Bu haber kez okundu.

Çocukları Ceza Vermeden Eğitmenin 10 Yolu

 

Araştırmalar çocukları cezalandırmanın onları kötü davranışlara daha çok ittiğini gösteriyor. Cezalandırılmak çocukları daha saldırgan ve sinirli yapıyor; onların adrenalin salgılarını artırıyor, hormonlarını etkiliyor, mantıklarını ve işbirliği güdülerini etkisiz hale getiriyor. Cezalandırılmak çocuklara bir şeyler öğretmek yerine onları bir daha yakalanmamak için kaçmaya ve yalan söylemeye yönlendiriyor. Daha da kötüsü cezalandırmak bizi çocuklarımızdan uzaklaştırıyor ve onların üzerindeki etkimizi azaltıyor. Kendilerini güvende hissetmedikleri için öğrenmelerini engelliyor ve dolayısıyla IQ seviyelerini düşürüyor.  Kısacası ceza vermek asla iyi bir eğitim yöntemi değildir, aksine bütün kötü şeyleri beraberinde getirir.

Bunun yerine nazik ve ilgili davranabilirsek çocuklarımız yaşadıklarından ders çıkarabilir. Onları yönlendirmemize karşı koymazlar ve kendilerini bize daha yakın hissederler. Bu onları sorumluluk sahibi olmaya ve başkalarına saygılı davranmaya teşvik eder. Duygularını kontrol edebilen ebeveynlere sahip olmaları onlara kendi duygularını, dolayısıyla davranışlarını kontrol etmeyi öğretir. Oldukları gibi kabul edilmek onları tutkularıyla barışık olmaya, tutkularının peşine düşmeye teşvik eder.

Çocuklarımızı disipline sokmadan onları nasıl eğitebiliriz?

1.Duygularınızı kontrol edin. Böylece çocuklarınız da kendi duygularıyla başa çıkmayı öğrenebilir. Siz onların rol modelisiniz. Sinirlendiğinizde bunu çocuklarınıza yansıtmayın. Eğer yapamıyorsanız duruma müdahale etmeden önce derin bir nefes alın ve sakinleşmeye çalışın. Cezalandırma isteğinize direnin. Unutmayın ki ceza her zaman geri tepecektir.

2.Duyguları onurlandırın. Çocuğunuz adrenalin ya da “savaş ya da kaç” hormonları tarafından esir alındığı zaman öğrenemez. Ders vermek yerine “ona zaman ayırın”. Yanında kalın ve sizin özenli varlığınızla sakinleşmesini sağlayın. Amacınız çocuğunuza sakin bir ortam yaratmak olmalı. Sakin, anlayışlı ve sahiplenen bir ebeveynin verdiği güvenle duygularını ifade etmek çocuğunuza bu tür duyguları aşmayı ve nihayet onları kontrol etmeyi öğretecektir. Duygu fırtınasının ortasında ona akıl vermeye çalışmayın. Böylece ortalık yatıştığında kendisini daha iyi ve size daha yakın hissettiğini ve sizin yol göstericiliğinizi kabullendiğini göreceksiniz. Çocuğunuz artık neden “Çeneni kapa!” dememesi gerektiğini (çünkü duyguları incitir), ya da yalan söylemenin ne kadar kötü bir şey olduğunu (çünkü bizi birbirimize bağlayan görünmez bağlara zarar verir) anlamaya hazırdır.

3.Çocukların nasıl öğrendiğini unutmayın. Diş fırçalama örneğini ele alın. Önce kendi dişlerinizi nasıl fırçaladığınızı göstermiştiniz ona. Bunu izlemek onu çok eğlendirmişti. Yavaş yavaş sorumluluk vermiştiniz ve sonunda kendi dişlerini kendisi fırçalayabilmişti. Aslında aynı prensip ona “Teşekkür ederim” demeyi, ödevlerini yapmayı, sırasını beklemeyi, eşyalarına sahip çıkmayı ve diğer her şeyi öğretirken de geçerli. Temel atmak bir bina inşa etmekte ne kadar önemliyse rutinler de o kadar değerlidir çünkü çocuğunuza temel değerleri öğretmeninize zemin hazırlar. Belki ceketini ikinci kez unuttuğu için ona çok kızacaksınız ama unutmayın bağırmak hatırlamasını sağlamayacak.

4.Düzeltmeden önce iletişim kurun. Ve iletişimde kalın. Ancak böyle çocuğunuzun içindeki “en iyiyi” uyandırabilirsiniz. Unutmayın ki çocuklar kendilerini bizden uzak hissettiklerinde ve kendileri hakkında kötü şeyler hissetmeye başladıklarında kötü davranırlar.

Ona doğru eğilin. Gözlerinin içine bakın: “Sinirlisin. Haydi bana sebebini söyle. Ama ısırmak yok.”

5.Sınırlamalar koyun, ama bunu empati kurarak yapın. Tabii ki bazı kurallar koyacaksınız, ama bunu yaparken onu anlamaya çalışabilirsiniz. Eğer onları anladığımızı düşünürlerse bizim kısıtlamalarımızı kabul etmeleri kolaylaşır.

“Biraz daha oynamak istediğini biliyorum ama artık uyku zamanı.”

6.Unutmayın ki bütün “kötü davranışlar” aslında yanlış yönlendirilmiş bir ihtiyacın göstergesidir. Siz aksini düşünseniz de onun kendince haklı bir sebebi var. Berbat mı davrandı? O zaman kendini berbat hissediyor demektir. Uykusunu mu alamamış, sizinle daha çok vakit geçirmek mi istiyor? Davranışının altında yatan sebebi bulmaya çalışın.

7. “Evet” deyin. Çocuklar onlardan bütün sevecenliğimizle istediğimiz her şeyi yapmayı kabul ederler. Ona evet demenin bir yolunu bulun. “EVET, senin annen olduğum için çok mutluyum.” “EVET, sana yardım ederim.” Çocuğunuz size cömertçe karşılık verecektir.

8.Ona zaman ayırarak iletişimde kalın, her gün. Telefonunuzu kapatın, bilgisayarınızı bir kenara bırakın ve çocuğunuza “Bu yirmi dakika seninim. Ne yapmak istersin?” deyin. Yönetimi ona devredin. Dünya çocuklar için hiç de adil bir yer değil, o yüzden bu yirmi dakika onun kazanmasına izin verin. Kıkırdamak bastırılmış korkuları ve kaygıyı azaltır; işte bu yüzden oyun oynayın, bolca kıkırdayın ve saçma davranın. Yastık savaşı yapın. Güreşin. Sarıp sarmalayın. Aklındakileri size söylemesine, boş konuşmasına ya da ağlamasına izin verin. Bütün o duyguları kabul edin. Bütün varlığınızla yanında olun.

9.Kendinizi bağışlayın. Eğer kendiniz hakkında kötü hissediyorsanız ilham veren bir ebeveyn olamazsınız. İlişkinizi her zaman düzeltebilirsiniz. Bugünden başlayın.

10.Her şey berbat olduğunda kendinize kocaman sarılın. Sonra da çocuğunuza kocaman bir sarılın. Bağ kurmak anne-babalıkta her şeyden daha üstündür.

İnanmıyor musunuz? O zaman bu hafta bir deneyin ve nasıl bir mucize yaratabileceğinizi görün.

 

Sevgiler…

 

cocukrehberi.net

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber