Bu haber kez okundu.

Çocukların zengin kelime hazinesi zeka göstergesi

ZEYNEP KILIÇ

 

Çocuğunun televizyondan duyduğu boyundan büyük sözleri tekrarlamasını 'yüksek zeka' göstergesi sayan ebeveynlere aşinaydık zaten. Yine de 'kuzguna yavrusu şahin görünür' deyimi hiçbir zaman şimdiki kadar anlam kazanmamıştı. 'Şimdi'den kastımız teknoloji çağı. Hani gençliğinde, taşı sıksa suyunu çıkaracak emeklileri basit bir bankomat karşısında bile çaresiz bırakan, el kadar sabilere ise internette cirit attıran zalim teknoloji... İşte yetişkinlerin hala çekinerek kullandığı teknolojiyle doğar doğmaz tanışan çocukların dijital cihazları korkusuzca kullanabiliyor oluşu, ebeveynlerde ilginç bir duruma yol açabiliyor: 'Çocuğum dahi sendromu'

 

Nasılsın, iyi misin faslından hemen sonra 'çocuklarından bahsetmeye başlayan' anneler, annelerimiz... Kendi çocuğu olana kadar ablasının, abisinin çocuğuyla idare eden teyzeler, dayılarımız... Çocuğunu sevmeye vakit bulamadığı için torunlarını sevgiye boğan dedeler, ninelerimiz... Sözümüz size, yani hepimize... Bir çocuğun gelişimine yakından ya da uzaktan şahit olmak mucizevi bir şey evet. Ne ara dokunmatik telefonlara alıştığını anlayamadığımız çocukların ellerine tuşlu telefon verince ekranı kaydırmaya çalışması da çok etkileyici. Henüz anne-babayı bile doğru telaffuz edemeyen bebeklerin 'internet var mı?' 'youtup açsana' diye cümle kurmalarını, birkaç küçük hamleyle telefonunuzdaki fotoğraf albümünüzü karıştırıyor olmalarını da hiç hafife almıyoruz. Fakat bütün bunlar çocuğunuzun dahi olduğu anlamına gelmiyor.

 

'Teknolojiyi kullanmak için üstün zekalı olmaya gerek yok'

 

Psikolog Serap Duygulu'ya göre çocukların günümüz teknolojisini çabuk öğrendikleri ve kavradıkları bir gerçek ancak bu, onların üstün zekalı olmasının doğrudan bir göstergesi değil. Bunun çocukların yapı olarak meraklı, keşfetmeye açık olmaları ve korkusuzca teknolojiyi kullanmalarıyla ilgili bir durum olduğunu söyleyen Duygulu, "Özellikle birbirlerinden öğrenerek, birbirlerini modelleyerek bazı uygulamaları ve son teknolojik cihazları kullanabildiklerini göz önünde bulundurmak gerekir." diyor. Teknolojiye alışık olmayan, korkan kuşakların, günümüz çocuklarındaki korkusuz, özgüvenli tavırları karşısında saygıyla karışık hayranlıkları, anne-babalardaki bu eğilimin en önemli sebeplerinden. Duygulu da bu şekilde pek çok çocuk ve aileyle karşılaşıyormuş. Çocukların bu becerileri kazanmış olmasının değerli olduğunu düşünüyor ancak bunun çocuğun diğer çocuklardan çok farklı olduğu anlamına gelmediğini ifade ediyor.

 

Anne-babaların tam da bu noktada zaman zaman büyük bir yanlışa düşerek çocuklarının bir dahi olduğunu iddia ettiklerini söyleyen Duygulu, bu sanrının çocuğun gelişiminde yol açacağı olumsuz etkiyi ise şu şekilde ifade ediyor: "Bunu çocuklarının ya da başkalarının yanında da dile getiriyorlar. Çocukların önemsenmeleri ve aileleri tarafından takdir edilmeleri elbette olumlu bir davranış. Ancak dozu iyi ayarlanmadığı takdirde abartılı bir özgüven onlar için zararlı olabilir. Aynı zamanda çocukların hayatını kolaylaştırmaya yönelik aşırı koruyucu ebeveyn tutumları son derece yanlış, bu tutum onları korumaktan çok olaylara ve durumlara karşı hazırlıksız yakalanmalarına yol açabilir. Her davranışları onaylanan ve takdir gören çocuklar kendi hayat deneyimlerini oluşturmakta yetersiz kalabilir." Bu şekilde yetişmiş çocukların 'Özgüven jenerasyonu' yani 'Özgüven kuşağı' olarak tanımlandığını anlatan uzman psikolog, "Kendi kendilerine kazanamadıkları bir başarı ve özgüven duygusuyla hareket etmek, çocukların olayların getireceği riskleri doğru hesaplayamadan yetişmeleri ve gözü kara olarak her olaya atılmaları anlamına gelir." diyor.

 

Duygulu'ya göre teknolojiyi kullanmak, merak ve hevesle öğrenilecek bir eylemler bütünü. Tıpkı elektrikli süpürgeyi çalıştırmak gibi bir davranış ve bunu yapmak için üstün zekaya ihtiyaç yok. Duygulu, sosyal hayatın içinde olmak, karşılaşılan sorunlara kendine uygun çözümler üretmek ve bu çözümleri hayatına uygulayabilmek, zarar görmeden hayatını sürdürebilmenin yani kendini tehlikelere karşı koruyabilmenin ise zeka gerektirdiğini söylüyor.

 

Çocukta yetersizlik duygusu oluşturabilir

 

Seçil Akaygün Güntay (Uzman psikolojik danışman):

 

Her ebeveyn için kendi çocuğu özel ve biriciktir. Bu da gayet doğal bir durum. Çocuğunun üstün özelliklere sahip olması, akranlarından önde gitmesi, bazı becerileri erken kazanması da anne-babalara kendilerini iyi hissettirir. Bu da aslında biraz narsistik bir durum. Ancak teknoloji söz konusu olduğunda anne-babaların çocuklarını kendi kendilerine üstün kategorisine koymaları pek olumlu sonuçlar içermeyebilir. Zekanın üstünlüğü veya parlaklığından bahsetmek için birçok kriter var. Hızlı öğrenme bunlardan biri olabilir. Ancak teknolojik cihazlar veya dijital malzemeyi iyi kullanmak tek başına üstün zeka göstergesi sayılamaz. Doğumlarından itibaren bu tür malzemelere maruz kalan çocukların bunları kullanmayı erkenden öğrenmeleri sadece önceki jenerasyonlarla karşılaştırıldıklarında gerçekçi bir paya sahip olabilir. Anne-babaların kendi çocuklarının diğer çocuklardan daha özel olduğunu düşünmesi bir noktaya kadar anlaşılabilir. Ancak çocuk hakkında onun kişiliği, becerileri, varlığı ve potansiyeline uygun olmayan beklentilere sahip olmak çocuğun hiçbir zaman kendi anne-babasının istediği, hayalini kurduğu kişi olamamasına yol açar. Bu da beraberinde bir yetersizlik duygusu getirir. Öte yandan çocuğun kendini her alanda oldukça yeterli görmesi uzun dönemde onun gerçekçi olmayan bir kimlik geliştirmesine yol açabilir.

Zengin kelime hazinesi zeka göstergesi

 

Uzman psikolog Serap Duygulu, üstün zekanın birçok anne-babanın fark edebileceği ölçüde çok belirgin özellikleri olduğunu söylüyor. Üstün zeka belirtisi olarak değerlendirilebilecek özellikleri ise şu şekilde sıralıyor: "Akranlarından farklı bir bakış açısı, zengin kelime hazinesi, farklı anlatım ve ifade tarzı, olaylara ve sorunlara getirdiği çözüm önerileri, problemleri çözme becerisi, herhangi bir ya da birkaç konuya yönelik ilgi, yetenek ve merak duygusu." Seçil Akaygün Güntay ise kriterler belli de olsa bu soruya cevap vermenin zor olduğunu düşünüyor. En temelde çocuğun 'üstün' olma halinin bir 'farklılık' olduğunu ve tüm farklılıklar gibi özenle ele alınması gerektiğini söyleyen Güntay'ın sıraladığı temel özellikler de Duygulu'nun söyledikleriyle paralel: "Gelişimsel eşiklerin akranlara kıyasla erken geçilmesi (konuşma, yürüme), bilişsel becerilerin erken kazanılması (okuma, yazma, rakam tanıma, aritmetik), zengin bir kelime hazinesi çocuğun üstün özellikleri olabileceğine dair işaretler olabilir. Ancak mutlaka bir uzmanın görüşünün alınması hem çocuk hem aile için önemlidir.

\"Zaman\"

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber