Bu haber kez okundu.

Bebeğiniz sizinle konuşuyor farkında mısınız?

Bebekler neyi sevmediklerini bir şekilde bize anlatır. Ağlayarak, çığlık atarak ya da sevmedikleri bir yiyeceği anında çıkararak…

Bebeğinizle iletişim kurmak her zaman bu kadar sıkıcı olmasa gerek. Anne-baba olarak tabii ki onları mutlu eden ya da canlarını sıkan şeyler neler merak edersiniz. Neden bazen katıla katıla güler ya da neden durduk yere kızarıp bozarıp ağlama krizine yakalanırlar?

Belki bebeğinizin ilk bir yılında durduk yere mırıldanmalarını, agucuk gugucuk sesler çıkarmalarını pek yorumlayamazsınız. Ama umarız ki yazımız size ne anlatmak istedikleri hakkında bir ipucu vermeye yarar.

1 ‘Ağlıyorum ama acıkmadım!’
Çocukların yeme içmeleri doğumlarından okul hayatlarına kadar, hatta ömürleri boyunca annelere dert olmuş durumda. ‘Yeteri kadar besleniyor mu?’, ‘Ya vitaminsiz kalırsa?’ gibi sorularla kendilerini boşu boşuna sıkarlar. Oysa yemek yemek de tıpkı diğer durumlar gibi kişisel bir seçenek. Uzmanların görüşü de bizimkinden pek farklı değil. Eğer bebeğiniz sağlıklıysa ve hareketleri aç olduğunu göstermiyorsa -yemeği uzattığınızda yüzünü çevirirse ya da henüz bir saat önce yemek yemişse- ona inanın! Demek ki daha acıkmamış. Bebeği çok fazla emzirmek, karnı tok olduğu halde yemeye zorlamak onun için pek de iyi olmaz. Bebeğiniz beslenme zamanı olmadığı halde ağlarsa onu rahatsız eden başka şeyler olduğunu da düşünün lütfen ve hemen yemek yedirmeye kalkmayın!

2 ‘Konuş benimle!’
Bebeğinizle konuşmanın ne kadar önemli olduğu hakkında bir kuşkunuz yok herhalde! O, konuşmaya dahil olur gibi gözükmese de sizi dinler. Uzmanların anne karnındayken bile bebeklerle konuşmanın yararlı olduğundan söz eder. Peki, onunla nasıl konuşacaksınız? Biliyoruz bu konuşma onun agucuklarının dışında bir diyalogdan çok monolog şeklinde olacak ama siz yine de konuşun. Mesela mamasını yedirirken, altını değiştirirken ona laf atın. Size doğru ufacık bir tekme savurduğunda kıkırdadığında ya da agu agu diye mırıldandığında siz de ona sözlerinizle cevap verin. Tabii bebeğinizden bir homurdanma ya da sırıtmanın dışında cevap beklemeniz komik olur. Ama 3 aylık bebekler sözsüz de olsa sizinle rahat rahat iletişim kurar. Sessiz kalmak yerine sabırlı davranıp size kendi dilinde cevap vermesini bekleyerek ona bir iyilik yapmış olun. Bebekler öğrenirken yetişkinlere göre daha kısa bir zaman çizelgesi izler. Bir sonraki hareketi yapmak için de ilginin kendi üzerlerinde olmasını bekler.

3 ‘Ayakkabı giymek istemiyorum.’
Rengarenk bebek ayakkabıları, minik sandaletler, kurdeleli patikler… Bunların hepsi çok şirin. Onları gördükçe insanın tekrar bebek olası geliyor. Siz özenerek bebeğinize türlü türlü ayakkabılar alsanız da maalesef o sıkılır ve onları yattığı yerde bir kenara atar. Şu bir gerçek ki birçok bebek ayakkabısı bebeğinizin ayakları için uygun değil. Yürümeye başlayana kadar miniklerinizin ayakları kıvrılır, bükülür, gerilir. Pediyatristlerin söylediği gibi basit, ayak tabanını boşlukta bırakmayan, parmak uçlarını sıkmayan ayakkabıların tercih edilmesi önemli. Oysa henüz yürümeyen bebeklerin pek de ayakkabıya ihtiyacı yok. Çünkü ayağı sıkan ayakkabılar onun normal gelişimini de etkiler. Onlara yürümeye başlamadan önce ayakkabı yerine panduflar, patikler, kaymayan çoraplar giydirebilirsiniz. Aslında gösterişsiz, çıplak bebek ayakları her zaman daha şirin değil mi?

4 ‘Bize hareket lazım!’   
Bebekler vücutlarıyla adeta bir hamurmuş gibi oynamanıza bayılır. Bebek yogasıyla siz de yavrunuzu rahatlatabilir ve mutlu edebilirsiniz. Böylece minik bedenleri daha esnek ve sağlıklı olur.

5 ‘Anne bana şarkı söyle…’
Henüz dünyaya gelmeden önce bebeğinize şarkı söylemek ya da müzik dinletmek onun duygusal gelişimi için de çok önemli. Bebeklerinize hareketli, sakinleştirici, içerisinde farklı duygular barındıran müzikler dinletebilirsiniz.

Ona şarkı söylemek eğlenceden daha fazla bir şey aslında. Bir çocuğa müzik dinletmek beyni için çok yararlı. Ayrıca erken dil gelişiminin hızlanmasını sağlar. Bebeğiniz siz ona şarkı söylerken en çok neyi sever? Sesinizin tonunu mu, melodinin akışını mı yoksa siz ona bir şeyler mırıldanırken sadece hissettiği o benzersiz duyguyu mu? Ona şarkı söylemek duygularını en yüksek seviyeye getirir. Kendisini rahatlamış hisseder. Sesiniz detone olsa bile bu onu rahatsız etmez. Çünkü onun için annesinin sesi dünyadaki en güzel ses.

6 ‘Mutlu olmanı istiyorum!’
Bebekler hoşnut tutulmak ister. Altlarının temiz, karınlarının tok olması onları mutlu eder. Dolayısıyla siz de mutlu olursunuz. Duygular bulaşıcı bir hastalık gibi. Anne-bebek arasındaki o yakın ilişkiyi yaşamayan diğer insanlar arasında dahi bu böyle. Mesela mağazadaki sinirli satış danışmanın sizi nasıl huzursuz ettiğini bir düşünün! Bebeğinizin size olan tepkisi de bu şekilde olur. Yani siz kendinizi nasıl hissederseniz, bebeğiniz de öyle hisseder. Bebekler anne-babalarının mutlu ya da gergin olduklarını anlar. Tabii, bu onlar için biraz da kaçınılmaz bir durum. Bütün bebekler anne-babalarının en iyi ve en kötü ruh hallerini onlarla beraber yaşamak zorunda. Ama ruh haliniz ne durumda olursa olsun bebeğiniz sizi sever, size bağlanır. Bu asla değişmez! Her zaman neşeli olamazsınız. Ama ihtiyacınız olan şey bir ara vermekse, mutlaka o arayı verin! Müzik dinlemek ya da yürüyüş yapmak, eşinizle, arkadaşlarınızla akşam yemeği yemek sizi gülümsetiyorsa bunu ertelemeyin ve yapın

 

 

 

sozcu.com.tr

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber