Bu haber kez okundu.

Disiplin sağlamakta zorlanıyor musunuz?

 Disiplin bir alışkanlıklarımızın devam ettirmektir. Toplumun diğer bireylerinin kendi kurallarını benimsetmek için alınan önlemdir. Bununla birlikte, bireysel hak ve özgürlüklerin sınırlanmadığı, doğallığın ayıplanmadığı, kişiler arası ilişkileri düzenleyen, yetenek gelişiminin sağlandığı, sorumlulukların paylaşıldığı ilke ve kurallar bütünüdür. Amerikalı girişimci, yazar ve filozof disiplin ile ilgili ‘’Tahsilli bir adam ile, tahsilsiz bir adam arasındaki fark, bir meselenin esaslı noktalarını kavramak hususunda kendini gösterir. Tahsilden elde edilecek en büyük istifade, disiplinli bir kafaya sahip olmaktır.’’ Diyerek disiplinin önemini bu denli açık bir şekilde ifade etmiştir. Ailelerin en çok zorlandıkları konulardan birisi de disiplindir. Genellikle anne-baba bu konularda zıtlaşabiliyor, farklı düşünürler. Çocuk ise kontrol ve denetim uygulamalarında disiplin uygulamasını kırmak istiyorsa diğer tarafa yanaşır. Ortak bir disiplin dili oluşturamayan ailelerde çocuklar bu konuyu istismar edebilirler. Bu olumsuz durum devam ettiği müddetçe çocuklar ailede disiplini kıran bir kaos ortamı oluşturabilirler.

Ebeveynler olarak çocuğa ortak bir mesaj vermeliyiz herkes rollerinin ve statülerinin farkına varmalıdır çünkü anne-baba ve çocuk arasında sağlıklı ve düzenli bir iletişim olmaması halinde çocuğun anne-babayı dinlemesinin ve çocuk ile iş birliği içerisine girmesinin mümkün olmadığını görmekteyiz. İş birliği içerisinde olan ailelerin disiplin konusunda yapmaları gereken ise çocuklarının olumlu davranışlarını desteklemeleri, olumsuz davranışları ise düzeltmeye çalışmalarıdır. Anne-baba olarak çocuklar üzerinde disiplin kurmanın en önemli yolu etkili bir iletişimdir.Etkili bir iletişim ise belirli kriterleri beraberinde getirmektedir.

Bunlar ;
I. Koşulsuz Sevgi: Her anne-baba çocuğunu çok sever ve onun için tüm fedakarlıklara katlanır. Fakat sevgi Koşulsuz olmalıdır. "Eğer derslerindeki bu basarisiz durum böyle devam ederse korkarım sana olan sevgim azalacak." gibi iletişim örnekleri kurulur ise yanlış davranılmaya başlanmış demektir. Çünkü sevgiyi belli koşullara bağlayarak disiplin sağlanamaz. Hatta istenmeyen davranış, zaman içinde daha da pekiştirilmiş olur.
II. Beş Temel Özgürlüğün Yaşanması: Doğan Cüceloglu'nun ünlü terapist Virginia Satir'dan aktardığı ve her bireyin doğuştan bu özgürlüklere sahip olması gerektiğini söylediği bu temel özgürlükler şunlardır:

1. Bir şeyi isteme ve reddetme özgürlüğü: Çocuk, kendi arzusuna göre bir yemeği yeme ya da yememe özgürlüğüne sahiptir. Fakat bunun yanında vermiş olduğu bu kararın sorumluluğunu da taşımalıdır. Yemeğini yemediği zaman diğer öğün zamanına kadar ona birsey verilmeyeceğini bilmeli ve ona uygun davranmalıdır.

2. Etrafında olan bir şeyi görme ve işitme (algılama) özgürlüğü: Kimi zaman ebeveynler çocuklarında o anda oluşan olumlu bir gelişmeyi görmek yerine, geçmişte olmuş veya gelecekte olabilecek bir olumsuzluğu göz önüne getirmeye çalışırlar. Ailenin "Evet, su anda derslerinde önemli bir ilerleme kaydetmiş durumdasın; ama çalışmayı azaltırsan notların hemen düşecektir, unutma." gibi yollarla iletişim kurması çocuğun motivasyonunu kırar, performansını düşürür.

3. Duygularını olduğu gibi ifade etme özgürlüğü: Çocuklar, dönem dönem yaşanan olaylara karsı yetişkinden farklı duygusal tepkiler gösterebilirler. Ebeveyne göre hiç komik olmayan bir şey onu güldürebilir ya da tam tersi, ağlatabilir. çocuğun bu duygusal tepkileriyle alay etme, önemsememe veya reddetme davranışları içine giren anne-babalar yanlış davranmış olurlar. Çünkü çocuğun, bu duygularını ifade etme ve saygı görme özgürlüğü olmalıdır. Aksi takdirde çocuğun da anne-babasının duygularını anlamaya ve dinlemeye özen göstermesi beklenemez.

4. Düşüncelerini olduğu gibi ifade etme özgürlüğü: Çocuklar istedikleri konu ile ilgilenme ve konu üzerinde istedikleri zaman düşünme özgürlüğüne sahip olmalıdırlar. Bu Düşüncelerini de algıladıkları biçimi ile ifade edebilmelidirler. Anne-babalar "Haydi, misafirlere dünkü gezi ile ilgili neler düşündüğünü anlat!" dedikleri zaman çocuk bu konu ile meşgul olmak istemiyorsa zorlama ve baskı ile karsılaşmamalıdır.

5. Var olan potansiyelini kendi istediği yönde geliştirme özgürlüğü: Anne - babalar, kimi zaman çocuğun küçük yaslarda iken ne ile, Nasıl oynayacağına, resmini hangi renklerle boyayacağına karar verme aşamasında yönlendirme yaparlar. Tabi" bu yönlendirmelerin çeşidi ve konusu çocuğun yası ilerledikçe değişimler gösterir. Çocuk büyüdükçe meslek seçimi hatta es seçimi konularına kadar varabilir. Oysa bu konularda çocuklar özgür bırakılmalıdır. Aksi halde kendini baskı altında hissedecek ve mutsuz olacaktır. II. Aile, çocuğun gelişim dönemi özelliklerini iyi tanımalıdır : Anne- babalar, çocuklarında yas ile beraber değişen fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimleri gözlemektedirler. Bu gelişim alanları ile ilgili olumlu değişimler olabileceği gibi olumsuz değişimler de olabilir. Tabi" bu değişimlerin anne-baba-çocuk iletişimine getireceği farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Aile, çocuğun yasadığı dönemin özelliklerini bilir ise iletişimde çok daha anlayışlı ve doğru davranışlar içine girecektir. Bunun tam tersi durumda ise anne-baba-çocuk iletişimi zedelenebilir.

III. Ödül ve Cezanın Uygulanma Biçimi : Aile içinde kabul gören bir davranışın sonucunda bir öpücük, bir aferin sözü ödül olabileceği gibi pahalı bir oyuncak da ödül olarak kabul edilebilir. Yine ayni şekilde ceza uygulamalarında, sert bir bakış veya bir söz ceza sayılabileceği gibi fiziksel bir tepki de gösterilebilir. Ancak anne-baba bu ödül ve ceza kavramının sınırlarını, derecesini iyi belirlemeli ve uygulamalıdır. Maddi ödüllerin ve fiziksel cezaların sik kullanılması disiplin ilkelerine pek uygun olmayacak ve bir süre sonra ise yaramayacaktır.

IV. Çocuğa Ev İçinde Belli Konularda Sorumluluk Verilmesi: Anne-babalar çocuklarını birçok konuda ailenin bir bireyi olarak kabul etmelidirler. Ayni zamanda aileler, çocuğun düşünce ve duygularına önem verir- kek ona sorumluluk da vermelidirler. Çocukların, anne-baba is yaparken yardim etme istekleri geri çevrilmemelidir. Ayrıca ev içinde yapabilecekleri görevler Çocukların sorumluluğunda olmalıdır. Örneğin; odasının düzenlenmesi, sofra kurulmasına yardim etmesi gibi. Bütün bu hususların yanında, disiplin kurallarını belirlerken ve bu kararları uygularken ailenin su üç özelliği bünyesinde bulundurması gerekir:
* Anne-babanın uygulanacak kurallar konusunda görüş birliğinde olması.
* Anne-babanın davranışlarında tutarlılık göstermesi.
* Anne-babanın davranışlarında süreklilik göstermesi. Bu üç önemli özellik, disiplin kurallarının uygulama basarisini da belirleyen etmenlerdir. Anne-babadan birinin "yap" dediğine diğeri "yapma" dememelidir. Ebeveynler ayni görüsü paylaşmaya çalışmalı ya da alınan karara uygun davranmalıdırlar. Ayni zamanda disiplin konusundaki uygulamalarında da tutarlı olmalıdırlar. Örneğin; çocuğun gösterdiği bir davranışa bir gün ceza uygularken, bir başka gün ayni davranış görmezlikten gelinmemelidir. Tabi" tüm bunların yanında, alinmiş olan kararların sürekliliğinin sağlanması da çok önemli, fakat oldukça güçtür. Ailenin, disiplin kurallarını belirleyip, uygularken dikkat etmesi gereken önemli noktalar nelerdir? Ayni zamanda çocuk-aile çatışmasında yapılması gerekenler nelerdir?

Bu iki önemli soru ile ilgili cevap ve uyarıları söyle sıralayabiliriz:
* Ebeveynlerin çocuğuyla arkadaşlık ilişkisi kurabilmesi çok önemlidir. çocuğun duygu ve Düşüncelerini dinleyen, kendi duygu ve Düşüncelerini ona aktaran anne-babalar olmak gerekir.
* Zaman zaman çocuklar aile sorunlarının tartışılmasına katılabilir, fikirlerini söyleyebilirler. Bu hoşgörülü ve ayni zamanda da demokratik bir aile tutumunun örneği olacaktır. * Aileler, çocuklarının sosyal deneyim kazanmaları için fırsatlar yaratmalı, arkadaşları ile birlikte zaman geçirebilmeleri için olanak sağlamalıdırlar.
* Ebeveynler, çocuklarının okul basarisi ile ilgili beklentilerini onların yeteneklerine, fiziksel ve zihinsel güçlerine göre ayarlamalıdırlar.
* Anne-babalar, çocuklarını disipline etmeye çalışırlarken onların sadece olumsuz ve cezalandırılması gereken davranışlarını görmekle kalmayıp, olumlu davranışlarını da ödüllendirmelidirler.
* Ailelerce çocuklara ceza verilecek davranış ya da konular çok iyi tespit edilmelidir. Çünkü "Çok konuşuyor. Soru soruyor. Hareketli. Cinsel konulara ilgi duyuyor." gibi anlatımlarla dile getirilen davranışların ceza görmesi, Çocukların ruhsal yaşamlarına zarar verebilir.
* Ebeveynler, cezayı istenmeyen davranışı ortadan kaldırmak üzere uygularlar. Ceza, yapılan davranışın ardından hemen uygulanırsa doğru sonuç verir. Cezanın etkili olmasının belirleyicileri, ebeveyn davranışlarındaki zamanlama ve tutarlılıktır.
* Ayrıca anne-babaların, çocuklarından bekledikleri bir davranışın oluşumunu sağlamak için ceza yöntemini tek basına uygulamaları yetersiz kalacaktır. Bunun yanında çocuklara yanlış davranışın yerine konulması gereken olumlu davranış modelleri de sunulmalıdır. Ceza, çocuğun "ne yapmaması" gerektiğini öğretir. Oysa önemli olan Çocuğa; uygun olmayan davranışın yerine "ne yapması" gerektiğinin öğretilmesidir.
* Anne-baba-çocuk arasında çıkan çatışmalarda çözüm yöntemi olarak demokratik bir yöntem belirlemek en doğru yol olacaktır. Çünkü bu yöntemde kazanan ya da kaybeden taraf yoktur. Yöntem güce dayalı değildir. Demokratik yöntem; dinleme, duyguları ifade etme, işbirliği kurma, karşılıklı güven, sevgi ve saygıyı gerektiren bir süreci anlatmalıdır. *Anne-baba-çocuk arasında çıkan çatışmalar çözümlenmeye çalışılırken kaba ve kırıcı sözler kullanmak oldukça yanlıştır.
* Ebeveynler, çocuklarının yanlış bir davranışı ile karsılaştıklarında bu davranışın gerekçelerini dinlemeyi gözerdi ederler. Oysaki gerekçeler sonuna kadar dinlenmelidir. Aile, hatalı olan davranışa karsı duygu ve Düşüncelerini ifade etmeli fakat diyalogu kesme yoluna gitmemelidir.
* Anne-baba ve çocuğun birbirine güvenmelerinin anlaşmazlığın çözümünde çok etkili olduğu bir gerçektir. Bu noktada aile, çocuğuna ne Koşulsuz güvenmeli ne de güvensizlik saplantısını yaşatmalıdır. Sadece temkinli olmak yeterli olacaktır. I.
* Aile, çatışma esnasında Çocuğa karsı yargılayıcı sözler kullanmamalıdır. Her zaman çok uzun konuşmalardan ve öğütlerden uzak durmalıdır. Gözlenen davranış ne ise onun üzerinde ayrıntılı konuşulmalıdır. Çünkü yargılayıcı sözler ve uzun konuşmalar çocuğun ele alınan konudan çıkarması gereken sonucu yani dersi anlamasını zorlaştırır. Disiplinin amacı, çocuğun kendi davranışlarını düzenlemesini sağlamak, onu kendi kendini denetleyecek bir güce eriştirmektir. Önemli olan çocuğun, anne-baba korkusu ile onların isteklerine göre değil, yerine, zamanına ve koşullara uygun davranmayı öğrenmesidir. Elimizden geldiğince sağlıklı bir aile ortamında disiplinin amacına uygun ebeveyn davranışlarının Nasıl olması gerektiğini aktarmaya çalıştık.

Sevgi ve saygıya dayalı bir aile ortamı içinde çocuğunuzla olan iletişiminize yeni güzellikler katabilmeniz dileğiyle

 

Haber Kaynağı: www.doktorsitesi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber