Bu haber kez okundu.

Herkes Çocuk Gelişiminden Anlasaydı Ne Olurdu?

Acaba herkes çocuk gelişiminden anlasaydı, çocukların hayatı nasıl olurdu? Eğitimde nasıl değişiklikler meydana gelirdi? Yaşamlarının bu benzersiz dönemi, çevrelerindeki yetişkinler tarafından tam olarak anlaşılsaydı, çocukların yaşamları ne kadar sağlıklı olurdu?

Çocuklarla karşılaştığım birkaç durumdan bahsetmek istiyorum size:

7 yaşında bir çocuk çilekli tartını bir silah şeklinde ısırdığı için okuldan uzaklaştırıldı. (Gerçekten bunu nasıl yapabildiler?)

Proje bazlı öğrenme ile ilgili bir tweet’ime bir anne, oğlunun fen dersindeki bu “saçmalığa” nasıl karşı çıktığını anlattığı bir yorum yazdı.

Kızı DEHB olan bir anne, sürekli bir şeyleri unuttuğu için kızının teneffüse çıkarılmaması konusunda benden yardım istediği bir mail gönderdi.

İlkokul öğrencilerinin öğlen yemeklerinde konuşmasına izin verilmemesi ile ilgili pek çok hikaye duyuyorum ve okuyorum.

Bir anne bana, çocuğunun bilgisayar sanatlarına ilgi duymasını tercih ettiğini çünkü bunun etrafı geleneksel sanattan daha az kirlettiğini ve dağıttığını söyledi.

Çocuk gelişiminden anlayan herkes, çocukların en iyi, algıları tamamen meşgul olduğunda öğrendiklerini bilir. Bir bilgisayar mouse’unu kullanmak ve bir ekranda görüntülerin dönüşümünü izlemek, bir resim fırçasını ya da her iki elini bir renk havuzunun içine daldırmaya ve onu emiciden su geçirmeze çeşitli dokular üzerinde yumuşaktan hızlıya değişen hareketlerle sürmek ile kıyaslanamaz bile. Ya da oyun hamuru veya kil yoğurmanın ve şekillendirmenin verdiği tatmin ve keyif ile yarışamaz. Ya da küçücük parmaklarla büyük, dolgun ve insana umut vadeden bir pastel boyayı kavramanın ve sadece morun yedi farklı tonuyla mümkün olan kendini ifade etmeye derin bir dalış yapmaya benzemez.

Çocuk gelişiminden anlayan herkes – tıpkı her okuldaki öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin anlaması gerektiği gibi – teneffüse çıkarmamanın sadece nafile bir çaba olduğunu değil (çünkü caydırıcı bir etkisi yok), aynı zamanda zalimlik olarak görülebileceğini bilir. Fiziksel aktivitenin değerini anlamak içim şimdiye kadar çocukluk obezitesi sorunu ile ilgili yeterince fazla şey duyduk. İnsanoğlunun – özellikle çocukların – hareket etmeye ihtiyacı var. Hareket etmeden ne beden ne de beyin, en iyi şekilde çalışamıyor. Hatta aslında 10 dakikadan daha uzun bir süre oturmak, yorgunluğu artırıyor ve konsantrasyonu azaltıyor. Fiziksel aktivite ise stresi azaltıyor. Stres, bugün gereğinden fazla çocuğun birlikte yaşamak zorunda kaldığı bir şey maalesef. Ve genellikle de hayatlarındaki yetişkinlerin çocuk gelişiminden anlamamalarından kaynaklanıyor.

Yukarı da bahsettiğim anne, durumu kabullenmemiş ve kızının yaşadığı durumu okuldaki müdüre ve öğretmenlere taşımış. Ancak kurallara uymayanlara teneffüs yasağı verilmesi kuralları konusunda hiçbir istisna yapılamayacağı cevabıyla karşılaşmış. Bu kurallar arasında sınıfa hazırlanmadan gelmek ve ders sırasında tuvalet molasına çıkmak da yer alıyor! Bu anneye, bir teneffüs yasağından daha caydırıcı hiçbir şey düşünemediklerini söylemişler. (Yine aynı şeyi söylüyorum: Gerçekten bunu nasıl yapabildiler?)

Konu proje bazlı öğrenme olduğunda, kendi okul yıllarında özenle dizilmiş sıralarda tüm gün ve her gün oturmaya zorlanmış olan yetişkinler bu yaklaşımı büyük ihtimalle “saçmalık” olarak görüyorlar. Onlar bilgilerin kendilerine, sadece sınavlarda dışarı çıkarabilmeleri için zorla verildiği bir dünyaya alışıklar. Ancak çocuk gelişiminden – ve beyin tabanlı öğrenmeden – anlayan herkes, kişinin ilgi alanlarının peşinden gitmesinin daha gerçek ve derin bir öğrenmeyle sonlandığını bilir. Sorgulama bazlı öğrenme yaklaşımları, zihni ve ruhu harekete geçirir. Çocuklarımıza, şimdi ve gelecekte, her sorunun tek bir cevabı olduğu beklentisinden çok daha fazla fayda sağlar.

Ya öğle yemeğinde birbiriyle konuşmaları yasaklanan çocuklar? Birkaç yıl önce bu duruma şahsen şahitlik ettim. Yetişkinler çocukların başında ayakta nöbet tutuyorlardı. Benim “tuhaflık ve delilik” olarak gördüğüm şeyin aslında bu çağda sık görülen bir uygulama olduğunu keşfettiğimde dehşete kapılmıştım. Ve merak ediyorum böyle eğitilen çocuklar iletişim kurmayı öğreniyor mu? Toplumun bir parçası olmayı nasıl öğreniyorlar? Elbette derslerde gözlerini, ellerini ve düşüncelerini kendilerine saklamak zorunda kaldıkları sınıflarda değil. Çoğunlukla sessiz olmaya zorlandıkları ya da tehdit edildikleri sınıf ile yemekhane arasındaki yolda da değil. Gün içinde kim bilir belki de çıkma hakkı elde edebilecekleri uzun bir teneffüste de değil. Okul çıkışlarında, benim çocukluğumdakinden çok farklı olarak çocukların çoğunun ekran türlerinden herhangi birine kenetlendikleri mahallerinde de değil. Bu tür ortamlarda sosyal gelişim nasıl hayat bulacak peki? Acaba artık bir çocuğun büyüdüğünü ve birdenbire etkin bir şekilde iletişim kurmayı ve işbirliği yapmayı kendi kendine biliverdiğini mi düşünüyoruz? Ve toplumun bir parçası olmayı?

Bir süre önce, BAM radyo kanalında yayınlanan “Çocuk Gelişimi Hakkında Öğretmenlerin Bilmesi Gerekenler” isimli bir tartışma programına katılmıştım. Çoğu insan, öyle tahmin ediyorum ki, çocuk gelişiminden anlamanın bir öğretmen olmanın standart gerekliliklerden biri olmadığını öğrendiklerinde şaşıracaktır. Belki de şaşırmazlar. Belki de çoğu insan, öğretmenlerin neleri bilmesi gerektiğine karar verenler de dahil, çocukların nasıl geliştikleri (sadece bilişsel olarak değil, aynı zamanda sosyal, duygusal ve fiziksel olarak) ile nasıl öğrendikleri arasındaki tartışmasız bağdan haberdar bile değiller.

Öğretmenlerin ve okul yöneticilerin çocukları hiç tanımadıkları izlenimi yaratan kararlar aldıklarını gördüğümde ya da böyle hikayeler duyduğumda, herkes çocuk gelişiminden anlasaydı her şey nasıl da farklı olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. En erken okul deneyimlerinde şaşkına dönen, hayal kırıklığına uğrayan ve hatta tamamen yıkılan küçük çocuklarla ilgili hikayeler duyduğumda, keşke herkes çocuk gelişiminden anlasaydı diyorum kendi kendime. Sonra da aklıma şu soru geliyor: Her eğitimcinin ve okul yöneticisinin zaten anlaması gerekmiyor mu?

Bu yazı BÜMED MEÇ OKULLARI tarafından desteklenmektedir.

Kaynak: http://www.huffingtonpost.com/rae-pica/what-if-everybody-underst_b_3021900.html

\"meclogo1\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber