Bu haber kez okundu.

Yabancı öğretmen yetiştirme düzeni
 Eğitim fakültelerinin kapanacağına dair birtakım dedikoduların ışığında, YÖK (Yükseköğretim Kurulu) eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerinin yeniden yapılandırılması için bir adım attı. 15 Haziran 2016 tarihinde yapılan YÖK toplantısının sonuçlarına göre bu fakültelerde kullanılmak üzere yeni bölüm, anabilim dalı ve lisans programı şablonlarını üniversitelere gönderdi. Artık bu şablona göre fakültelerde yeni yapılandırma gerçekleşecek. Özel eğitim öğretmenliğiyle ilgili yapılan yenilikler, örgün eğitim sisteminin yeni yapısına uyum sağlamak amacıyla yapılan ufak tefek değişiklikler, hayat boyu öğrenme ve yetişkin eğitimi anabilim dalının eklenmesi, vs. gibi değişikliklere göre artık öğretim elemanları kadrolaşacak ve buna göre bölümlere ve programlara öğrenci alınacak.
1990’lı yılların sonuna doğru yapılan, öğretmen yetiştirme sürecini birtakım becerilerin kazandırılmasına indirgeyen ve bilgi üreten, sorgulayan öğretmen yetiştirmek yerine kendisine iletilen kararları sorgusuz sualsiz uygulayan öğretmen yetiştirmeye odaklanan köklü değişikliklere göre bu değişiklik çok da önemli bir değişiklik değil. Ama ikisinin de ortak yönü, gerek eğitim fakültelerinde çalışmakta olan öğretim elemanlarına gerekse öğretmenlere ve eğitim alanındaki sendikalara bu değişikliklerle ilgili olarak danışılmaması… Buna da fazla şaşırmamak gerek tabii çünkü eğitim meselesi yanlı ve politik bir meseledir ve bilimsel temellere dayalı olarak ve demokratik bir biçimde bu tür değişikliklerin yapılmaması da gayet beklendik bir durumdur.
Bu değişikliklerin eğitim fakültelerinin kapanacağı ve muallim okullarının açılacağı dedikodularının gölgesinde yapılması ne anlama gelir, o da ayrı bir sorun. Hala internetten erişilebilen bir sayfada (http://www.kpssrehber.com/m/kpsshaber-11408-egitim-fakulteleri-kapatiliyor.html) eğitim fakültelerinin kapatılacağı ve muallim okullarının kurulacağından söz ediliyor. Öğretmenlere ahlaki eğitimin verileceğinden de söz edilen bu haberde 2016 ağustosunda yapılacak atamaların iptal edilmesinin yeni öğretmen yetiştirme sistemiyle ilgili olduğu da vurgulanıyor. Habere göre, bakanlık muallim okullarından yetişecek öğretmenleri okullara atamak amacındaymış. Bu haberin kaynağı belli değil. Ama haberin başında bu düzenlemenin Cumhurbaşkanlığı tarafından üzerinde çalışılan bir düzenleme olduğu da belirtiliyor. Bunun da kaynağı belli değil. İlgili sayfaya bir mesaj gönderdim ve bu haberin kaynağını sordum. Hiçbir yanıt gelmedi. Bu tür haberler neden çıkar? Aslında rahatsız edici olan da budur.
Bu tür kaynağı belirsiz ve dedikodu türündeki haberlerin çıkması olasılığı bir toplumun tamamını ilgilendiren kararların nasıl alındığıyla da ilişkili… Birileri, merkeze konuşlanıp herkesin yaşamını yakından ilgilendiren kararları hiç kimseye sormadan veya belirli ve kısıtlı bir zümreye sorarak alıyorsa, o toplumda dedikodu, kaynağı belirsiz bilgi, vs. gibi durumlar da şaşırılmayacak durumlardır. Hatta geçen haftaki yazımdan hatırlatarak vurgulayayım, böyle bir toplumda merkez çevreyi gözetlemenin ve denetlemenin çeşitli yollarını da icat etmenin peşine düşer. Geçen hafta öğretmenlerin performanslarının ölçülüp değerlendirilmesini yazmıştım. Bu performans değerlendirme ölçütleri arasında kararlara katılım ve yetki kullanımına yönelik performans ölçütlerine de rastlayamazsınız zaten. Olsa olsa, kurumun eğitim öğretim politikalarına uyum ve katkı sağlayabilme biçiminde ifade edilmiş bir performans ölçütüyle karşılaşırsınız. Burada da sadece öğretmenin üstüne düşen görev ve sorumlulukları yerine getirip getirmediği sorgulanır. Daha çok, yapılan çalışmalara katkı sağlamak, paydaşlar ile işbirliği yapmak, eğitim ve öğretime ilişkin iyi örnekleri meslektaşlarıyla paylaşmak, eğitim öğretim sürecinde görev ve sorumluluklarını meslektaşlarıyla uyum içerisinde yürütmek gibi davranış ölçütleriyle karşılaşırsınız. Yani örneğin, eğitim öğretim politikası geliştirmek, kurumda yapılan toplantılara katılmak, toplantılarda tartışılan konularda fikrini söylemek, karar alma aşamasında mesleki etik sorumluluklar çerçevesinde hareket etmek, hatalı uygulamalar hakkında bildirimde bulunmak, birlikte çalıştığı kişileri eleştirmek, uyarmak, şeklinde davranış ölçütlerinin de bulunması gerekmez miydi? Tabii ki gerekirdi ve tabii ki bu tür davranış ölçütleri hiçbir zaman olmayacak çünkü yapıyı yönetenler, yapı hakkında karar veren merkezi organlar, bu tür davranışlarla karşılaştıklarında rahatsız olurlar, kendi performanslarının ne kadar yetersiz olduğu gerçeğiyle yüzleşirler. Zaten bundan dolayı da yönettiklerinin performansına odaklanarak kaygıya sebep olup kendi yetersizliklerinin ve kaygılarının üzerini örtmeye çalışırlar.
Zaten böyle çalışan bir sistemde köklü ya da yüzeysel bütün kararlar merkezde alınır, karardan etkilenecek olanlara sormazlar, çünkü onlar, sadece, alınan kararlara göre yapılması gerekenleri yapıp yapmadıkları açısından performans değerlendirmesine tabi tutulacak nesnelerdir. Bir de Öğretmenler Gününde onları pohpohladın mı, tamamdır.
Öğretmenlerin nasıl yetiştirileceği ve performanslarının nasıl değerlendirileceği, öğretmen adaylarını, öğretmenleri, öğrencileri ve anne babaları neden ilgilendirsin ki! İşte, denetimi politikacıların ve bürokratların elinde olan bu sürecin yaratacağı hastalıklı durum da, yabancılaşma ve tükenmişliktir. Hem öğretmenlerde, hem öğrencilerde hem de onların anne babasında… Yani toplumun tamamında…


Kaynak: Evrensel
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber