TÜRKİYE MODERN EĞİTİM SİSTEMLERİNİN NERESİNDE?

Modern eğitim sistemi; günümde gelişmiş ülkelerde uygulanan okul öncesi, ilköğretim, yükseköğretim ve sürekli eğitim üzerine kurulu, eğitim sistemidir. Eğitim sistemlerinin, ekonomik, siyasi, dini ve kültürel kurumlara göre şekillendiği düşünüldüğünde, modern eğitim sistemlerinin günümüzdeki halini alması bir hayli zor olmuştur. Eğitim sistemlerini çağın sosyo-ekonomik gelişme ve ihtiyaçlarına göre reformlar yaparak yenileyebilen ülkeler dünyaya hükmetmeye devam etmekte, diğerleri ise belli belirsiz varlıklarını birer piyon olarak devam ettirmektedirler. Bu tabloyu ve sıralamayı uluslararası öğrenci değerlendirme sınavlarında rahatlıkla görebiliriz.

Ulus Devlet Eğitimi Zorunlu ve Daha Uzun Hale Getirdi

Öncelikle Avrupa ülkeleri ve Amerika’da oluşan modern eğitim sistemlerinin ortaya çıkmasında; toplumsal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik, politik değişimler etkili olmuştur. Ülkemizde de 19. yüzyıl sonlarında anayasada sosyal bir hak olarak yer alan eğitim, 20. yüzyılın genelinde görüldüğü gibi insan sermayesinin kalitesini artıran bir sistem olarak kabul edildi. 18. Yüzyılın ikinci yarısı itibariyle dünyada ulus devletin çıkışıyla, eğitim zorunlu ve daha uzun süreli hale getirildi. Böylelikle hem yurttaşlar daha iyi eğitilecek hem de sisteme dahabağ(ım)lı hale getirilecekti. Sanayileşmeyle ekonomide değişmiş ve artık eğitimden yetişmiş insan gücü beklenmiş, bu bağlamda mesleki eğitim teknik eğitime evirilmiştir. Eş zamanlı olarak bu ülkelerde ders programlarının çekirdeğini bilimsel ve teknolojik gelişmeler oluşturdu. Öyle ki Francis Bacon, “Tabiat anayı, Allah’ın ikinci kutsal kitabı olarak nitelendirmiş” ve bilimsel araştırmanın ve düşünmenin önemini, gücünü ortaya koymuştur. Bütün amaçları bilimsel bilgiye dayalı bir toplumsal ve ekonomik düzen kurmak olmuş, bu konuda da üniversitelerden ve diğer okullardan yararlanmışlardır.

Modern Devletler Eğitimi Hem Sosyal Ekonomik Kalkınma Hem de Bir Ulus Oluşturma Aracı Olarak Gördüler

A.Smith, A.Comte, E. Durkheim, J. Locke, D. Hume, J.J. Rousseau, Humboldt ve Herder gibi düşünürlerin modern eğitim sistemlerinin kurulmasına ciddi katkıları olmuştur. Öyle ki A. Smith “Bir eğitim devletinin olmasını ve eğitimin hem bireyin hem de devletin refahını artırması gerektiğini” savunmuştur. İşte tüm bu fikir savaşlarının içinde Fransız ulus devletinin katkılarıyla eğitim sistemi ilköğretim-ortaöğretim ve yükseköğretim olarak yapılanmıştır. Modern eğitim sistemlerinin kuruluşunu en çok etkileyen düşünürlerden biri de Pestalozzi’dir. Rousseau Emile adlı eseriyle 19. yüzyılın eğitim reformlarına ilham verdiği gibi kilisenin yüzlerce yıllık egemenliğini de sarsmıştır.

Modern Eğitim Sistemlerinin En Önemli Özelliklerinden Biri Laik Eğitimdir

Modern eğitimle beraber; merkezi bir eğitim yönetimi kurulmuş, eğitim zorunlu hale getirilmiş, öğretmen yetiştirme-öğretmen maaşlarının verilmesi-diplomaların tanınması kurumsallaşmış, okullar devlet tarafından sıkı denetlenmiş ve devlet tarafından eğitime sıkı bir teftiş sistemi getirilmiştir. Tüm bunların somut örneği olarak 1789 yılında Prusya’da devlete bağlı ilk eğitim bakanlığı kurulmuştur. Modern eğitim sistemlerinin en önemli özelliği olan laik eğitim Fransa’da yeşermiştir. Yine modern eğitim sistemlerinin kuruluşunda, öğretmenliğin, din adamlarının ikinci görevi olmaktan çıkarılıp ayrı bir meslek haline getirilmesi önemli bir göstergedir. Bunun sonucu olarak günümüze kadar modern eğitimin uygulandığı ülkelerde öğretmen yetiştirme alanında ciddi reformlar yapılmış ve üniversitelere bağlı Enstitüler ve Öğretmen Yetiştirme Merkezleri kurulmuştur.

Devletler Artık Uluslararası Eğitim Politikası İzlemek Zorundadır

Modernitenin bir getirisi olarak 19. yüzyılda ulus devletler sadece ulusal bir eğitim politikası izliyorlardı. Türkiye modern eğitim sistemlerinin neresinde sorusunun cevabı; artık Türkiye’de çağımızın gereği olarak ulusal eğitim politikalarının yanısıra ötesi uluslararası eğitim politikaları da izlemek zorundadır. Dünyanın bütün trendlerinde olduğu üzere eğitimde de bir uluslararasılaşma yaşanıyor. Ülkemizde uluslararasılaşmanın bir parçası olarak kreş çağını geçer geçmez bir okul öncesi eğitim uygulamaktadır. Zaten ilköğretimin zorunlu olması artık tartışmasız bir gerçekliktir. Modern eğitim sistemlerinin geldiği son noktada kız ve erkek lisesi ayrımları ortadan kalkmakta, diğer taraftan liselerdeki program ve dal farklılıkları en aza indirilmektedir. Dini ve kültürel nedenlerle kızların okula gönderilmemeleri de modern eğitim sistemlerinin aştığı bir problemdir.

Baba Parasına Göre Değil Eğitime ve Diplomaya Göre Bir Yerlere Gelinmelidir

Sonuç itibariyle Türkiye modern eğitim sistemlerinin ve dünyanın eğitimde geldiği son noktanın dışında kalamaz. 2001’den beri uygulanan PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) ve 1996’dan beri uygulanan TIMMS (Uluslararası Matematik ve Fen Bilgisi Çalışması) sonuçlarıyla ülkeler dünyadaki yerlerini görmekte ve bu bağlamda eğitim reformları yapmaktadırlar. Türkiye’de bu yarışta çoktan yerini almıştır. Ülkemizde dünya eğitim sistemlerine uyum sağlayarak ana hedef olarak herkese bir 21. yüzyıl hedefi olarak yükseköğretim yaptırma durumundaki ülkemizin, internetin ortak mekân ve eş zaman kavramlarını kaldırdığı bir dönemde kaçınılmaz olarak uluslararası bu eğitim yarışında yerini almak ve geleceğin eğitim sistemini ve okullarını kurmak zorundadır. Ve artık ülkemizde de insanların toplumsal yapıda rol ve statü kazanmalarının baba parasına, siyasi görüşe ve sendikaya göre olma zamanı çoktan geçmiş, artık insanların aldıkları eğitim ve diplomalara göre, liyakate dayalı olarak bir yere gelme zamanı çoktan gelmiştir.

şahin Aybek

kaynak: Eğitimajansı.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim