Bu haber kez okundu.

ÇOCUK EĞİTİMİ VE AİLENİN ÖNEMİ
Öyleyse herşeyi güzelleştirmeye öncelikle kendimizden başlayalım. Çocuklarımızla geçireceğimiz zamanın ve onlara öğreteceklerimizin çok kıymetli olduğunu aklımızdan çıkarmayalım . Unutmayalım ki; çocuklarımız dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren dünyayı algılamaya başlar. Bu süreç başladığı anda yanında olanlar biz anne babalardır. Öyle ki; dünyaya merhaba demiş bir bebeğin ilk şanşı dogru bireyler arasında doğmuş olmasıdır. Bu nedenle anne babalar olarak çocuğumuzla geçireceğimiz zamanın kalitesi ve ona verebileceklerimiz önemlidir. Çocuklarımızla kaliteli zaman geçirebilmek için yapmamız gereken ilk şey: Onlarla beraberken bizi üzen ve meşgul eden düşünceleri bir kenara bırakmaktır. Sevgili anneler, çocuklarımız bizimle zaman geçirmek istiyorlarsa işlerimizi bir süre için bırakabilir, evimizi bir kaç saat sonra da temizleyebiliriz. Değerli babalar, sizlerde işinizle ilgili düşüncelerinizi, görüşmelerinizi bir süreliğine erteleyebilirsiniz.

Her şeyi yeniden yakalayabiliriz ancak çocuğumuzla geçiremediğimiz, kaçırdığımız bir dakikayı dahi yakalayamayız. Anne ve baba diyerek bizimle zaman geçirmek isteyen çocuklarımızla ilgilenelim. Öyleki ilgilenir gibi yapar, gercek anlamda dikkatimizi kendilerine vermezsek bunu hemen hissederler. Çocuklarımız; dünyayı henüz öğrenmeye başladıkları için bir yetişkinden daha meraklıdırlar. Sürekli birşeyler yapmak, kurcalamak, incelemek isterler. Yetişkin insanlar olarak bizim yorgun ve düşünceli beyinlerimizin tersine çocukların beyinleri öğrenmeye açtır. Adeta bir süngere benzetiyorum. Iyi şekilde verdiğimiz herseyi eksiksiz alırlar. Dahası durmadan soru sorarlar. Çünki, çocuklarımızın sordukları her soru aslında onların dünyayı öğrenmeleri için açılan bir kapıdır. Çocuklarımızın sordukları soruları boş bırakmak yada uygun bir cevap vermeden sonraya bırakmak gibi bir hakkımızın olmadığını bilelim. Boş bırakılan yada sonraya bırakılan her soru küçük bedenlerin öğrenme özgürlüklerini ellerinden almamız demektir.

Bugün anne ve babalar olarak asıl onemsenmesi gerekenin çocuklarımız olduğunu unutursak, onların duygu ve düşüncelerine önem vermezsek; bizimle iletişim kurmak istediğinde dikkate almazsak, ilerleyen yaşlarda karşımıza sosyal sorunlar yaşayan, öğrenme sorunları yaşayan ve öz güvenini kaybetmiş bireyler olarak çıkabileceklerini unutmayalım. İlk eğitimin biz ailelerde başladığını; çocuğumuzla geçirdigimiz her dakikanın kıymetli olduğunu, araştırmacı kimliğini doğru yöntemlerle yaklaştığımızda ilk bizden kazandığının lütfen bilincinde olalım. Çocuklarımızın isteklerini ertelemeyelim bu kendilerinin ikinci planda tutulduğunu yada düşüncelerinin önemsenmediği hissini yaratir.  Bizimle konuşmak istediklerinde kendilerini dikkatle ve özveriyle dinleyelim. Çocuklarımızın göz hizasına inerek gözlerine bakarak konuşalım. Bu onlara kendilerini gerçekten anlamaya çalıştığımız mesajini ayni zamanda güven duygusunu veririr. Önemsendiğini hisseder. Unutmayalım ki; çocuklar sandığımızdan daha zekidirler nasıl dinlediğimizi mutlaka anlarlar. Ayrıca çocuklarımızın ileride verimli, ruh sağlıklığı yerinde ve başarılı insanlar olmalarını istiyorsak sevgimizin koşulsuz olduğunu hissettirmeliyiz. Koşulsuz sevildiğini bilen çocuk kedinin değerli olduğunu hisseder.

Baska bir konu da şudur ki; çocuklarımız icin neler yaptığımıza onlara neleri oğrettiğimize dikkat etmeliyiz. Çocuklarımız için asıl önemli olan onlar icin yaptıklarımızdan cok onlara neleri nasıl öğrettiğimizdir. Tam da bu nokta da neleri nasıl öğretmek demişken; Doğru anne ve babalar olmanın önemini bana birkez daha hatırlatan. Yaşı genç olmasına rağmen hayatı başarılarla dolu bir arkadaşımdan bahsetmek istiyorum.

 Arkadaşım, Emre ile bir cafe de bir kahve içimi kadar kısa ama sıcak ve kaliteli bir sohbette eğitim, ekonomi, toplum yapımız gibi konulardan konuşurken söz bir an gençler ve iş yaşamı gibi konulara geldi. Ben her zaman başarılı yada hayatı şanssızlıklarla dolu insanların hayatlarını merak eden ve sebeplerini araştırmaya çalışan birisi olarak Emre nin de başarılı hayatındaki sırrın ne olduğunu büyük bir merakla sordum. “ Emre; çok genç olmana rağmen hayatın başarılarla dolu. Bir çok konuda çok donanımlısın. Senden çok şey öğrendim ancak arkasında yatan sebep nedir “ diye sorarken, Emre cümleyi benden aldı ve bana gururla “ Okuma yazma bilmeyen bir anne ile İnşaat Mühendisi bir babanın çocuğu” olduğunu söyledi ve hiç tereddüt etmeden  “benim en büyük şansım annem ve babam dı” dedi. Yine farklı aile yapıları ve çocuklar gibi konularla yakından ilgilendiğim için anlatacaklarını merak içinde dinledim. Öyleki söyleyeceği şeyler benim için çok değerliydi. Emre bana biz annemle büyüdük, annem de bizimle büyüdü. Babam Mühendis kimliğinin yanında iyi bir öğreticiydi dediğinde neler anlatacak acaba diye şaşkin gözlerle baktım. “Araştırmayı babamdan öğrendim” dedi. Annemle oturur ders çalışırdık, birlikte okuma yazma öğrenirdik.

Aklımıza takılan herşeyi babama sorardık. Babam her sorumuzu illaki cevaplardı dedi. Bu durumu küçük bir örnekle açiklayan Emre’nin anne babasından çok şey öğrendiği belliydi. Anneme ve babama ne zaman soru sorsam bir çok şeyi bilseler dahi kardeşim ve bana iyi örnek olmak adina ezberden konuşmazlardı dedi. Mesela, babama araba nasıl çalışıyor? diye sorduğumda oğlum ben biliyorum ancak sana net bilgi verebilmem için yarın araştırayım yada birlikte araştıralım bakalım araba nasıl çalışıyormuş der. Kitap, dergi, ansiklopedi sorduğum herhangi bir soruyla ilgili ne bulursa getirir. Kardeşim ve bana okur, gösterir ve anlatırdı. Bu şekilde babamda bildiği konuların detayına inmis bilmediği konuları da bizimle öğrenmiş oluyordu. Annemin ve babamın bu yöntemle küçük yaşlarda bize araştırma ve okuma kimliğini kazandırması sonucu; ben aklıma takılan herşeyi araştırmayı ve sıkılmadan okumayı öğrendim dediğinde, çocuklarının hayatlarında bir numaralı oyuncu olduklarını bilen ailelerin var olduğunu öğrenmiş olmakla içimdeki mutluluğu size kelimelerle anlatamam. Güzel, bilinçli ve farkındalıklı bir ailenin araştırmacı kimlikte; sağlıklı bir ruh haliyle yetiştirmiş olduğu insanların mucize kahramanlara ihtiyaci yoktur. Çocuğumuzun asıl kahramanlarının bizler olduğumuzu unutmayalım! Emre bugün  “Doktor Emre Çiftçi”  kimliğiyle başarılı bir hekim, iyi bir okuyucu, kendi uzamanlık alanında bilime katkıda bulunmaya çalışan iyi bir araştırmacı; dahası ailesiyle gurur duyan bir evlat.

İşte bu yüzden dir ki değerli aileler, çocuğumuza vereceklerimizden çok ona öğreteceklerimiz kiymetlidir. Çocuklarımızın önüne her şeyi her zaman hazir sunmayalım. Doğruya hangi yollar izlenerek gidilir, onu öğretelim. Lütfen çocuk eğitimi ve gelişiminin ilk aşamada kilit noktasının biz aileler olduğunuzu bilerek, dokunalım çocuklarımızın hayatlarina. Bu gün bizler anne ve babalar olarak başarili, ruh sağlığı yerinde, sosyal hayatında iyi ilişkileri olan bireyler yetiştirelim ki onlarda ayni bilinçle geleceğin sağlıklı, güçlü ve başarılı aileleri olsunlar

Meryem Kasa
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber