Bu haber kez okundu.

Çocuğa okulu sevdirmek konusunda ebeveynlerin üzerine düşenler nedir?

 

1. Ebeveynler okula alışması için çocuğa biraz zaman tanımalıdırlar:
Okul, çocuk için çok yeni ve değişik bir deneyimdir. Bu nedenle de belirsizdir. Belirsiz durumlar ise çocukta kaygı uyandırır. İlk başlarda çocuğun ağlaması, sorun çıkarması, okula gitmek istememesi normaldir.

Çocukla empati kurulmalıdır. Okul ile birlikte çocuğun hayatına belirsizlikler, kurallar, sorumluluklar ve çok fazla yeni kişi girmiştir. Bu kadar fazla değişikliğe çocuğun birden bire alışması beklenemez. (Daha önce anaokulu deneyimi olan çocuklar için bu süreç daha kolaydır.)

Çocuğa ağladığı için kızılmamalıdır. Çocuk belki de sırf yanındaki ağladığı için bile duygulanıp ağlıyor olabilir. Çocuk aşağılanmamalı, onunla alay edilmemelidir.

Ebevynler, çocuk yanlarında iken onun alışamama durumunu başkalarına anlatmamalıdırlar. Çünkü çocuk bunu duyarsa, nasıl olsa annemler durumu zaten kabullenmiş, diye düşünüp okula gitmek istememe konusunda daha da diretebilirler.

2. Ebeveynler çocuğun kaygısı ile kendi kaygısını birbirine karıştırmamalıdırlar:
Bazı çocukların okuldan korkma nedeni, ebeveynlerinin okul konusunda kaygılı olmasıdır. Genellikle aşırı korumacı tutum sergileyen ebeveynlerde bu durum görülür. Aslında ebeveyn kendisi çocuktan ayrılmakta zorluk yaşıyordur. Kendisi olmadan çocuğunun okulda zorlanacağını, aç kalacağını, tuvalete gidemeyeceğini, merdivenden düşeceğini, arkadaşlarından dayak yiyeceğini... düşünüp kaygılanıyordur. Sık sık okulla ilgili tembihlerde bulunuyor ve okulda iken çocuğu kontrol ediyordur. Çocuk eve geldiğinde ise okulla ilgili olumsuz şeyler olup olmadığını soruyordur: Arkadaşların sana vuruyor mu/öğretmenin kızıyor mu/bahçede büyük çocuklar sana sataşıyor mu...? Tembihler ve sorular olmalı elbetteki, ama bunlar zaman zaman, sırası geldikçe olmalıdır. Bunların sürekli çocuğun aklına sokulması çocuğu okul konusunda gerçekten kaygılandırabilir.

Ebeveynin kaygılı yaklaşımı çocuğu kaygılandırır. Ebeveynleri çocuğun en güvendiği kimselerdir. Ebeveyni eğer okula, öğretmene güvenmiyorsa, çocuk da güvenmeyecektir. Annem endişeli olduğuna göre demek ki burası gerçekten güvenilir bir yer değil, diye düşünecektir. Ebeveynler kendi kaygılarının farkına varmalı ve önce bununla baş etmeye çalışmalıdırlar. Aşırı koruyucu bir tutum sergilememeli, okulu olumsuz gösterecek yaklaşımlardan kaçınmalıdırlar.

3. Ebeveynler çocukla onun endişesi hakkında konuşmalıdırlar:
Eğer endişe ebeveynin değil, çocuğun endişesi ise anne-baba çocuğu bu konuda rahatlatmalıdır. Çocuğa endişesinin nedenini sorarak, onu endişelendiren şeyin ne olduğunu bulmalıdırlar. Neden netleşince nasıl bir yol izleneceğine karar vermek daha kolay olacaktır.

Burada bir noktaya dikkat etmek gerekir: Çocuğu diğer çocuklarla kıyaslayıp ona "bak o ağlıyor mu, bak bu korkuyor mu...?" demek yerine "ben de okulun ilk günlerinde biraz kaygılıydım, azıcık ağlamıştım, ama sonra okulu çok sevdim...?" demek daha yardımcı olur. Böylece çocuk hem anlaşıldığını hisseder, hem de en güvendiği kişiler olan ebeveynlerinin de zamanında bu yollardan geçtiğini öğrenince okul konusunda cesareti gelebilir.

4. Ebeveynler okulun çocuğun günlük yaşamında çok fazla değişikliğe neden olmamasına dikkat etmelidirler:
Çocuklar okula başlayınca artık yaşamlarının eskisi gibi olmayacağı konusunda endişelenirler. Artık babaları ile gezemeyeceklerini, anneleri ile oynayamayacaklarını, TV seyredemeyeceklerini, oyuncakları ile oynayamayacaklarını, sokağa çıkamayacaklarını... sanırlar.

Okul, çocuğun yaşamına değişiklik ya da kaos değil, düzen getirmelidir. Ebeveynler çocuğun günlük yaşantısının okul ile birlikte yeniden düzenlemelidirler. Çocuk eskiden yapmaktan zevk aldığı şeyleri yine yapabilmelidir. Çocuk yine oynamalı, yine gezmeli, yine uyumalıdır... Fakat süre ve koşullar yeniden düzenlenmelidir.

Ebeveynlerin düştükleri en büyük hata, çocuklarının okula başlaması ile birlikte onların bütün gündemlerinin ödev ve dersler olmasıdır. Çocuk okuldan dolayı zaten anne-babasını öncesine oranla daha kısa bir süre görecektir. Bu süre zarfında da çocuğun ebeveyni ile tek paylaşımı genellikle ödevleri olmaktadır. Çocuk ise böyle olunca "annemle zaten azıcık vakit geçirebiliyorum, onda da ders çalışıyoruz" diye düşünerek, haliyle okuldan soğuyacaktır. Bu nedenle ebeveynlerin ödev-oyun dengesini iyi kurmaları gerekir. Okulun sevdiği şeyleri yapmasına engel olmadığını gören çocuk okul konusunda daha ılımlı olacaktır.

5. Ebeveynler çocuğu okul ve öğretmen ile korkutmamalıdırlar:
Ebeveynler okulu ceza verilen bir yer, öğretmeni ceza veren, kızan, bağıran bir kişi gibi çocuğa göstermemelidirler. Bunu direkt söylemezler belki ama farkında olmadan dolaylı olarak bu mesajı verebilirler. Hafta sonu kendisini üzen çocuğuna, "yarın okula git de rahat edeyim / öğretmenine bu yaptıklarını anlatayım da gör gününü..." gibi cümleler söylemek çocuğu okuldan da öğretmenden de soğutabilir.

Bitirirken;
Ebeveynler yukarıda sıraladığımız hususlara dikkat etmenin yanı sıra, çocuğun okula gitme konusundaki çabalarını överek pekiştirmeyi ihmal etmemelidirler. Öğretmen ile irtibat halinde olmalı ve gerektiğinde -bir süre geçmesine rağmen çocuk okuldan korkuyor ve okula gitmeyi reddediyorsa- profesyonel destek almayı göz ardı etmemelidirler.

Psikolog Canan Cantürk

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber