Bu haber kez okundu.

UGANDA MİLLİ EĞİTİM BAKANI J.ALUPO’YU UYARIYORUZ

  Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi bir insan ömrü kadardır. Ama yaşadığı süreç asırları kapsayacak büyük bir gelişimin-devrimci- mücadelenin aşamalarını taşır. Cumhuriyeti kuran bu iradenin- yöneticilerinin- azim ve kararları ilk adımı ;

       Mustafa Kemal’in, Sakarya Savaşı’nın en sıcak anında bile eğitimcilerin kongresine katılarak, “Gerçek zafere, siz eğitim ordusu olan öğretmenlerin, eğitim ve kültürel alandaki savaşı ve ekonomik gelişme ile  ulaşacağız”  vurgusudur.

        Kurtuluş ve kuruluş yıllarındaki tek rakamlık okur yazar oranı, yapılan eğitim,kültür, sanat  devrimi ve mücadelesi ile 1950’li  yıllarda  halkının okur-yazar oranını yüzde altmışa çıkarılmıştır.

       Kurtuluşu eğitimde ve öğretmende gören Başöğretmen Atatürk’ün Türkiye’si ile 2015 AKP Türkiye’si arasındaki yaşanılan kara eğitim tablosunu ve sonuçlarını vurgulayacağız.

        Türkiye’nin çağdaşlaşması yolunda mücadele veren bir yurttaş, bir eğitimci, bir sendika yöneticisi olarak bugünkü eğitim sistemini ve sonuçlarını anlamak olanaksız. Ancak; iktidarın hedefinin kendi siyasal düşüncesine bağlı asla değişmeyecek kuşak yetiştirme olduğunu net olarak görmekteyiz.Bu amaçla da büyük bir kargaşa ve kaos öğretmenlere, öğrencilere ve velilere kısaca ülkeye yaşatılmaktadır. AKP iktidar  bu  sınır tanımayan bir tutumla belli bir düzen ve disiplinle yürüyen yapıları tümden yok etmeye çalışmaktadır.

        Bu yıkım ve karşı devrimin tek amacı çağdaş bir ülke modern bir toplum istenmemesidir. 

       Cumhuriyetin eğitim sisteminde hedef  çok açık ve nettir. Çağdaş yurttaş ve çağdaş toplumdur. Cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirilen devrimlerle ülkenin attığı ilerici adımlarda ve geldiği noktada bunu açıkça görmekteyiz.

       1950’li yıllardan sonra ki iktidarların, eğitim sistemi üzerinden özledikleri topluma ulaşma uygulamalarına da tanık olduk. AKP iktidarının tek hedefi ise, eğitimdeki yasal değişikliklerle, cumhuriyetin çağdaş yurttaş yetiştirme ilkesini tersyüz edip; muhafazakar topluluk ile kendi iktidarlarına da kesintisiz hizmet edecek insandır. Özetle; “Dindar ve kindar nesil yetiştirme planı uygulamaya konulmuş, 13 yılda 5 bakan değişikliği ile bu niyet gerçekleştirmiştir.

       İlk önce cumhuriyetin eğitim anlayışına inanan yöneticilerini uzaklaştırıp, ülkenin değil, AKP’nin geleceği için çalışacak yöneticiler seçilmiştir. Çıkardıkları yönetmelikle ancak üçüncü dünya ülkesinde olabilecek “kara mizah” örneği mülakat ile yandaş yöneticiler seçilmiş ve seçilmeye devam edilmektedir. Kısaca yönetici tiyatrosu 13 yıldır değişik senaryolarla oynanmaya devam ediyor.

      6 Ekim 2015 yeniden sahnelenen haliyle DDİK’nun iptal ettiği mülakat perdesinde, müdürler tekrar sahne alacak, (yandaş sendikaya  sempatik görünme rolü oynamaya gerek kalmayan) müdür başyardımcı ve müdür yardımcıları yazılı sınav sonucuna göre görevlendirilecektir.

      MEB; mülakatın objektif olmadığı gerekçesi ile  binlerce mahkeme kararı ile verilen yürütmeyi durdurma kararlarının hiçbiri uygulamamıştır. Zaten yandaş görevlendirmesi yapılmayan boş okul ve kurum kalmamış, kalsa da yeni yönetmelikle müdürümü ben mülakat ile seçerim denmiştir. Mahkemelere küçük bir çelme ile, hukukun ardından dolanılarak  müdür başyardımcı ve yardımcıları yazılı sınav sonucuna göre görevlendirilecektir.

      Peki bu kadar yıldır oynanan bu yönetici atama orta oyunu sergilenirken bizler ne yaptık? Sadece seyrettik mi?

       Hayır. Bu uygulamanın ilk gününden bu yana her türlü eylemde söylemde, hukuk mücadelesinde bulunduk.

       Adında adalet kelimesi geçen iktidarın gerçekte adaletle, hukukla en küçük ilintisinin kalmadığını yaşayarak gördük. Danıştay’ın, Bölge ve İdare Mahkemelerin yürütmeyi durdurma ve göreve iade kararlarının uygulanmadığına tanık olduk.

       Bakan, Müsteşar ve İnsan Kaynakları Genel Müdürüne defalarca yazılı ve sözlü uygulama yönünde taleplerde bulunduk. Daha ileri giderek bu kararı uygulamayan idareler hakkında suç duyurusunda bulunduk.

      Tabi Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkarılıp,Tayistan hukuku uygulandığından mevcut hukuk kararlarının önemi yoktu. Bakanlığın başındaki müsteşar sendika ve basının baskılarına değişik çözümlerimiz olacak diyerek, yargı kararlarını değil, kendi hukuklarını uyguladıklarını göstermiştir.

      Sayın AVCI, Bay TEKİN, Bay AYDOĞDU ……

      Çıkardığınız olumsuz yasalarınız ve uygulamalarınız o kadar çok ki;

Hangisinden bahsedeceğimizi bilemiyoruz. Bir kaçını sıralayalım.

*   Binlerce yöneticiyi görevden alıp, öğretmene rotasyonla tehdit ederek, yerinden yurdundan ettiniz. Öğretmenleri mesleğinden, öğretmen adaylarını öğretmenlikten, yöneticileri ve öğretmenleri eğitim ortamlarından nefret eder hale getirdiniz.

*   4+4+4 ile okulların tamamını dini okullara dönüştürüp vatandaşı mahallesindeki okulundan uzaklaştırdınız. Mahallesinde normal ortaokul, lise ve bırakmadınız için imam hatiplere yapa servislere mahkum ettiniz.

*  TEOG sınavı ile öğrencileri hallaç pamuğu gibi savurdunuz, ilçe dışında okullara kayıt edip,okul dışına attınız.

*    Lise öğrencilerinin büyük  bölümünü  örgün eğitimden uzaklaştırarak  örgün eğitim dışına çıkardınız. Öğrencilerin var olan pansiyonlarını kapattınız sadece dini eğitim veren okullara pansiyon açtınız.

*   Bir zamanlar can ciğer kuzu sarması olduğunuz, dershanelerine,okullarına methiyeler düzdüğünüz, ne oldu ise son yıllarda düşman olduğunuz cemaatin dershanelerini kapatmak  adına eğitsel ve pedagojik olmayan (okul mu?,kurs mu?) ne olduğu belli olmayan Temel Liseleri açtınız.

*   Bu APARTMAN LİSESİ’nin  kiracılarına bir parmak bal çaldınız (eğitim desteği) öğrenciler üzerinden  özelleştirme rantını eğitim merkezine oturttunuz.

*   Yüz binlerce öğretmeni atamayıp sokağa attınız.

*    On binlerce emekli olmak isteyen öğretmenin ekonomik kaygısına duyarsız (ek göstergeyi yükselmediniz) kaldınız. Alanı yeni atamaya açmadınız.

*   Eğitim çalışanları arasında ayrımcı uygulamalarınızla barış ortamını bozdunuz. Eğitim öğretim ödeneği ve öğretmenevinden yararlanmada ayrımcı davrandınız.

*   Okul ve kurumların fiziki durumunu ve bakımını velilerin üzerine yıktınız. Milyonlarca işsiz varken yardımcı personel almadınız. Sezonluk, kısmi ve mevsimlik vb siyasal gücün yetkisine bıraktınız.

*   Norm belirlerken bile öğretmenin sendikasına ve siyasal yapısına göre belirlediniz.

  Daha da uzatabileceğimiz bu konularda sesimizi, talebimizi duymadınız. Yargı kararlarına, sendikaların ve eğitimcilerin seslerine kulaklarınızı kapattınız. Bütün bu olanlar,  Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanlığı yetkilerini ilgilendirmediğinden bizler de Uganda Milli Eğitim Bakanı J. Alupo’ya sesleniyoruz.   

             

 

 
 

Egitimhaberci.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber