Bu haber kez okundu.

YÖNETİCİ ATAMA SORUNUNUN ASIL NEDENİ...

Yapılacak, yapılıyor, yapıldı söylentileriyle adeta yöneticilerin gündemini işgal eden “Milli Eğitim Bakanlığı Okul ve Kurum Yöneticileri Atama Yönetmeliği” ile ilgili beklentiler doruğa ulaştı.

Kanunun tartışılmaya başlandığı 2014 yılı başlarından beri kurum yöneticileri diken üzerindeler.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sayıları onbinlerle ifade edilen kurum yöneticileri ile ilgili düzenlemelerinin dikiş tutmamasının birkaç önemli nedeni var.

 

Bu nedenlerden ilki, konuyla ilgili Bakanlık bürokratlarının eğitimci olmamaları, iletişime ve diyaloga kapalı olmaları ve iş bilmezlikleridir. Bu grubun başını Eski Müsteşar M. Emin Zararsız ve Eski İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hikmet Çolak geliyorlardı. Bu durum da bazen telefisi imkansız zararlara neden oluyor, camiaya karşı bakanlığın saygınlığı azalıyor ve bakanlık yetkilileri de komik duruma düşüyorlardı. Şükürler olsun ki bu millet kendilerinden kurtuldu. Şimdiki Bakan, müsteşar ve İnsan kaynakları Genel Müdürü, sorunları çözmemiş olsalar da en azandın eğitim camiasına yönelik ceberutça bakış açısına sahip değiller.

 

Yönetici atama sorununun çözüme kavuşturulmamasının önemli nedenlerinden biri de, olumsuz bazı tutumlar içerisinde olan ve bu tutumları ile medyada yer alan bazı yöneticilerin davranışlarıdır.  Örneğin çok tartışılan ve yöneticilerin görev süresini 4 yılla sınırlayan Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile ilgili şöyle bir söylenti bulunmaktadır. 2013 yılı mayıs ayında başlayan ve hükümete yönelik protestolarla  aylarca kamuoyunun gündemini meşgul eden “gezi parkı” olaylarında rol alan ve öğrencilerin olaylara katılmasını teşvik eden bazı kurum müdürlerinin görevden alınması talimatına karşı, Başbakan’a  “kazanılmış hak” olduğu gerekçesiyle bunların görevden alınamayacağı şeklinde rapor sunulduğudur.  Milli eğitimin başındaki bakanı ve tüm bürokratları atama ve görevden alma yetkisine sahip siyasi iktidarın, kendi politikaları ile uyumsuz kurum müdürlerini görevden alamamasının bir garabet olduğuna istinaden başbakanın özellikle böyle bir düzenleme yapılması talimatını verdiği söylenmektedir. Yani olayın bu boyutu ile marjinal tutumlar içerisinde olan bazı yöneticilerin bu değişikliğin sebebi olduğu söylenebilir.

 

Sorunun çözüme kavuşturulmamış olmasının bir başkan nedeni ise siyasi iktidar ve sendikaların konuyu eğitim ve yönetim bilimi ekseninden uzaklaşarak fikri mensubiyet ve ideolojik yakınlık kriteriyle yönetici atanmasını istemelerindir. Demokratik bir ülkede ülkenin nasıl yönetileceğine ilişkin kararları elbette siyasi iktidar verir. Ancak bunun uygulayıcıları konumundaki kamu çalışanları, eğer iktidarca belirlenen  genel eğitim politikalarına aykırı tavır ve tutumlar içerisinde bulunmuyor ve mesleklerini icra ederken de başarılı iseler, bunların dünya görüşlerinin ne olduğu göz ardı edilmelidir. Bu konuda iktidar da, bazı sendikalar da, yılların verdiği ezilmişlik ve itilmişlik duygularıyla intikam alırcasına “bizden olsun” kriterinin peşine düşmüş görünüyorlar.

 

Üzerinde çalışıldığı duyumları aldığımız yönetici atama yönetmeliği ile ilgili endişeye sahip kurum yöneticileri bu öğretim yılının ikinci yarısında, kurumlarıyla, eğitim öğretimle ilgili ciddi bir motivasyon kaybı içindedirler.

Bakanlığın bir an önce yönetmelikle ilgili tasarıyı eğitimcilerin görüşlerini almak üzere açıklaması gerekmektedir.

 

mebpersonel.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber