Bu haber kez okundu.

Üniversitemiz çok ilk yüze giren yok!
 Her alanda olduğu gibi üniversitelerimizde de başarı için siyasete değil liyakata bakmalı...
Üniversiteler için dünya çapındaki en prestijli araştırma olarak bilinen “THE World Reputation Ranking 2016” listesi açıklandı. İlk 100'de Türkiye'den hiçbir üniversite yer alamadı.
Bugün üniversitelerimizin çokluğu ile “her ilde üniversite var” diye övünüyoruz. Ama eğitimin kalitesi için üniversitelerin çokluğu değil niteliği önemli. Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri bile bu sıralamaya girebilmiş değil. Listenin ilk sırasını 3 ABD’li üniversite; Harvard, Massachusetts ve Stanford paylaştı.
ÖĞRENCİ SAYISINDA AVRUPA 2’İNCİSİYİZ
Türkiye’de 193 üniversitede 6 milyon 785 bin 535 öğrenci eğitim görüyor. Bu öğrencilere ders veren 68 bin 342 öğretim üyesi ve 148 bin 903 öğretim elemanı bulunuyor. Türkiye, öğrenci sayısı açısından Avrupa ‘da yükseköğretim alanında 2. sırada yer alıyor.
Türkiye bugün bir çok konuda dünya ülkeleri sıralamasında ilklere girebilecek bir potansiyele ve insan gücüne sahip. Ancak, Türkiye’de yönetim bazında eksiklikler olduğu bir gerçek. Bu yönetim eksikliğini devlet yönetiminden kurusal şirketlere, vakıflara, okullara kadar her alanda inceleyebilirsiniz.
Buna neden olan ise siyasi duruşlar. Çünkü Türkiye’de iktidara gelen siyasetçiler, insani varlıkları değil, insanların siyasi kimliklerine göre görevlendirme yapıyor. Bu tüm bürokratik alanlarda böyle. Ne zamanki biz yetişmiş insan potansiyelimize göre değerlendirme ve görevlendirme yapar isek o zaman bir çok sorunun üstesinden geleceğiz.

“Üniversitelerimizin değil rektörlerinin başarısızlığı”

Üniversitelerimizin başarısızlığını, eğitim editörlerimizden Ayla Özdemir, MEF Üniversitesi’nin İTÜ ve uluslararası üniversitelerde deneyime sahip rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin‘e sordu.
Şahin’in değerlendirmesindeki şu cümle çok önemli; “Üniversitelerimizin değil rektörlerinin başarısızlığı”
Çok doğru, bugün Üniversiteler rektör adaylarını kendileri seçiyor ve son söz Cumhurbaşkanında… Ama ne yazık ki, rektör atamalarında önemli bir oy alarak birinci olan yerine Cumhurbaşkanı son sıradaki adayı atayabiliyor. Oysa o üniversitenin öğretim görevlileri, senatosu seçiyor adayları… Cumhurbaşkanı üniversitenin içerisindeki öğretim görevlilerinden daha mı iyi tanıyor bu insanları… Tabi ki hayır. O ilk sıradaki siyaseten ona ters ise, akademik bilgisi ne olursa olsun harcanır…
“SİYASETE DEĞİL LİYAKATE BAKMALI”
İstanbul Üniversitesi’nde de aynı şey yaşanmıştı son seçimlerde…
Muhammed Şahin’in şu sözleri de üniversitelerimizin durumunu gözler önüne sergiyor: “Yükseköğretimin vazgeçilmez unsurları ‘Akreditasyon ve akademik kalite süreçleri’dir. Ancak son 1,5 yıla kadar bunlar hiç konuşulmadı, YÖK bunları hiç gündeme getirmedi. Sayın Prof. Dr. Yekta Saraç’ın atanmasıyla bu kavramlar gündeme gelmeye başladı ve önemli projeler hayata geçmeye başladı. Umarım Yekta Bey’in bu girişimlerine siyasetten de destek gelir. Uluslararası başarı için üniversitelerin rotalarını belirleyecek olan Rektörlerin atamalarında da akademik liyakat çok önemli. Atamalarda bir rektörün vizyonu, rektörlük yapacağı üniversiteye vereceği katkı önemsenmeli. Siyasi duruş ön plana alındı mı olmaz”
Her alanda olduğu gibi üniversitelerimizde de başarı için siyasete değil liyakata bakmalı…


Kaynak: Sözcü
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber