Bu haber kez okundu.

YGS Sonuçları Eğitimde Çürümenin Belgesi! 2

 

Bir önceki yazımda(20 Mart 2015) YGS’nin 2015 sonuçlarını yorumlayarak eğitimde yaşanan çürümeyi ve çöküntüyü ele almaya çalışmıştım.


Bu yazımda ise yükseköğretime girebilmek için son beş yılda yapılan sınav sonuçlarının ortalamalarını değerlendirerek çürümenin yakın tarihine ışık tutmaya çalışacağım.


Son 5 yılda karşı karşıya kaldığımız bu olumsuz sonuçların bu güne kadar siyasi iktidarların uyguladığı eğitim politikalarından, bu politikalar sonucu kurulan eğitim sisteminden ve bu sistemin yarattığı genel sorunlarından bağımsız ele alınamayacağını özellikle belirtmek istiyorum.


Son 5 yılın YGS ortalamaları alınarak oluşturulan tabloya bakıldığında,
 

5 Yıllık Ortalama       Sayısı      Oran %
Başvuran   1.950.000             -
140 Puan Barajını Geçemeyen      150.000          7,70
180 Puan Barajını Geçemeyen      311.000        15,94
Puanı Hesaplanmayan        49.000          2,50
Artan Öğrenci Farkı     435.000       20.45
Sınavsız Geçişe Başvuran ve Sınava Girmeyen     100.000         5,10
Matematik          -         7.00
Fen Bilimleri         -         4,60
Türkçe         -       18,40
Sosyal Bilimler         -       11.20

Kaynak ÖSYM

Yukarıda tabloya bakıldığında son 5 yılda üniversite sınavlarına giren öğrenci sayısında %21.45’lik artış olduğu görülmektedir. Her yıl ortalama sınava giren öğrenci sayısında %4’lük artış olmaktadır. Öğrenci sayısının artışına paralel diğer göstergelerde çok büyük değişimlerin olmadığını söyleyebiliriz. Örneğin; sınavsız geçişlere başvuran adaylar ile başvurmasına rağmen sınava girmeyen aday sayısı her yıl aynı düzeydedir. Sınava başvuran adayların yaklaşık %30’u 180 barajını geçemeyerek daha ilk turda elenmektedir.


Lisede okutulan derslerden ve genel bilgilerden oluşan testlere ilişkin soru çözme sayılarında da durum 5 yılda herhangi bir ilerleme göstermemektedir. İlerleme bir yana bazı alanlarda durum daha kötüye gitmekte gerilemektedir.


Yapılan bütün değerlendirmeler ikinci sınava girme hakkı elde eden öğrencilerin en az %25’nin artan üniversite kontenjanlarına rağmen herhangi bir yükseköğretim programına yerleşemeyerek eleneceğini göstermektedir. Örneğin bu yıl yaklaşık 1,1 milyon öğrenci umutlarını bir başka bahara ertelemek zorunda kalacaktır.


Sınavlara hazırlanmak veliler açısından çok büyük maliyetler yaratmaktadır. Pek çok veli çocuklarını üniversiteye hazırlamak için bankalardan kredi çekmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca başta özel okullara devam eden öğrencilere sağlanan avantajlar olmak üzere çeşitli kurum ve kişilerin kendi öğrencilerine sağladığı avantajlar(şişirilmiş not, kaynak, hızlı soru çözme teknikleri, teknolojik olanaklar) öğrenciler arasında yaşanan ayrımcılığın derinleşmesine neden olmaktadır.


Sonuç olarak, Son yıllarda üniversite giriş sınavlarında iller ve okul türlerinin sıralaması yayınlanmamaktadır. Çürümenin ve çöküntünün etkilediği okul türleri ile illeri ve gelir gruplarını açıklamayarak gerçeklerle yüzleşmekten kurtulamayız. O nedenle geniş bir çalışma yapılarak hem bu olumsuz sonuçların nedenlerini hem de hangi gelir gruplarına ait olduğunu topluma açıklamak gerekmektedir. Bu sonuçlara bir tür sansür uygulayarak örtmeye çalışmak veya yok saymak bilimin etik değerleri ile örtüşmemektedir. Yapılması gereken bütün gerçekleri toplumla paylaşarak sağlam temelli çözümleri birlikte üretmektir.

 23 Mart 2015 Alaaddin Dinçer/Eğitimci    

Kaynak: egitimajansi.com

 

 

                                                             

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber