Bu haber kez okundu.

Yusuf TEKİN\'in hedef gösterilmesi asla kabul edilemez.
Milli Eğitim Bakanlığında yapılan tüm düzenlemelerin tek sorumlusu olarak MEB Müsteşarı Yusuf TEKİN gösteriliyor. MEB'de yapılan her güzel uygulama ve değişiklikte Müsteşar Yusuf TEKİN ismini zikretmeye çekinen kişi ve kurumların , kamuoyu ve eğitim camiasının tepki verdiği tüm düzenlemelerde Yusuf TEKİN ismini hedefe koyarak günah keçisi ilan etmesi ne vicdanlara sığar nede ahlaka.. 

Paralel yapının dershane süreciyle hedefe koyduğu Müsteşar Yusuf TEKİN üzerinden cümle kuran kişi ve kuruluşların hedefinde Müsteşar nezdinde Ak Parti ve Başbakan ERDOĞAN olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyor ve analiz ediyoruz.


 

Milli Eğitim Bakanlığının hazırlamış olduğu , Milli Eğitim Temel Kanununda Değişiklik içeren yasa tasarısının tek sorumlusu MEB Müsteşarı Yusuf TEKİN mi ? 



 

Bu sorunun cevabını aramaya çalışalım . 

 

Dershanelerin dönüştürülmesi sürecinde , cemaat medyasının hedefe koyduğu Yusuf TEKİN üzerinden tüm muhalif kesimlerin aynı hedefe vurması asla tesadüf olamaz. 

 

Dershanelerin dönüşüm sürecinde , cemaat medyası bilinçli olarak hükümete geri vitese atma ve manevra şansı vermek için Müsteşarı hedefe koymuş ve kellesini istemişti

 

Gelinen süreçte dershanelerin dönüşüm sürecinin bizzat Başbakan'ın talimatıyla yapıldığı ortaya çıktı . Bu konuda Başbakan'ın duruşunun çok net olduğu ve emri bizzat kendisinin verdiği anlaşıldı. 

 

Başbakan'ın dershanelerin dönüştürülmesi konusunda geri adım atmadan kararlıklıkla işin üstüne gittiğinde , 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarında dershanelerin bahane edilerek hükümete karşı bir darbe girişimi olduğu anlaşıldı. 

 

Dershane sürecinin başladığı günlerde , cemaatin amacının dershaneler olmadığını asıl hedefin Müsteşar Yusuf TEKİN üzerinden Başbakan olduğunu yazmış ve Yusuf TEKİN yeni Hakan FİDAN'dır diye manşet atmıştık . 

 

17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları ve gelinen süreçte cemaatin hedefinin bizzat Başbakan olduğu anlaşıldı. 

 

Milli Eğitim Temel Kanununda yapılacak yasa tasarısı konusunda tüm düzenlemelerin Müsteşar Yusuf TEKİN üzerinden yapıldığı algısına soyunan toplum mühendisleri bu sorulara cevap vermelidir. 

 

1- Özür grubu atamalarından bilen haberdar olan ve bu konuda MEB'e talimat veren Başbakan'dan ve Bakan Bey'den habersiz bir şekilde öğretmenlere mülakatgetirilmesi konusu bu taslağa yazılabilir mi ?

 

2-  Yasa tasarısının kanunlaştığı andan itibaren yaklaşık 40 bin okul müdürünün görev süresini bitirecek bir düzenlemenin Başbakan ve Bakan Bey'den habersiz bir şekilde Müsteşar tarafından bu yasa tasarısına yazılacağına siz inanıyor musunuz ?

 

3- Yerel seçimlere 50 gün kala , atanamayan 300 bin öğretmen ve fakültelerde okuyan 200 bin öğretmenle beraber toplamda 500 bin öğretmen adayının ve bu adayların aileleri ile birlikte 1,5 milyon kişiyi direk etkileyek ve yaklaşık 5 milyon oya dolaylıda olsa etki edebilecek bir düzenlemeyi Müsteşar Bey'in kafasına göre mi yaptığını düşünüyorsunuz ?

 

Öğretmenlere mülakat konusunda talimat bizzat Başbakan'dan bile gelmiş olsa yerel seçimler öncesinde yapılacak bu kritik hamle Ak Parti iktidarına hiçbir şey kazandırmaz. Bu düzenleme sadece iktidara oy kaybettirir. Ak parti döneminde öğretmen atama sistemi şeffaf ve adaletli bir şekilde yapılmakta ve kamuoyu ve öğretmenlerin takdirini kazanmaktaydı. Öğretmen atamalarına mülakat konusunda iktidarın sosyal tabanı olanEğitimbirsen bile net bir duruşla bu düzenlemeye karşı çıkıyorsa burada bir soluk alıp düşünmek gerekiyor. Öğretmen mülakatları konusunda dostane bir uyarı yaparak tarihe not düşmekte fayda var. Mülakat esaslı öğretmen alımı tek kelimeyle Ak Parti iktidarına kaybettirir. 

 

Okul müdürlerinin atama ve görev süresinin 4 yıl olarak belirlenmesini sağlayacak düzenleme konusu yeniden gözden geçirilmelidir. Yasa tasarısının çıktığı andan itibaren 40 bin okul müdürünün görevlendirmesi bitecektir. 

 

Okul müdürleri konusunda bir düzenleme yapılmak isteniyorsa , performans esasları kanuna konulmalıdır. Her 5 - 10 yılda bir mevcut müdürler sınava alınmalıdır. 

 

40 bin okul müdürünün ve etki edeceği alanın iktidara karşı olan muhalif duruşu ve çıkartacağı sesi düşünmek gerekiyor. 

 

Öğretmen mülakatları ve okul müdürlüğü konusunda yapılacak düzenlemeye karşı sendikaların hiç tereddüt etmeden iş bırakma eylemleride dahil olmak üzere eğitimcileri seçim öncesinde meydanlara dökecek olmasını asla göz ardı etmeyiniz. 

 

Hükümetin şu an için en büyük rakibi olan paralel yapı ve medya organlarına seçim öncesi verilecek her pasın gol olma ihtimali çok yüksektir. 

 

Paralel yapının  medyası ve sivil toplum örgütlerine seçimler öncesi , eğitim gibi çok hassas bir konu üzerinden okul müdürleri ve öğretmen adayları başta olmak üzere tüm eğitimcamiasını ve paydaşlarını hükümetin aleyhine kamuoyu oluşturma konusunda büyük bir koz verilecektir. Eğitimbirsen'in yasa tasarısına tepkisini gün boyunca Samanyolu televizyon kanalının , açıklamanın içerisinden cımbızla seçilen cümlelerle hükümeti vurduğunu unutmayınız. 

 

Öğretmen mülakatları ve okul müdürleriyle ilgili yapılacak tasarruf konusunda tüm iyi niyetimizle hükümet ve Bakanlık yetkililerini bu düzenlemeden vazgeçilmesi konusunda uyarıyoruz. 


 

Milli Eğitim Bakanlığında yapılan tüm düzenlemelerin sorumlusu olarak Yusuf TEKİN'in hedef gösterilmesi asla kabul edilemez. 

 

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI'nın isminin muhalif kanat tarafından bilinçli olarak deklare edilmemesinin altında yatan bir sebepte , Müsteşar Bey'i kamuoyu nezdinde Bakan Bey'in üzerinde gösterme gibi bir gayretkeşlikle içeride çıkarılmak istenen fitnedir. 

 

En büyük tehlikede budur. 

 

MEB Müsteşarı Yusuf TEKİN , göreve geldiği günden bu tarafa sabah 08:00 ve gece saat 22:00 - 23 : 00'a kadar işin mutfağında çalışmaktadır. 

 

Bakan Bey'in daha çok siyasi ve sosyal kişiliği ile ön plana çıkması ve mesajlar vermesi , yapılan tüm düzenlemelerde projektörlerin Müsteşar Bey'e dönmesine neden olmaktadır. 

 

Ancak bu şu anlama gelmemektedir. 

 

Yapılan tüm düzenlemelerin tamamının Müsteşar tarafından yapıldığı ve Bakan Bey'in habersiz olduğu algısını oluşturmak Nabi Hoca'ya ve Müsteşar Bey'e yapılan en büyük saygısızlıktır. 

 

Tüm eğitim camiasını etkileyen bu kadar kritik düzenlemelerde bizzat Başbakan'ın haberdar olduğu , Başbakanlıktan uzmanların bu işin mutfağında çalıştığı, MEB'den bürokratların zaman zaman görüş bildirdiği, Maliye Bakanlığından mali konularda görüş alındığı ve tüm düzenlemelerden bizzat Bakan Bey'in günlük olarak bilgilendirildiğini net olarak yazalım. 

 

Milli Eğitim Bakanlığına geldiği günden beri Bakanlığın hantal yapısını ortadan kaldırma ve dinamizm kazandırma adına çalışan ve birçok sorunu çözen Müsteşar Yusuf TEKİN'le ilgili güzel uygulamalar ve düzenlemeler sonrasında tek bir satır ve haberle bile takdir ve tebrik edemeyecek kadar ferasetten ve vicdandan uzaklaşmışkişilerin tüm olumsuzlukları Müsteşar Yusuf TEKİN üzerine yıkma gayretini ibretle izliyoruz. 

 

Sonuç olarak ; Milli Eğitim Bakanlığının çıkarmayı düşündüğü kanun tasarısında, öğretmen mülakatları ve müdür atamaları tekrar masaya yatırılmalıdır. Bu işin paydaşlarından olan sendikalarla görüşülmelidir. 
meb personeli.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber