Bu haber kez okundu.

ÇOCUĞUNUZ CEP TELEFONU İSTEDİYSE...
Ülkemizde gün geçtikçe artan bir hızda ve yaygınlıkta cep telefonu kullanımı artmakta ancak bu artış en fazla çocuk ve gençlerimizde görülmektedir. Öyle ki, ilköğretim birinci basamağın neredeyse ilk sınıflarında (2. veya 3. sınıflarında yani 7-8 yaşlarındaki) çocukların ellerinde cep telefonlarına rastlanabilmektedir. Aynı zamanda cep telefonu model değiştirme sıklığı da çocuk ve gençlerde görülmektedir. Dolayısıyla bu durum şunu göstermektedir:  Çocuk ve gençler cep telefonlarını, telefonun asıl fonksiyonu olan HABERLEŞME amacından daha çok başka amaçlar için kullanmaktadırlar.
  1. Oyun oynamak,
  1. Müzik dinlemek,
  1. Fotoğraf veya video çekmek,
  1. Mesajlaşmak,
  1. Birbirine resim veya animasyon göndermek,
  1. Konuşmak / haberleşmek (bu fonksiyon genelde en son sırada (!?) ifade edilmektedir).
  1. “Herkeste var, niye bende olmasın?”
  1. “Arkadaşlarımda olup bende olmayınca eksiklik hissediyorum.”
  1. “Okulda sıkılıyorum.”
  1. “Boş zamanlarımda bir arkadaş gibi oluyor. Oyun oynuyorum, müzik dinliyorum, özellikleriyle oynuyorum, yani zaman geçiriyorum.”
  1. “Cep telefonu olmayan, hatta telefon eski model cep telefonunu olan çocuklarla da arkadaşlar arasında alay ediliyor.”
  1. Çocuklar teknolojiyi sağlıklı kullanma bilincine sahip olmadan teknolojik cihaza sahip oluyorlar.
  1. Çocuklar, cep telefonlarını adeta bir VAROLMA aracı olarak görüyorlar.
  1. Çocuklar sosyal yalnızlıklarını, diğer bir ifade ile SOSYALLEŞME gereksinimlerini ne yazık ki bir cihaz ile gidermeye çalışıyorlar…
  • Çevrelerindeki başka insanları yok sayan bir ses tonu ile konuşma,
  •  Konuşmalarının içeriğini (özel olup olmadığını) dikkate almaksızın, “aleni” olarak konuşma,
  • Konuşma diline (örneğin kullandığı argo kelimelere) dikkat etmeksizin herkesin duyacağı bir ses tonu ile konuşma,
  • Uzun süreli konuşma,
  • Parmaklar tuşlarda, dakikalarca mesajlar yazılmakta,
  • Gözler küçücük ekrana dakikalarca odaklanmakta,
  • Kulaklar, kablonun ucundaki kulaklıklara uzun süreli mahkum durumda,
  • Ve jestler, mimikler ekrandaki görüntüye veya kulağa gelen seslere göre biçimlenmekte…
  • Bazen cep telefonu kulakta değil, görünürde de değil, ama sokakta hem yürüyen hem başkalarının duyacağı bir ses tonu ile konuşan insanlar… Biraz dikkat edilince kablonun kulakta olduğu fark ediliyor.
  • Anne-babalar, çocuklarına, benlik saygılarını dış dünyanın sağlıksız değerlendirmelerine göre değil, bilimsel ve evrensel değerlere göre biçimlendirmeleri gerektiği bilincini kazandırmaya çaba sarfetmelidirler. Bunu kazandırmanın en sağlıklı yolunun da model olmaktan geçtiğini unutmamalıdırlar.
  • “Çocukluk ve gençlik, çocukların ve gençlerin eline bırakılamayacak kadar değerlidir” sözünü akıllarında tutarak, çocukları için en sağlıklı kararların bilimsel temellere dayalı düşünceler çerçevesinde verilebileceğini bilmelidirler. Bu bağlamda çocuk ve gençlerde sağlıklı kişiliğin temellerinin atılması ve gelişimi için zaman zaman “HAYIR” ların yer alması gerektiğini unutmamalı ve uygulamalıdırlar.
  • İleride “keşke” lerin veya istenmeyen yaşantıların olmaması için erken dönemlerde belli tartışmaların kaçınılmaz olduğunu, bunun çok doğal olduğunu, asıl doğal olmayanın tartışmanın olmaması olduğunu hatırdan çıkarmamalıdırlar.
  • Okullarda, eğitim-öğretim programlarına, teknolojinin etkin ve sağlıklı kullanımına ilişkin bilgilerin yer aldığı dersler (seçmeli veya MEB tarafından zorunlu) veya etkinlikler yerleştirilmelidir.
  • Okullarda, teknolojinin sağlıksız ve sağlıklı kullanımına ilişkin panolar yer alabilmeli ve bu panoları hazırlama görevi bizzat öğrencilere verilmelidir. Hatta bu pano hazırlıkları yarışmalara tabi tutulup ödüllendirilebilmelidir.
  • Özellikle ilköğretim ve lise eğitiminin, çocukların sosyal gelişimleri (sosyalleşmeleri) konusunda önemli bir fonksiyonu olduğuna göre ve cep telefonlarının da bu gelişmeyi olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulur ise, bu okullarda cep telefonu kullanımına kesinlikle izin verilmemelidir.
Öğrencilerle bu amaçlarını şöyle sıralamaktadırlar:
Çocuklar, neden bir cep telefonuna sahip olmak isterler. İşte genel yanıt cümleleri:
Buradan üç temel sonuç çıkarmak mümkün görünmektedir.
Bu sonuçların davranış göstergelerini ise içinde yaşadığımız süreçte, hemen her alanda (toplu taşıma araçlarında, okul bahçelerinde, parklarda, caddelerde, sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, pastanelerde, lokantalarda vb. mekûnlarda) her an görmek mümkün… Davranışlar da oldukça benzerlik göstermekte:
Ancak bu görüntü, cep telefonu teknolojisi bu kadar ilerlemeden önce halk arasında “deli” liğin bir belirtisi olarak nitelendirilirdi… Acaba “bozukluk” sayılan belirtiler mi geçerliliğini kaybetmeye başladı yoksa bireylerin psikolojik sağlıkları mı?...

Geçmişteki değerlendirmeleri çağrıştıran bu durum bir başka deyişi de peşi sıra akla getiriyor; “Parayı sokakta bulmadık”. Ve insanın aklına şu soru geliyor: “Diyelim ki ebeveynler fekadarlıkta bulunup çocuklarına cep telefonu alıyorlar. Ancak cep telefonunun erken yaşlarda kullanılmasının zararlarına ilişkin sık sık yazılı ve görsel basında yüzlerce yazı, uyarı yer almasına rağmen çocuklarının cep telefonlarıyla bu kadar haşir-neşir olmasına göz yumuyorlar ise, acaba ebeveynler parayı değil de çocuklarını mı sokakta buldular?”…   Çünkü cep telefonlarıyla, bağımlılık düzeyinde içli-dışlı olan çocuk ve gençlerin, “görünüşte (yalancı) sosyallik” yaşadıkları, gerçekte ise “psikolojik yalnızlık ve asosyallik” içinde oldukları görülebilmektedir. Örneğin, beğendiği bir kıza arkadaşlık teklif etmek için kıvranan lise ikinci sınıfta okuyan bir öğrenciye, duygularını bana ifade ettiği sadelikte ve içtenlikte niçin ifade edemediğini sorduğumda verdiği yanıt;

“Bunu yapamam, kızarırım, terlerim ve sonuçta konuşamam. Mesaj çeksem olmaz mı? Hatta duygularımı mesaj ile şiir gibi anlatırım” olmuştu.

Çocuklarlar ve gençler cep telefonunu bilinçsizce kullanıyor iseler (ki öyle görünüyor), toplum geleceği ile ilgili sosyal sorumluluk taşıyan bütün anne-babalara, bütün eğitimcilere, görsel ve yazılı basına ve rol model bütün bireylere bazı görevler düştüğü kaçınılmaz görünmektedir. Bu görevleri şöyle sıralamak mümkündür:
Derslerde kullanımı yasak, teneffüslerde serbest denmesi de anlamlı ve fonksiyonel değildir. Bunun yerine, okullar, çocukların ebeveynleri ile haberleşme gereksinimlerine yanıt verebilecek çözümler üretme yoluna gitmelidirler. Örneğin okul bahçesine yeterli sayıda telefon kulübesi yerleştirilmesini sağlayabilirler. Özellikle özel okullar, müdür yardımcılarının odasından, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi odalarından, öğrencilerin “gerekli” haberleşmelerine olanak sağlayabilirler.
Tüm insanların olmak üzere (normallik sınırları içerisinde), özellikle çocuk ve gençlerin sağlıksız davranışlarında “Evrensel Değerler” eksikliği en önemli etmendir. Bu bağlamda, eğer sağlıklı (fizyolojik ve psikolojik) ve evrensel değerlere sahip bir gelecek oluşturulması arzulanıyor ise (ki arzulanmaması zaten bir “bozukluktur”), tüm kitle iletişim araçları, eğitim-öğretim müfredatları, halk eğitimleri, kamu kurum ve kuruluşlarının halka yönelik sunduğu kurslar-eğitimler “EVRENSEL DEĞERLER” çerçevesinde şekillendirilmeli ve ve bilimsel bilgi temeline oturtulmalıdır.
www.kiged.com / www.hizlikitapoku.com / 
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber