Bu haber kez okundu.

Anne ve baba olarak en sık yaptığımız hatalar

Hepimiz ideal anne baba olmak için çabalarız. Ama bu o kadar da kolay değil. Uzmanlar bazen istemeden hatalar yaptığımızı ve en değerli varlıklarımıza zarar verebildiğimizi söylüyor. İşte uzun yaz tatili, çocuklarla kaliteli ve unutulmaz zamanlar geçirmenin iyi bir yolu. Bu arada hataları görüp zararın bir yerinden de olsa dönmek, daha mutlu aileler demek... İdeal anne ve babalık diye bir şey varsa bunun en önemli aşaması çiftlerin kendilerine soracağı şu sorudur herhalde: “Biz iyi bir anne ve baba olmaya hazırmıyız?” Çünkü bir çocuk yetiştirmek, ona bakmaktan çok daha fazlası demek. Üstelik anne - babanın çocuğuna verdiği eğitim, okulda verilenden daha önemli görülüyor. Bunun nedeninin aile tarafından öğretilen her davranışın çocukların gelecekte nasıl bireyler olacağını belirlemekten kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Seliyha Alten, “İdeal anne - babamükemmeliyetçilik tuzaklarına düşmeden çocuğa; güven, istikrar, huzur, sevgi, paylaşımve oyun gibi temel ihtiyaçlarını giderebileceği aile ortamını sunan ebeveynlik tutumlarını kapsar” diyor. Çocuğun gereksinimlerini karşılama, duygularını ifade etme hakkı tanıma ve eşler arasında tutarlı ebeveynlik birliği de olmazsa olmazlar arasında görülüyor.

 

AİLELER ÇOCUK GELİŞİMİNE DAHA ÇOK ÖNEM VERİYOR 

 

Bugünlerde aile içinde çocuk eğitimine ve çocuğun psikolojikduygusal gelişimine verilen önem artıyor. Bu çerçevede şehirli anne babaların çocuklarına yaklaşımlarında kulaktan dolma bilgileri ya da kendi anne babalarından gördüklerini daha az dikkate aldığı da dikkat çekiyor. Bu durum;modernleşme, eğitim düzeyinin artması ve bilgiye ulaşabilme kolaylığından kaynaklanıyor.

 

Anne babaların en çok yaptığı hatalar 

Aşırı koruyucu ya da otoriter olma 

Duygularını aşırı dışa vurma 

Fikirlerini ve davranışlarını çocukların tepkilerine göre değiştirerek tutarlılıktan yoksunlaşma

Anne – baba arasında ortak bir dil geliştirememe

Mükemmeliyetçi tavır sergileme 

İlişkide arkadaşlık boyutunu geliştirmeye çalışırken ebeveynlik kimliğinden uzaklaşma

Haklar ve sınırlar konusunda kendi kafa karışıklıklarını çocuğa yansıtma 

 

Anne babalıkta doğru bildiğimiz yanlışlar

 

Her davranışın kontrol altında tutulması gerektiğini sanmak

Çocuk için mükemmeli istemek 

Özgüven aşılamak için çocuğa sıklıkla “Sen özel ve farklısın’’ mesajı vermek 

Çocuğu ruhsal ve fiziksel olarak korumayı, ona “Hayır, yapma” demeyerek sağlayacağını düşünmek Demokratik tutum sergilemek adına her önemli kararda konuya çocuğu da katmak 

Hata yapmaması için aşırı önlemler almak ya da kısıtlama eğilimi göstermek

Çocuğun oyun ihtiyacını küçümsemek  

Özellikle babaya aşırı otoriter rol yüklemek

Çocuğun babaya duyduğu gereksinimin önemini anlayamamak

 

Ergen çocuğunuza böyle davranın!  

 

Ebeveynlik kimliğinden uzaklaşmadan, ergenin en iyi ve en yakın arkadaşı olmaya çalışın.

Adil olun, onu ve iç dünyasını tanımaya uğraşın.

Çocukla geçirilen zamanın uzun değil, nitelikli olmasına özen gösterin.

Onunla sadece bir sorunun varlığında değil, her zaman iletişim kurmaya çalışın.  

Ergenin zevklerine uygun faaliyetler düzenleyin.  

Sizden farklı olan duygu ve düşüncelerine saygı gösterin ve onları ifade etmesini destekleyip kolaylaştırın.  

Mümkün olduğunca çok konuda inisiyatif almasını sağlayın.  

Özgürlük alanları tanıyın.  

Çocuğunuzun arkadaşlarının kim olduklarını bilin ve onları evinize getirmesine izin verin. Arkadaşlarını önemseyin ve onları tanımaya çalışın.  

Size bir şey anlattığında ciddiye alın ve iyi bir dinleyici olun.  

Çocuğunuz sizinle iletişim halindeyken her cümlesinde ona bir şey öğretmeye ya da öğüt vermeye çalışmayın.  

Güvenlik önlemleri aldıktan (internet kullanımı, izlediği kanallar vs.) sonra mahremiyetine (odasına aniden girme, günlüğünü okuma, telefon mesajlarını kontrol etme vs.) saygı gösterin.  

Hakaret, şiddet, aşırı ceza verme eğilimi göstermeyin. 

 

Aşırı koruyucu mu, otoriter misiniz? 

 

Aşırı koruyucu aileler: Çocuklarının başına her an bir şey geleceği korkusuyla onu her şeye karşı korumaya çalışır, genellikle aşırı hoşgörülü ve şımartıcı bir tavır sergilerler. Bu tip aileler her şeyi çocuklarının yerine kendileri yaparak onları koruduklarını düşünürler. Bu tavır aslında ebeveynin kendi kaygı problemlerinden kaynaklanır. Bu şekilde yetiştirilen çocuklar yetişkinlik döneminde aşırı kaygılı, bağımlı, özgüven sorunları yaşayan, atılganlık gösteremeyen, bencil bireyler olurlar. 

 

Tutarsız aileler: Çocuk eğitimi konusunda görüş ayrılığı yaşayan ebeveynlerde tutarsız tavırlar oluşur. Çocuk kendi davranışları karşısında ebeveynlerinden farklı geri bildirimler aldığı için nasıl davranması gerekeceğini öğrenemez. Böylelikle davranışlarını karşıdaki kişinin duygusal haline göre ayarlayan, cezaya fazla direnç gösteren, sosyal çevre ile uyumsorunları yaşayan bireyler haline dönüşürler. 

 

Otoriter - baskıcı aileler: Çocuğun gereksinimve duygularını ifade etmesine izin vermeyen, ebeveynliği kuralcılık ve kendi isteklerinin katı şekilde uygulanması olarak algılayan anne - babalar, otoriter ve baskıcı olarak tarif edilebilir. Sert, kesin ve soğuk olup ancak çocuk istenen tavrı gösterdiğinde ona sevgi gösterirler. Bu tavırla yetişen çocuklar yetişkinlik döneminde duygu ve düşüncelerini ifade edemeyen, baskı altında çekingen ve uysal; diğer koşullarda şiddet eğilimi gösteren bireyler haline gelirler. 

 

Mükemmeliyetçi aileler: Son yıllarda giderek artan, çocuklarının hep en iyi olmasını isteyen, başarı odaklı ve dolayısıyla çocuklarını sıklıkla başkalarıyla kıyaslayan ebeveynler için “mükemmeliyetçi” denilebilir. Bunun altında hayattamükemmeli ve kusursuzluğu arayan bireylere özgü bir tavır vardır. ‘’Proje çocuk’’ denilen istek içerisinde, çocuktan aşırı beklenti söz konusudur. Aşırı beklenti çocuğu isyankâr ya da uzlaşmaz yapabildiği gibi; çok hırslı, başarı odaklı, hayat sevincinden yoksun, elde ettiklerinden tatmin olmayan, hep daha iyi ve daha fazlasını isteyenmemnuniyetsiz kişilere dönüştürebilir. 

 

Çocuk merkezci aileler: Bu tür aile yapısında çocuğu kendi başına buyruk, kuralsız ve denetimsiz bırakan bir tavır hâkimdir. Yapılması ve yapılmaması gerekenler çocuğa anlatılmaz ya da tutarlı bir şekilde sunulmaz. Ara sıra sert çıkışlar, cezalar, kısıtlamalar olsa da bunlar çocuğun davranışının yanlışlığını anlatmaktan çok uzaktır. Bu şekilde yetişen çocuklar; çevresine ve kendisine zarar verecek davranışları denetleyemeyen, özel olduğunu düşünen, hiçbir kural ve sınıra uymak zorunda olmadığına inanan, davranış problemleri yaşayan bireyler haline dönüşürler. 

 

Sağlıklı aileler: Çocukları için esnek ve hoşgörülü bir tavır sergileyen, çocuğun ihtiyaçlarını sezen, ona karşı koymayıp isteklerini dinleyebilen, uygun cevaplar veren, gerçekçi limitlerle hak ve sınırlılıklarını öğretebilen, tutarlı, oyun ihtiyacını karşılayan ve ortak faaliyetler yapan ebeveynlik tavrını kapsar. Bu ise, girişken, bağımsız, gerçekçi, sınır ve haklarının ayrımını yapabilen özgüvenli bireyler yetiştirmeye olanak sağlayan bir tavırdır. 

 

Ergenlik en sancılı dönem 

 

Çocuğun kendi kimliğini keşfettiği, ilgisini aileden çok akran gruplarına yönlendirdiği “ergenlik” dönemi, anne-baba-çocuk arasındaki en sancılı dönemlerin başında gelir. Çocuk bu dönemde bireyselleşme ihtiyacını anlayamayan ya da bu süreci doğru yönetemeyen ebeveynlere karşı, kurallara başkaldırma, aile ortamında içe kapanma, diğer aile üyeleriyle iletişimlerini kısıtlama, ev içerisinde tek başına zaman geçirme gibi eğilimler gösterir. Aile üyeleri sıklıkla sorunlar yaşar. 

 

Ebeveynlerin ikisi de uygun rol model olmalı

 

Mutlu ve güvenli bir çocuk yetiştirmek için ebeveynlerin kendi aralarındaki iletişimin sağlıklı ve evde koyulan ortak kurallara uyumun tam olması gerekir. Tek ebeveynin çaba göstererek kurallar koyup uyumlu olması, çocuğun eve bağlılık ve saygı geliştirmesini sağlayamaz. Ebeveynlerin her ikisinin de bu konuda çocuğa uygun rol model olması gerekir. Anne - babanın diğer aile üyeleriyle olan ilişkilerinde gösterdiği saygı ve aldığı sorumluluklar çocuğun öğrenme davranışına doğrudan yansıyacaktır. Aile üyelerinin belli bir saatten sonra evde olmaları, ortak yenen akşam yemekleri, kahvaltı sofraları, özel günler ve tatillerde aile üyeleriyle yapılan düzenli ortak faaliyetler çok önemlidir. 

 

BU DURUMLARDA BİR UZMANA BAŞVURUN

 

Temel alışkanlıkların kazandırılmasında güçlükler (beslenme, tuvalet, uyku)

Okul fobisi

Aşırı hareketlilik

Parmak emme

Tırnak yeme

Çekingenlik Tikler Konuşma gecikmesi,konuşma bozuklukları, kekemelik

Baş edilemeyen sınav kaygısı  

Aşılamayan aile içi iletişim sorunları  

Ergenlik dönemi krizleri 

Akademik başarıda ani düşüşler 

Öfke nöbetleri

Davranış sorunları

Öğrenme güçlüğü

 

HaberTürk

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber