiç problem çözmedi.

Öğrenciler dikkat dağıtıcılara direnmek için çok çeşitli taktikler kullandılar. “Bazıları bunu kendileri için bir oyuna dönüştürdüler” diyor Galla. “Böylece 4 dakikada kaç problem çözebileceklerini görmek istediler.” Diğerleri bir molaya ihtiyaç duyana kadar matematikle uğraştı, sonra da eğlenceli şeylere geçtiler – ki bu oldukça “sağlıklı” bir davranış. “Hepimiz biliyoruz ki mola vermenin avantajları var. Sadece eğer bunu çok fazla yaparsanız, o zaman sorun var demektir” diyor D’Mello. Araştırma ekibi öğrencileri 6 yıl boyunca izlemeye ve test sonuçlarını güncellemeye devam edecek.

“Hepimiz eğitimin geleceğini görmekten heyecan duyuyoruz” diyor D’Mello. “Araştırmamızın amacı, bugün öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini görmek. Okulda öğretilen her şey eğlenceli ve kolay değil. Bu yüzden “sıkıcı ama önemli” olanın üzerinde durduk.”

Kişin eğitim felsefesine bağlı olarak bir insanın hayatta yapmak istediği bir şeyi başarması için her insanın çalışkan olması gerekmiyor elbette. Kariyer ya da proje, ne kadar ilham verici olursa olsun her iş bazen dikkat dağıtıcılara karşı iradeyi gerektirir. Çalışkanlık, akademik başarıya katkıda bulunan bağımsız bir faktör olsa da, katkılardan sadece bir olduğu unutulmamalı. Ve bu özellik asla tek başına başarının belirleyicisi değil, çünkü başarıda rolü olan pek çok başka faktör bulunuyor.

Kaynak: http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/09/measuring-self-control-a-marshmallow-test-for-the-digital-age/

(Yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir.)

 

EĞİTİMPEDİA

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber