Bu haber kez okundu.

ÇOCUKTA DERS ÇALIŞMA SORUMLULUĞU – SORULAR





“Çocuğun ders çalışma alışkanlığını kazanamamasının tek sorumlusu ebeveynler midir?”



Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, çocuk okula başladı diye, birden bire ders çalışma sorumluluğunu almaz. Çocuğun ders çalışma sorumluluğunu almasının temel koşullarından birisi, onun genel anlamda sorumluluk duygusunu kazanmış olmasıdır. Sorumluluk duygusu ise çocuk henüz daha çok küçük yaşta iken, ilk olarak aile ortamında aşılanmaya başlar. 

Çocuğun ders çalışma alışkanlığını kazanmasında ebeveynlerin rolü yadsınamaz derecede büyüktür. (Bu konuyu geçen haftaki yazımızda işlediğimiz için bugün burada ona tekrar değinmeyeceğiz. Bknz: “Çocukta Ders Çalışma Sorumluluğu”). Fakat, her ne kadar rolü büyük olsa da ebeveynlerin kendi başlarına tek etken olduklarını söyleyemeyiz. Aynı anne-babanın yetiştirdiği iki çocuk sorumluluk konusunda olabileceği gibi, diğer bir çok konuda da birbirinden tamamen farklılık gösterebilir. Her çocuk farklı birer bireydir; her çocuğun kendine özgü ilgi ve yeteneği, zeka ve kişilik özelliği vardır, her çocuğun farklı bir iç dünyası vardır.
Ebeveynler üzerine düşeni –uygun ders çalışma koşullarını sağlama, doğru tutum ve tutarlı davranış sergileme- yaptıklarına inandıkları halde çocuk hala ders çalışma konusunda bir düzen oturtamadıysa, bu durumu çözümlemede çocuğun ders çalışmamasına neden olabilecek diğer durumlar araştırılarak işe başlanmalıdır:

1. Çocuğun ilgi ve yeteneklerindeki farklılıklar: Bazen ilgi ve yeteneklerinin farklı olması çocuğun ders çalışmasını olumsuz etkileyebilir. Zekanın farklı alanları vardır. Her çocuk her alanda aynı başarıyı gösterecek diye bir şart yoktur. Kimi çocuk görsel alanda daha başarılı iken, kimisi sözel, bir diğeri mantıksal alanda daha başarılı olabilir. Çocuğun belirli bir alanda başarılı olması onun diğer alanlarda başarısız olacağı anlamına gelmediğini belirtmek gerekir. O alanda diğer alanlara göre daha fazla başarılı olabilir. Çocuğun daha yatkın olduğu alan tespit edilebilirse, çocuğa o alanda yönlendirme yapılabilir ve çocuğun başarılı olması sağlanabilir. Başarılı olduğunu gören çocuğun kendine güveni gelir ve ders çalışma konusunda isteği artar. Mesela, günümüz şartlarında İngilizce bilmek önemlidir ve daha çocuk küçük yaşta iken bunu öğrenmesi için çabalarız. Ancak çocuk eğer ki yabancı dil konusunda yetenekli değil ise, bu çocuğu eğitim dili ingilizce olan bir okula vermek onun için çok doğru bir seçim olmayabilir; çocuk başarısız oldukça ders çalışmaktan soğuyabilir.


İlgi ve yeteneklerdeki farklılık çocuğun ders çalışmasını olumsuz etkileyebilir ancak bu ilgi ve yetenek keşfedilirse bu olumsuz durum bir avantaja dönüştürülebilir. Mesela, görsel uyaranlara ilgisi olan bir çocuğun ders çalışma yöntemi belirlenirken bu uyaranlardan faydalanılabilir. Bir konuyu anlatırken resimlerden ve şemalardan yararlanılması çocuğun dersi anlamasını kolaylaştıracağı gibi dersten keyif almasını da sağlayabilir. Bu durum da yine onun çalışma şevkini arttıracaktır.

2. Çocuğun iç dünyasında yaşadığı sorunlar: Aynı ebeveyn tarafından yetiştirilmiş olmalarına rağmen ders çalışma sorumluluğunu almada çocukların birbirlerinden tamamen farklılık göstermesinin önemli bir nedeni, çocukların iç dünyalarıdır. Önünde herkes tarafından takdir edilen, başarılı bir abla olması ve çocuğun hep abla kompleksi yaşayarak büyümesi küçük çocukta “ben nasıl olsa onun kadar başarılı olamam” düşüncesinin gelişmesine ve daha başında iken çabalamaktan vazgeçmesine neden olabilir. (Böyle bir durumda her çocuğun vereceği tepki farklıdır. Kimisi de bu kompleksi aşırı hırslanıp çok fazla ders çalışarak yenmeye çalışabilir. Biz konumuzla alakalı olarak diğer olasılığı ele aldık.) Ya da ilkokula yeni başlaması ile küçük kardeşinin doğumu aynı zamana gelen bir abi, kardeşini kıskanabilir ve bu durum kendisini derslerine vermesine engel olabilir. Aile içi huzursuzluk yaşanılan bir ortamda, ders çalışma için uygun koşullar sağlansa bile çocuk ders çalışmak istemeyebilir. Çocuğun iç dünyasında huzursuzluk yaşadığından şüpheleniyorsak psikolojik destek almak faydalı olacaktır. 

3. Çocuğun küçüklüğünden beri olumsuz özelliklerle etiketlenmesi: Küçüklüğünden beri yaramazlığı, huysuzluğu ile dikkat çekmiş bir çocuk çevre tarafından bu olumsuz davranışları ile etiketlenebilir. Sürekli olumsuz davranışı ile dikkat çeken bir çocuk ise durumu kabullenir. Hatta bundan ikincil kazanç bile elde eder: olumsuz da olsa dikkat çekmek. Çocuk övgü aldıkça motivasyonu artar. Fakat böyle bir durumda çocuk “nasıl olsa onlar da zaten böyle düşünüyor, çabalamama gerek yok” diye düşünebilir ve bu, ders motivasyonunun düşmesine neden olabilir.

4. Çocuğun öğrenmesine engel olabilecek psikolojik sorunlar: Çocuğun ders çalışmak istememesindeki temel nedenlerden birisi çocuğun ders çalışırken anlamakta ve uygulamakta zorlanmasıdır. Eğer ki çocuğun öğrenme güçlüğü, hiperaktivite, dikkat eksikliği... gibi bir sorunu varsa, diğer bütün koşullar tam olarak sağlanmış olsa bile, bu çocuğun ders çalışmakta zorlanması çok normaldir. Bu gibi durumları okul öncesi dönemde fark etmek her zaman kolay olmayabilir. Genellikle çocuğun ilkokula başlaması ile kendilerini daha net belli ederler. Bu bağlamda, öğretmenin yönlendirmesi çok önemlidir ve aileler dikkate almalıdırlar. Bunlar, mutlaka profesyonel destek alınması gereken durumlardır.

5. Okul ve öğretmen etkisi: Bazen ise çocuk, ilk günden beri okulu sevmediği için, öğretmenine alışamadığı için ders çalışmayı reddedebilir. Bu durum geçen haftaki yazımızda değindiğimiz noktalara dikkat etmenin yanı sıra öğretmen-ebeveyn işbirliğinin sağlanması ile düzeltilebilir. Öğretmenlerin bu hususta, her çocuğu bireysel olarak ele almaları, başarılı yönlerini ön plana çıkartmaları, cesaretlendirmeleri ve arkadaş çevresi oluşturmasına yardımcı olmaları önemlidir. 

Bitirirken;

Yukarıda bahsettiğimiz noktalar, genellikle birbiri ile bağlantılıdırlar. Bazen biri diğerinin sonucudur. Birbirinden bağımsız ele alınmamalıdırlar. Ayrıca, her ne kadar bunları ebeveyn dışındaki durumlar olarak ele alsak da aslında bir anlamda her biri ebeveyn ile ilişkilidir. Çünkü nedeni farklı olsa bile, çözümü ebeveyn olmadan hallolmaz. Bazen ebeveyn tek başına, bazen oğretmen ile, bazense hem öğretmen hem bir ruh sağlığı uzmanı ile hareket ederek bu durumu çözüme ulaştırmalıdır.
Haftaya görüşmek üzere..


Psikolog Canan Cantürk

 

Civil Çocuk Dünyası - Civilim.Com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber