Bu haber kez okundu.

YÖK Başkanı açıkladı!Bu bölümlere baraj geliyor

 Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın katılımıyla, orman, orman endüstri, inşaat ve çevre mühendislikleri ile tıbbi aromatik bitkiler bölümlerinin bulunduğu devlet üniversitelerinin rektörleri ile fakültelerin dekan veya bölüm başkanı düzeyindeki yöneticileri ile bir toplantı gerçekleştirildi.



YÖK'teki toplantıda devlet üniversitelerindeki ilgili bölümlerin bulunduğu fakültelerin durumları ve sorunlarına ilaveten yükseköğretimdeki son gelişmeler görüşüldü. Toplantının açılıkş konuşmasını yapan Yekta Saraç'ın açıklamaları: 



Yeni YÖK olarak yükseköğretim süreçlerimizle ilgili tüm konuları sürecin sorumlu ve ilgili kurum, kuruluş ve paydaşları ile çözmeyi çok değerli ve yenilikçi buluyoruz. Bu kapsamda da bugüne kadar ilgili Bakanlarımız ile Rektörlerimiz, Dekanlarımız ve Bölüm Başkanlarımız olarak bir araya geldik ve konularımızı ayrıntılı, ama somut çözüm önerileri odaklı olarak görüştük. Bugüne kadar bu yöntemle elde etmiş olduğumuz tecrübemiz, bunun bütün kesimler açısından çok faydalı olduğunu gösterdi. Eminim bugünde sizlerle gerçekleştiriyor olacağımız toplantımız bu kapsamda hepimize önemli katkılar sağlıyor olacaktır.



Ülkemizin yaşamış olduğu malum güçlüklerimizin arkasında, ülkemizin bulunduğu coğrafya ve bu coğrafyanın beraberinde getirmiş olduğu her türlü zenginliğin de büyük önem taşıdığı görüşündeyiz, “Su ve Orman” da bu kapsamdadır. Bu iki alanda, ülkemizin elindeki en büyük doğal değerleridir. Yakın gelecekteki ülkelerin kavgaları ve savaşları “Su” üzerine olacaktır. Tüm dünyanın öncelikli gündeminde olan iklim değişikliğinin arkasında Su ve Orman Politikaları gelmektedir. Bu nedenle bu toplantıyı özellikle de Bakanımız ile birlikte gerçekleştiriyor olduğumuz için çok önemsiyor ve değerli buluyoruz.



Bu vesile ile sizlerle göreve geldiğimiz 16 ay içerisinde gerçekleştirdiğimiz yeni ve yenilikçi girişimlerimizin bir kısmından bahsetmek istiyorum.



-​ Gerçekçi kontenjan planlaması yapılarak son sekiz yılın en düşük boş kontenjanları sonucunu elde ettik



-​ Temel bilimlere olan ilginin arttırılmasına yönelik özel stratejiler geliştirdik ve fizik kimya matematik ve biyolojide doluluklar, mühendislikler de dahil pek çok programın üstüne çıktı.



-​ Yüksek lisans ve Doktora Kriterleri güncelledik ve yükselttik



-​ Doçentlik Yönetmeliği ve Kriterleri güncelledik ve yükselttik



-​ Yüksek öğretim tarihimizde ilk defa Tıp, hukuk programlarına başarı sırılaması şartı getirdik, sonuçları isabetli oldu, toplumun bütün kesimleri kabul gösterdi ve takdir etti. Bu sene mühendislik ve mimarlık için de aynı uygulamayı getiriyoruz. Gelecek sene Eğitim, Diş ve Eczacılık için aynı istikamette karar alacağız.



-​ LGS taban puanının yükselttik.



-​ Yabancı dille eğitim-öğretim yönetmeliğini güncelledik ve kriterleri yükselttik.



-​ Denklik sürecimizde iyileştirmeler, diploma denklik sürecimiz ile birlikte diploma tanınma süreçlerini de yükseköğretim literatürümüze soktuk.



-​ Mevlana değişim programımızın yeniden yapılandırarak ülkemizin ihtiyaçlarını dikkate alarak amaçlı ve odaklı hale getirdik



-​  ÖYP programını ülkemizin ihtiyaçlarını dikkate alarak üniversitelerimizin ihtisaslaşmasına yönelik olarak kullanmaya başladık.



-​ Şeffaflaşma yolunda önemli adımlar attık, verilerimizi bütün kamuoyu ile paylaşmaya başladık. (YÖK Akademik, YÖK Atlas, Rektör Beyanları, Askıya çıkarma)



-​ Üniversitelerimize yetki devrine başladık (Bütünleme sınavları, yaz okulları, bahar döneminde yatay geçişler, 50-d den 33 e araştırma görevlilerin geçişi gibi)



-​ Paydaşlarla Çözüm Arama süreci başlattık. (Dekanlarla, Bakanlarla Toplantılar, TÜBİTAK Proje Çağrıları)



-​ Ülkemiz için stratejik önem taşıdığını düşündüğümüz Ziraat, Orman ve Su Ürünleri Programlarına olan ilginin arttırılması ve özendirilmesine yönelik yakın zamanda kamuoyu ile de paylaşıyor olacağımız teşvik ve düzenlemelerimiz



Bu yenilik ve girişimlerimiz oldukça önemli; ancak tümü girdi ve süreç odaklı iyileştirmelere yönelik. Benzer yeniliklerimiz yakın gelecekte de artarak devam edecektir.



Ancak hepimizin malumlarıdır ki, küresel rekabette yer alabilmek isteniyorsa girdi süreçlerinden çok daha fazla çıktı süreçleri odaklı bir yapılanmaya ihtiyaç vardır.



Bu kapsamda da bu dönemde tarafımızca gerçekleştirilen ve yapısal değişim niteliğinde olan en önemli girişimlerimiz, Kalite Kurulu’nun oluşturulması ve Misyon Farklılaşması odaklı İhtisaslaşmadır.



Bunlardan Kalite Kurulu ile ilgili olarak, yükseköğretim kurumlarımızda eğitim-öğretim, araştırma faaliyetleri ile idarî hizmetlerinin iç ve dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri ve bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerini ve bu kapsamda tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklara ilişkin esasların düzenlendiği Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliğimiz 23 Temmuz 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik Kalite Kurulunun kurulmasını öngörmektedir.



Esasen bu konu, Türk Yükseköğretim Sistemimizin onlarca yıldan beri gündeminde olmakla birlikte YÖK’ün yetkilerinin paylaşılmasını gerektiren bir yapı oluşturacağı için YÖK bu girişimi başlatamamıştır.



Bu Yönetmelik kapsamında ise çıktı süreçlerinin kontrolü ve bu süreçlerin yönetimi esas alınmıştır. Bunun için YÖK’ün bir birimi, dairesi olarak değil YÖK ile ilişkili, ama ona bağımlı olmayan; ilgili paydaşların üye olarak yer aldığı Yükseköğretim Kalite Kurulunun oluşturulmasıdır. Bu Kurul, dış değerlendirme odaklı iki ana misyonu koordine edecektir: Kurumsal Değerlendirme ve Program Akreditasyonu.



Tabii ki biz bunu yeterli görmüyoruz. Bu kapsamda önemli bir işlev göreceğine inandığımız Yükseköğretim Kalite Kurulu'nun kanuni düzenleme ile Yükseköğretim Kurulundan tamamen bağımsız bir Kalite Güvencesi Sisteminin oluşturulmasıdır. Bunun da bir an önce gerçekleşmesi için her düzeyde girişimde bulunuyoruz. Bu anlamda, Kalite Kurulu ile ilgili teklifimiz 64. Hükümet Programı’nın öncelikli kısmında yer almıştır.



Yapısal değişikliği gerçekleştirecek ikinci husus, Üniversitelerimizde misyon farklılığı odaklı ihtisaslaşma ve bu kapsamda çeşitliliktir.



Üniversitelerimizin hepsinin aynı ve birbirinin kopyası olmasını tasvip etmiyoruz. Bütün üniversitelerimiz “uluslararası üniversite” olmak istiyor. Halbuki üniversitelerimizin hepsi uluslararası nitelikleri gözetmeli, fakat farklı değerler üretmeli. Bu kapsamda üniversitelerimizin bir kısmının eğitimde bir kısmının araştırma ve teknoloji üretiminde bazılarının da bölgesel kalkınmaya katkı sağlamakta farklılaşmasını istiyoruz. Bu farklılaşma kesinlikle birinci, ikinci lig şeklinde kabul edilmemeli. Bunun için de üniversitelerimizin misyonlarını tekrar gözden geçirmesine, tek tipten uzaklaşarak kurumsal farklılık ve çeşitliliğe yönelmesine, üniversite olmanın şümullü yapısından uzaklaşmadan belli alanlarda temayüz etmesine ihtiyaç vardır.



Bu adım, yani misyon farklılaşması, Kalite Kurulu süreçleri ile birleştiğinde yükseköğretimde yapısal değişim sürecini başlatacaktır. Aksi durumda başlatılan bu girişim, kurumlarımızın gelişimini değil, en çok korktuğumuz ve istemediğimiz bürokratik bakış ve yapıyı kuvvetlendirecektir.



Bu kapsamda Kalite Kurulumuzu ve bunun Yükseköğretim Kurumlarımızdaki yansıması olan Kalite Komisyonlarını çok ama çok önemsiyoruz.



Bu vesile ile bu çerçevenin yani “Yükseköğretim Reformunun” son bir parçasını da tamamlayarak konuşmamı sona erdirmek istiyorum. Çerçeve’de, Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Kalite Kurulunun yanında diğer kurumsal yapı, Yükseköğretim Planlama ve Yönlendirme Kurulu. Bu Kurul’da;



-​ Ulusal strateji ve hedefler kapsamında, küresel gelişmeleri de dikkate alarak yükseköğretim alanında özellikle istihdam odaklı eğitim-öğretim alanlarını ve buna yönelik politikaları belirleme,



-​ Orta ve uzun vadeli planların oluşturulması sürecini koordine etmek ve hazırlanan Yükseköğretim Strateji Planlarını onaylama,



-​ Yükseköğretim Kurulu’nun ve Yükseköğretim Kalite Kurulunun yıllık faaliyetlerini belirlenen stratejik hedefler ve eylem planları kapsamında incelemek, değerlendirmek ve Yükseköğretim Kurulu’na ve Yükseköğretim Kalite Kurulu’na görüş ve önerilerini sunma



Bu üç süreç ve üç kurul doğru işletildiğinde ve yönetildiğinde, yükseköğretim sistemimizin küresel boyuttaki nicel büyüklüğü, nitel büyüklüğe dönüşebilecektir.



Ancak bu şekilde ülkemizin 2023 yılı hedeflerine ulaşılabilmesi mümkün olabilecektir. Bu da üniversitelerimizi küresel arena da rekabetçi kılacaktır. Ben bunu yapabileceğimize yürekten inanıyorum.

Kaynak: www.egitimajansi.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber