Bu haber kez okundu.

Çocukta şiddet eğilimi nedenleri ve yapılması gerekenler

Saldırganlık Nedir?


Genelde anne babaların en çok yakındıkları konulardan biri, çocuğun şiddet gösterisidir. Saldırgan olarak tanımlanan davranışlar, genellikle yüksek yoğunlukta ya da şiddette olup, karşı tarafın yani kurbanın acı ve rahatsızlık ifadeleri ile izlenir. Bunlar kasıtlı yapılan zarar verici davranışlardır.


Saldırganlık herkesin gözlemlediği gibi öncelikle gözle görülen bir tepkidir. Akla ilk gelen sert el hareketleridir. Vurma, itme, tekmeleme, tırmalama, ısırma, eşyaya zarar verme gibi fiziksel davranışların yanında küçümseme, küfür etme, alay etme gibi sözlü saldırıları da içerir.


Bunun yanında manevi düzeyde olan bir saldırganlık çeşidi daha vardır: kişinin kendi kendine zarar vermesi. Kişi çoğu zaman kendine karşı zarar verici tutumda olsa da bunun farkında olmayabilir. Örneğin; kendi kendini suçlama, depresyon, olumsuz düşünceler gibi süreçler kişinin iç dünyasında yaşadığı süreçler olduğundan, doğrudan gözlenemez ama kişiye zarar verir. Bu nedenle saldırganlığın çeşitlerini anlayabilmek için dikkatimizi yalnızca görünürde saldırgan olanlara yöneltmemiz yetersizdir. Duygularını uygun zamanda ve şekilde ifade edemeyip bastıran sakin insanlar da gerektiğinde patlama yaşayıp, saldırgan davranabilirler.


Çocuklara saldırgan davranışlarını sınırlamayı ya da kızgınlıklarını çevrenin uygun gördüğü şekilde ifade edebilmeyi öğretemediğimiz durumlarda, çok ciddi uzun dönemli sorunlar yaşayabiliriz. Yapılan araştırmalar, çocukluk döneminde saldırganlık gösterenlerin yetişkinlikte de ciddi psikolojik sorunlarla karşılaştıklarını ortaya koymuştur. Çocuklukta saldırgan davranış ne kadar ciddi boyutta ise, yetişkinlikte karşılaşılan sorunlar da o derece ciddi boyutta olur.


Ailenin duyguları


Anne babalar bu tür sorunlarla karşılaştıklarında genellikle şaşkınlık, bezginlik ve öfke gibi duygular yaşarlar. Diğer aile üyelerinden ve arkadaşlardan alınan öğütler ve bu konuda yazılmış kitaplardan edinilen bilgiler en başta kulağa hoş gelebilir, fakat çocukla oluşan günlük tartışmalar da her nedense etkinliklerini kaybetmiş görünürler.


Saldırganlığın gelişimini etkileyen faktörler:


Çocuğun davranışları genetik mi (yani doğuştan var olan bir dürtünün kaçınılmaz sonucu mu?) yoksa anne baba, öğretmen tutumları, arkadaş ilişkileri, film ve hikaye kahramanları gibi çevresel faktörlerden mi kaynaklanıyor?


Her insanın doğasında saldırgan davranmasını sağlayacak potansiyel vardır. Fakat insanın bunları kullanıp kullanmaması onun kişisel deneyimlerine bağlıdır. Çocuklar ilk deneyimlerini aile ortamında yaşarlar. Yapılan araştırmalar çocuğun kişilik gelişiminde biyoloji ve çevrenin beraber etken olduğunu ortaya çıkarmıştır.


Saldırganlığı bir davranış, bir tepki olarak tanımladıktan sonra, hangi durumlarda yaşandığına bakabiliriz. Bir çocuk hangi durumlarda saldırgan davranışlar içine giriyor?


1) Engellendiklerinde ve Hayal Kırıklığı Yaşadıkları Zaman...


Bir çocuğun yaşamında önlenemeyen ya da gerekli olan bazı kısıtlamalar vardır. Örneğin; çocuk oyun parkına gitmek istediğinde yağmur başlarsa hayal kırıklığını kimse önleyemez. Bunun dışında hastalıklar, kazalar gibi olaylar sürekli hayatımız içinde ve önleyemediğimiz olaylardır. Bir de günlük yaşamın kuralları, can sıkıcı ödevler, akşamları erken yatmak zorunda olmak çocuğun canının istediğini yapmasını engeller ve rahatını bozar.


Ancak hedefimiz; bir çocuğun yolundaki tüm engelleri ortadan kaldırmak, kızgınlıkları önlemek ve tüm dilekleri gerçekleştirmek olmamalıdır. Hatta tam tersi; bazı olaylarla karşı karşıya kalarak kaçınılmaz olan hayal kırıklıklarını yaşayıp, onları hoş gören bir yapı geliştirmesine yardımcı olmaktır.


2) Saldırgan Davranış Pekiştirilirse Ya Da Onaylanırsa...


Saldırgan davranış gösteren çocuklar aynı zamanda girişkenlik özelliğine, yani kendini olduğu gibi ortaya koyma becerisine sahip olan çocuklardır. Eğer çocukların bu girişimci tepkileri ya da istekleri kabul görürse, çocuğun bu davranışı “girişken“ bir davranış olarak sınırlı kalacaktır. Ancak istekleri her zaman yerine getirilemeyeceği için, bu kez aynı istek daha yüksek yoğunlukla tekrar edilebilir. Eğer böyle davrandığında çocuğun istekleri yerine getiriliyorsa çocuk şunu öğrenebilir: “isteklerimin yerine gelmesi için bu denli yoğun tepki vermem gerek.” Örneğin; çocuğun oyun bahçesinde arkadaşını iterek salıncağa binmesine izin verilirse bu, “ben istediğim zaman arkadaşımı itip, salıncağa binebilirim” düşüncesini geliştirmesini sağlayacaktır.


Çocuğun davranış repertuarına baktığımızda, girişken davranış çocuğa aile tarafından kazandırılır, daha sonra varsa küçük kardeş ya da arkadaşlar bu davranışın gelişimine yardımcı olur. Bu nedenle anne baba tutumları da saldırgan davranışı belirler. Örneğin; çocuğun saldırgan davranışını sürekli eleştiren ancak hiçbir şey yapmayan anne babalar da bu durumu pekiştirmiş olurlar.


3) Saldırgan Davranış Model Alınırsa...


Çocuklar izleyerek ve gözlemleyerek de saldırgan davranışı öğrenirler. Örneğin; televizyondaki şiddet içeren filmler, saldırgan anne baba tutumları gibi. Şiddet içeren programların etkisi iki yolla oluşabiliyor. Birincisinde şiddet içeren programın çokluğu insanlarda şiddete karşı bir duyarsızlık oluşmasına neden oluyor. İkincisindeyse, şiddetin sorunları çözmek ve amaca ulaşmak için kabul gören bir yol olduğu düşüncesi uyanıyor, günlük yaşamda saldırgan davranışlar serbest bırakılıyor.


Anne babalar ise doğrudan saldırgan davranışı göstererek (örneğin; vurma, itme, alay etme vb.) ya da onaylayarak (örneğin; TV’deki bir filmde dövüş sahnesindeki kahramanın her vuruşunda sevinç ifadeleri kullanan bir baba aslında burada şiddeti normalleştiriyor) çocuklarına model olabilir.


Tüm bu nedenlere bakıldığında eğer anne babalar çocuklarının saldırgan davranışlar göstermelerini istemiyorlarsa, bu saldırgan tepkilerin pekiştirilmemesi ve bunun yerine duygularını ifade edebilecekleri alternatif davranışların kazandırılması gerekir. Öte yandan ailelerin bu davranışlara model olmaması ve daima çocuklara bu tür ortamları ya da durumları onaylamadıkları mesajının gitmesi gerekir.


Saldırganlıkla Başa Çıkmanın Uygun Yolları:


“Çocuğum ve ben hemen her zaman çatışma içindeyiz. Beni memnun etmek gibi bir düşüncesi olduğunu da sanmıyorum. Bu durumu nasıl değiştirebilirim?”


Öncelikle çocukların anne babalarını memnun etme isteklerini ele alalım. Gösterdikleri davranış bozuklukları nedeniyle hem aileler, hem de çocuklar karşılıklı çatışma ve öfke yaşarlar. Bir süre sonra da, hiçbirimiz devamlı kavga ettiğimiz birini memnun etmeye çalışmayız. Ne yazık ki, olumlu davranışın motivasyon kaynağı olan bu isteğin kaybolması üzerine, aileler de çocuklarının uyum sağlamaları için cezalandırma yöntemine giderler. Bu da sürekli bir mücadele ve çatışma ortamının yaşanmasına neden olur.


Disiplin yöntemlerinden bahsederken, anne babaların farklılığını da göz önüne almak gerekir. “Böyle bir durumda şu kural uygulanmalı” dediğimizde acaba anne baba bu sorunu bu yöntemle çözerken içi rahat edebilecek mi? “Kendi duyguları, bu yöntemlere ters düşecek mi?” gibi soruları da düşünmek gerekir. Çocuğunuzun, eşi ve benzeri olmadığını aklınızdan çıkarmamalı ve kendi çocuğunuza etkili olacak disiplini onu en yakından tanıyan kişiler olarak siz bulmaya çalışmalısınız. Her çocuk farklıdır. Farklı kişilikte, farklı gelişme özellikleri göstermiş, farklı aile ortamlarında büyümüş ve farklı ihtiyaçlara sahiptir. Bunun çok kolay ve pratik çözümleri yoktur. İyi bir davranış planı hazırlamak ve bunu etkili bir şekilde uygulamak kolay bir iş değildir. Bazen anne baba olarak profesyonel yardıma gereksinim duyabilirsiniz. Uzmanlar bu konuda sizin kendi yolunuzu bulmanızda size yardımcı olabilirler. İyi bir planın özellikleri aileden aileye yada çocuktan çocuğa değişiklik gösterse de akılda tutulması gereken genel prensipler vardır.


Saldırgan Çocuğa Karşı Genel Tavır:


1-Anlayışlı Ve Duyarlı Davranın


Hemen sinirli tepkiler vermek yerine sıcaklığın, yakınlığın ve sabrın hakim olduğu ses tonu ile konuşmak çok önemlidir. Çocuk kendini anlaşılmış gibi hissettiği zaman sorumluluk hissetmeyi de öğrenir.


2-Kendi Gerekçenizi Tanıyın


Kendi anne babanızla ilişkinizin eskiden nasıl bir içeriğe sahip olduğunu hatırlayın.


Çocukluğunuzda anne babanızın size karşı tutumlarına ve bunun şu anda sizin çocuğunuzla geliştirdiğiniz davranış modelleriyle ilişkisine bakın. Temel tutumunuzda çocuğunuzun sağlığı ve rahatlığı ile ilgili kaygılar mı hakim? Aşırı düzen, temizlik, vb. gibi takıntılarınız mı var? İktidar, güç ihtiyacı içinde misiniz? Bu soruları kendi kendinize sorup açık yüreklilikle yanıtlarsanız, kendi davranışlarınızı yeniden değerlendirebilirsiniz.


3- Duygularınızı İfade Edin


Olayları anlatırken duygu ifade eden cümleler kurun; “Şimdi kızgınım çünkü...” , ”Korkuyorum, çünkü...”. bu sizin de hafiflemenizi sağlar. Böylece çocuğun sizin ürkek, kızgın yüz ifadenizin nedenini anlamasını sağlarsınız.


4-Beklentilerinize Dikkat Edin


çocuğunuzdan beklentilerinizin mantıklı ölçülerde olmasına dikkat edin. Yaşına uygun olmayan beklentilerde bulunarak başarısızlık hissine girmeyin. Beklentilerinizin mantıklı olup olmadığını düşünün. Örneğin; bir saat boyunca yemek masasında sessizce oturamayan 5 yaşındaki çocuğunuzu cezalandırmak mantıklı olmayacaktır. Çünkü bir çok 5 yaş çocuğu bu kadar süre sakin kalamaz.


5-Sorumluluğu İletin


Hep beraber gerçekleştireceğiniz aile toplantısında ailenizdekilerin uyması gereken kuralları belirleyin ve her kural çiğnendiğinde ortaya çıkacak sonucu belirleyin. Böylece çocuğunuz tarafından “kötü” insan olarak düşünülmektense, çıkan sonuçlardan kendinin sorumlu olduğunu öğretirsiniz. Örneğin; yemeğini yemek onun özgürce verdiği bir karardır ama yemezse bir sonraki öğüne dek sabretmesi gerekecektir. Ödevlerini çok yavaş yapıyorsa oyun oynamaya vakti kalmaması gibi sonuçlar yaşayacaktır.


6-Seçim Yapın


Bir seferde tek bir şey üzerinde çalışmayı deneyin. Çocuğunuzun tüm olumsuz davranışlarını birden ele almak yerine, önemli birkaç davranışına odaklanın. Hedef davranışları dikkatlice seçin. Sadece onları çözmeye odaklanın. Böylesi hem sizin için hem de çocuğunuz için daha kolaydır.


7-Onun Da Seçim Yapmasına İzin Verin


Çocuğunuzun ödülleri belirleyebileceği ve seçim yapabileceği ortamlar yaratın. Çocuklar kendilerinin de katılım gösterebilecekleri programlarda daha hevesli ve başarılıdırlar. Beraber geçireceğiniz zaman içindeki etkinliğin, çocuğunuz için yaptığınız bir şey olduğunu düşünmek yerine çocuğunuzla yaptığınız bir aktivite olduğunu düşünün.


8-Ödül Verin


Birçok sosyal ödül (övgü gibi) ile diğer ödülleri beraber ve zamanında sunun. Performansları hakkında anında geribildirim verin. Örneğin; odasını toplamışsa, günün sonunda değil, anında onu ödüllendirin.


9-Tutarlı Ve Sabırlı Olun


Programı yalnızca bir gün uygulayıp diğer gün bırakmanız, ya da olumlu davranışı gerçekleştirdiğinde ödül sunmamanız etkili sonuçlar vermez. Çocuğun davranışını değiştirmek zaman alır. Bazen anne babalar bu yöntemi kısa bir süre deneyip mucize beklerler. Daha sonra istedikleri değişimi göremeyince vazgeçerler. Halbuki davranışın öğrenilmesinde tekrar şarttır.


10-Olumluyu Vurgulayın


Olumsuz yerine olumluyu vurgulayın. Her zaman çocuğa yapmaması gerekeni değil, yapması gerekeni söyleyin. Bu alışkanlık biraz pratikle kazanılabilir. “Gürültü yapma” yerine “biraz daha alçak sesle konuş” diyerek olumlu ifade kullanmış olursunuz. Böylece yalnız olumsuz eleştiriyi azaltmış olmazsınız, aynı zamanda çocuğunuzu kabul edilebilir bir davranışa yöneltmiş olursunuz.


11-Zamanı Hatırlatın


Etkinlik arası geçişleri kolaylaştırmak için zaman konusunda çocukları uyarın. Çocuğunuzun içinde bulunduğu aktiviteyi değiştirmeden birkaç dakika önce onu uyarabilirsiniz. “Biraz sonra yemeğe ineceğiz” ya da “Sadece bir sayfa daha boyama yapmak için vaktimiz var, sonra yatacağız” gibi.


12-Rahat Bir Ortam Sağlayın


Gerektiği zaman ortamı yeniden düzenleyin. Araştırmacılar dar ve küçük bir alanda ve az materyalle vakit geçiren çocukların daha saldırgan ve yıkıcı olduklarını ortaya koymuştur. Çocuğa yeterli genişlikte bir alan sağlanmalıdır.


13-Kuralları Açıklayın


Mümkün olduğu sürece az kurala sahip olun ve sahip olduklarınızı koruyun. Kuralların nedenleri, sevgi ve sıcaklıkla çocuğa açıklandığı zaman disiplin sağlanır, çocukların özgüvenleri artar ve kendi kendilerini kontrol etmeyi öğrenirler. Hangi kuralı neden koyduğunuz gerçekten önemli bir konudur. Kendi rahatınızı sağlamak için mi, yoksa çocuk için gerekli olduğunu düşündüğünüz için mi? Kuralları koyarken öncelik verilmesi gereken konular çocuğun kendine ve çevresine zarar verecek şeyleri yapmaması ile ilgili olmalıdır:


14-Yaşama Alanı Yaratın


Günü eğlenceli yaşayın, ilginç kılın. Çocukların üretkenliklerini artırmak ve eğlenceli ortamda ilgilerini çekebilmek için onlara değişik uğraşlar ve mekanlarda yaşamlar sunun. Örneğin; sanat ve spor etkinliklerine katılmak, ilgi duydukları ve merak ettikleri konularla ilgili araştırma yapmaları için fırsat yaratmak gibi.

 

 

Kaynak: Dr. Psk. Erdem TOPRAK- doktorsitesi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber