Bu haber kez okundu.

Yeni Müfredat ve Özel Okulların Konumu

Benjamin Bloom: Planlı bir şekilde işe girişilmesi halinde tüm öğrencilerin yeni davranışları öğrenebileceklerini savunur.

 

 

i.                 İpuçları

 

ii.                Pekiştireç

 

iii.               Katılma

 

iv.               Dönüt-düzeltme

 

Yukarıda sıralanan eğitim araç gereçleriyle Bloom her öğrencinin her şeyi öğrenebileceğinin savunmaktadır.

 

Dünyadaki herhangi bir kişinin öğrenebildiği herşeyi, herkes öğrenebilir ancak iyi öğrenen ve iyi öğrenemeyen, hızlı öğrenen ve yavaş öğrenen öğrenciler vardır.

 

 

Bunun ardından Bloom, tam öğrenme modelinin değişkenlerini sıralar: öğrenci nitelikleri, öğretim hizmeti, öğrenme ürünleri.

 

 

Üniversiteye hazırlanmakta olan öğrencilerimizin, üniversiteli gençlerimizin ve daha ilerisinde birçok erişkinin okuduğunun anlamadığını gözlemliyoruz.

 

 

Sadece okuduğunu anlamama mı? Hayır maalesef.

 

 

Konuşulanları da anlamadıklarını görüyoruz.

 

 

Geçenlerde iki kişinin ateşli bir tartışma içinde olduğunu gördüm. Biraz kulak kabartıp yanlarına sokulduğumda ikisinin de birbirine zıt olmayan şeyleri tartıştığını gördüm. Sonra ikisinin söylediklerinin aynısını ben söyledim. Sonra ikisinin de benim doğru söylediğimi teyit ettiğini gördüm. Sonra onlara dedim ki siz kendi söylediklerinizi anlamıyorsunuz. Biraz koşullanılmış ama neticede birbirlerini anlamıyorlar.

 

 

Gelelim ilkokul müfredatına.

 

 

Biraz Bloom biraz Ausubel'in söylediklerini harmanlayarak bir denklem oluşturmaya çalışırsak…

 

 

4+4+4 eğitim sistemi aslında olması gerektiği gibi yapılamadı.

 

 

Bu sistemi bakanlığa sayın Ömer Dinçer'e bakanlığı döneminde öneren benim. Ancak “yapılan” ile “yapılabilir olan” arasında uçurum var. Benden etkilenmiştir ya da etkilenmemiştir bilmiyorum. Olumlu olduğuna yönelik e-mail aldım sadece. Neyse…

 

 

Okul öncesi öğretmenlerine

 

Ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir  sene değil de 5, 6, 7 yaşlarında okulöncesi eğitimine devam edilse… Sonra ilkokula başlansa ve 8, 9, 10, 11 yaşlarını ilkokulda eğitim öğretime devam edilse… 12, 13, 14, 15 yaşlarında ortaokul…  16, 17,18 yaşlarında 3 yıllık lise eğitimi…

 

 

Yani 3+4+4+3 sistemi…

 

 

 

7 yaşında Kur'an-ı Kerim öğretimi…

 

Kur'an-ı Kerim dersi istemeyene oyun eğitimleri devam eder.

 

8, 9, 10, 11 yaşlarında okumayı öğrenme ve  okuduğunu anlama üzerinde yoğun bir program… Sözcük anlamı, cümlede anlam ve paragraf çalışmalarıyla öğrencilerin anlam bilim çalışması yani semantik. Kesinlikle dilbilgisi, matematik, fen, sosyal gibi konuların işlenilmemesi… Sadece anlam bilim çalışmaları… Yeni kelime öğrenme, atasözü, deyim öğretimi... Bunların yanında eğitsel oyunlar... Çünkü (Eric Ericson'a göre de) çocuklar oyun çağındadırlar.

 

12 yaşında İngilizce eğitimi…

 

 

Temel atılır.

 

İlerleyen yıllarda İngilizce ağırlıklı eğitime devam edilmesi…

 

 

 

14, 15 yaşlarında yoğun şekilde dilbilgisi, fen, sosyal, matematik eğitimine geçilmesi…

 

 

Ortaokul sonrasında yapılan SBS tarzında sınavla öğrencinin ilgisinin belirlenmesi…

 

 

Lisede belirlenen ilgi çerçevesinde 3 yıllık kapsamlı eğitim öğretim dönemi…

 

 

Bunların yanında sosyal faaliyetleri de ihmal etmeden...

 

 

Merak etmeyin!

 

 

Okuduğunu anlayan, Türkçeyi çok iyi öğrenen ve düzgün konuşmasını öğrettiğimiz öğrencilerimiz kaliteli eğitimi alabilecektir.

 

Geçenlerde yaptığım bir gözlem: Öğrenci 4. Sınıfa gelmiş, okuma yazmayı bilmiyor. Öğretmen bu öğrenciye Fen ve Teknoloji dersinde iskeletin kısımlarını, Sosyal bilgilerde milli mücadele dönemini, matematikte örüntüyü, geometri kurallarını, Türkçe'de sıfatı, zarfı, zamiri vs. öğretmeye çalışıyor. Öğretmene bakılırsa bezgin ve öğrenilmiş çaresizlik içinde…

 

Aynı zamanda liseye gelip çarpım tablosunu bilmeyen, okuması düzgün olmayan yığınla öğrenci...

 

Öğretmen türevi, trigonometriyi, analitik geometriyi anlatsa neye yarar?

 

Ancak bunların yanında…

 

 

Mutlaka ama mutlaka…

 

 

Özel okullar bulunduğu il ya da ilçede kapasitesine bağlı olarak öğrencileri test, sözlü mülakat gibi yöntemlerle seçerek almalı ve en iyiler daha yoğun programlarla ileri seviye çalışmalar yapmalıdır. Devlet de özel okulları bu amaçla “keynesyenci yöntemle” denetlemeli ve tüm giderlerini karşılamalıdır. Sosyokültürel olarak özel okulların kapasitesi yörenin strüktürüne bağlı olarak belirlenmeli. Özel okulculuğu şimdiki sistemden tamamen arındırmanın yolu bence bu.

 

 

Özel okul öğretmenleri de tabiî ki en iyi öğretmenlerle donatmak ve test sonucu yerleştirmek keynesçi anlayışla devletin işi olmalıdır. Ancak daha önce de defaatle söylediğim şey, eğitimin toptan siyasetten arındırılması YÖK gibi özerk bir kuruma dönüştürülmesidir. Bu sayede keynesçilik işe yarayacaktır.

 

Bestami Bozkurt - Özel Haber

kaynak:mebpersonel.com 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber