Bu haber kez okundu.

Karne korkusuyla neden ölümü seçiyorlar?

Kaynak: ntv.com.tr'den

Tülay Karabağ'ın haberine göre sınav sonuçları açıklandıkça, karneler alındıkça sonuçtan memnun olmayan çocuklar durumu kabullenmekte zorlanıyor. Ve hatta küçük bedenlerini ölüme sürükleyecek yöntemlere baş vuruyor. Geçtiğimiz hafta Bursa’da TEOG sınavı puanlarının düşük olduğunu gören Ayşe Berrin Yılmazlar, evinin banyosunda kendisini bornoz kemeriyle kalorifer borusuna asarak yaşamına son verdi.

Benzer bir olay da dün Kayseri’de meydana geldi. Derslerinin kötü olduğu iddia edilen 13 yaşındaki S.C.K., karne almaya bir gün kala kendisini iple asarak hayattan koptu.

NEDEN ÖLÜME YÜRÜYORLAR?

Peki henüz hayatlarının baharında olan çocuklar, ölüme nasıl bu kadar kolay gidebiliyor? Çocukların karne ve sınav stresiyle başa çıkamayıp hayatlarına son vermeleri, dikkatleri bir kez daha “gözden kaçırılmış çocuklara” ve ders notlarına yüklenen aşırı anlamlara çevirdi.

Yarıyıl tatilinin gelmesiyle birlikte çocukları da karne korkusunun sardığını belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Emine Zinnur Kılıç, altta yatan depresyon, kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği gibi psikolojik sorunların varlığına işaret ediyor.

“KARNE KORKUSU BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLADIR”

Karne veya sınav korkusunun tek başına intihar nedeni olmadığını vurgulayan Kılıç, “Altta yatan psikiyatrik bir sorun varsa buna bir de aile iletişimindeki aksaklıklar ve alile baskısı eklenince tablo bu hale gelebiliyor. Yani karne veya sınav korkusu tek başına intihar sebebi değildir, ancak böyle durumlarda karne veya sınav korkusu bardağı taşıran son damladır” dedi.

Kılıç’ın ifadesiyle; başarısız karnelere veya sınav sonuçlarına gösterilen aşırı tepkiler, altta yatan depresyonu veya kaygı bozukluğunu tetikliyor, alilerin baskıları da eklenince intihar vakaları görülebiliyor.

Başarısız sonuçlara verilen aşırı tepkilerin çocuklarda ters etki yaratabildiğini söyleyen Kılıç, kötü karne karşısında aile tutumunun çok önemli olduğunu ifade etti. “Ders notları çocukların gelecekte nasıl bir birey olacaklarının göstergesi değildir” diyen Kılıç, “Eğer çocuğunuzun belli bir dersten notu düşükse bu, o dersi öğrenmeyle ilgili bir problemin göstergesi olabilir. Notlar velilerin çocuklarının okuldaki gelişimi ile ilgili haber almasının bir aracıdır” şeklinde konuştu.

DÜŞÜK NOTLARIN SEBEBİ İYİ ARAŞTIRILMALI

Çocukların okul başarısını etkileyen en önemli nedenin dikkat sorunu olduğunu söyleyen Kılıç’a göre, karnedeki düşük notların neden kaynaklandığı iyi belirlenmeli. Ve tabii ki burada en önemli görev de ailelere düşüyor:

“Dikkati toplama ve yaptığı işe yönlendirme sorunu olan çocuklar hem okulda dersleri takip etmekte hem de evde ders çalışmakta güçlük çekerler. Dikkat sorunlarının en sık görülen nedeni dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur. Ancak çocuğun yaşadığı tüm bedensel ve ruhsal sorunlar dikkati etkiler. Uykusuzluk, açlık, bedensel hastalıklar dikkat bozukluğu yaratabilir. Buna ek olarak ruhsal stresler, kaygı, korku, depresyon gibi faktörler de çocuğun dikkatini dağıtır ve okulda ya da evde derse odaklanması gereken durumlarda bunu başaramamasına neden olur. Bu yüzden eğer ders başarısında genel bir düşüklük varsa dikkatini toplamakta zorlanmasının nedenleri araştırılmalıdır.”

ÇOCUK ÇALIŞIYOR AMA BAŞARILI OLAMIYORSA…

Düşük notların bir başka nedeninin de sınav kaygısı olabileceğine işaret eden Kılıç, “Bu çocuklar çok çalıştıkları halde sınavlarda aşırı derecede stres yaşayan ve bu yüzden bekledikleri başarıyı gösteremeyen çocuklardır. Sınav kaygısı diğer kaygı bozukluklarına sıklıkla eşlik eder. Bu nedenle de yalnızca sınav kaygısı açısından değil genel olarak ruhsal sorunların varlığı açısından da incelenmesi gereken bir durumdur” dedi.

AİLENİN TUTUMU NASIL OLMALI?

Psikiyatrist Kılıç’a göre, karnenin, bir problem çözme yaklaşımı içinde incelenmesi gerekiyor: “Nasıl ki bir problem olduğunda bu probleme duygusal yaklaşmak, sinirlenmek, üzülmek bir çözüm getirmezse aynı şey karnedeki düşük notlar için de geçerlidir. Yapılması gereken şey, mantıklı ve sıralı düşünerek çözüm yolları aramaktır. Öncelikle düşük notların nedeni üzerinde düşünülmeli, sorunun ne olduğu anlaşılmalı sonra buna yönelik çözüm yöntemleri araştırılmalı ve işleme konulmalıdır.”

"SUÇLAYICI YAKLAŞIMLAR GENELLİKLE TERS TEPER"

Kötü karne veya kötü sınav sonucunun tek suçlusunun çocuk olmadığı unutulmamalı. Suçlayıcı yaklaşımın ise zaten işe yaramadığını ve genellikle ters teptiğine vurgu yapan Psikiyatrist Prof. Dr. Emine Zinnur Kılıç’ın, ailelerin çocuklarıyla iletişimlerine yönelik değerlendirmesi ise şöyle:

"KORKUTMA, KAYGIYI ARTIRIR VE ÇÖZÜM GETİRMEZ"

“Ebeveynler açıkça beklentilerini dile getirmeli ve buna ilişkin yollar bulması için çocuklarını teşvik etmeli, kendi fikirlerini söylemeli, ne şekilde yardım edebileceklerini sormalıdır. Dikkat toplama ve derse odaklanma sorunu ya da motivasyon düşüklüğü varsa bunun nedenlerinin araştırılması için çocuk psikiyatristine başvurulabilir. Cep telefonu, internet gibi araçların çocukların dikkatini dağıttığı bir gerçektir. Bu nedenle bu araçların kullanımında kısıtlamaya gidilmesi bir yöntem olabilir. Belli dersleri öğrenme ile ilgili sorunlar olduğunda bu derslerin takviye edilmesi yöntemine gidilebilir. Çocukların başarısını artırmanın yolu eleştirmek değil yol göstermek, destek olmak ve motive etmektir. Eleştirilerin ve korkutmaların kaygıyı artıracağı ve çözüm getirmeyeceği unutulmamalıdır.”

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber