Bu haber kez okundu.

AH ŞU DİLİMİZ!

Dil, en mükemmel anlatma ve anlaşma aracı; konuşma ise, bu araçla gerçekleştirilen ve benzeri hiç bir canlıda görülmeyen en ileri iletişim yöntemidir. Birçoğumuz, dilimizi iyi yönde ve yumuşak kullandığımız zaman olmayacak işlerin olduğuna; dilimizi sert kullandığımız zaman ise sonuç alamadığımıza ve hüzün yaşadığımıza şahit olmuşuzdur.

Yaratılan her ferdin kendine ait bir anlayış yapısı, kişiliği, inandığı değerleri ve yetişme tarzına göre duygu ve düşünceleriyle entellektüel bir düzeyi vardır. Dolayısıyla hissettikleri, etkilenmeleri, dinlemeleri de farklıdır, Bu durumda dinlediğimiz her söze, verilen her mesaja göre kullanılan dilin, her jest ve mimiğin olumlu veya olumsuz olarak etki yaptığı kesindir. 

İnsanlar çevreden aldıkları mesajlar ile kendilerini değerli-değersiz, güvenli-güvensiz, sevinçli-öfkeli, sakin-kırgın hissederler. Hepimiz, eleştiri kolaycılığına kapılırız. Duyduğumuz, gördüğümüz, bildiğimiz kusurlara hatalara balıklama dalarak, allayıp pulladığımız varsayımlarla bunları sergileriz. İlişkilerimiz de çözülmesine imkân tanınmayacak bir şekilde kör düğümlenir. Üst üste atılan bu düğümler artık bir bıçak keskinliğindeki şoklar yaşanmadan çözülemez hale gelir.

Etkin iletişim kurmada “sen dili” ithamlarının yerine, “ben dili” düşüncelerinin ve duygularının kullanımı büyük önem taşımaktadır. Ben dili, durum ya da davranışla ilgili yargısız ve yorumsuz mesajlar taşır. Bununla beraber karşımızdaki kişinin davranışının bizim üzerimizdeki etkisini içerir: “Ben bu davranışından dolayı üzüldüm, kendimi kötü hissettim.” dediğimizde bizi dinleyen kişi kendini yargılanmış hissetmeyecek ve bizimle empati kurmaya çalışacaktır. Dolayısı ile, az sonra cevabı yapıştırma planları yapmak yerine, bize önyargısız yaklaşarak davranışının bizim üzerimizdeki etkilerine yoğunlaşacaktır.

Sen dili ve ben diline örnek vermek gerekirse;

Kilolu bir insana, "Çok kilo almışsın; şişkosun" demek yerine; "Biraz kilo aldın gibi geldi bana." ifadesini kullanarak, karşımızdaki kişinin olumsuz yanlarını onun rahatsız olmayacağı biçimde dile getirebiliriz.

İşten yorgun geldiğimizde bizden ilgi bekleyen eşimize, “Her akşam aynı şey, tutturuyorsun gezmeye gidelim diye! Ben senin gibi bütün gün evde oturmuyorum; benim yorgun olabileceğim hiç aklına gelmiyor değil mi? Yaramaz ve şımarık bir çocuk gibi davranıyorsun!” demek yerine, “Hayatım, bu akşam kendimi çok yorgun hissediyorum; zaten sen de tüm gün çocuklarla ve evle uğraştın, yorulmuşsundur. İstersen gezmeyi başka bir akşama erteleyelim; haydi bir çay demle de içelim hem sohbet de etmiş oluruz.” Dersek hem eşimizin duygularını incitmemiş hem de eşimizi anladığımızı göstererek tartışmaya girmemiş oluruz.

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, dilini yapıcı kullanan insanlar hem kendisi hem de diğer kişiler için yapıcı sonuçlar elde eder. Dili yıkıcı olarak kullanan insanların karşılaşacağı sonuç kavga, anlaşmazlık ve huzursuzluktur. 

Unutulmamalıdır ki: 

“DİL İLE DÜĞÜMLENEN; DİŞ İLE ÇÖZÜLEMEZ!”

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
ah şu dilimiz

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber