Bu haber kez okundu.

Toplumsal Çözülme Sürecine, Değer Eğitimi Odaklı Bakış

Yaşadığımız sosyal çözülme sürecinde ayrışan ve çözülen dinamikler; aile yapımız içindeki bizi biz kılan değerler olduğunu asıl korkmamız gereken, fark ettiğimiz zaman çok geç olmasının endişesiyle uykularımızın kaçması gereken hakikat aslında…

Uykularımızın kaçması gereken ve yarına dönük toplumsal yapımız açısından büyük tehlikeler yaratacak olan “öz değerlerimizden kopuş” sürecini ellerimizle yaratıyoruz aslında… Daha önce kaleme aldığımız bir yazımızda 1997’de yapılmış bir araştırmayı ilgi tutmuştuk bu yazımızda; “Rob Parsons "60 dakikalığına baba" kita­bında (HYB, 1997) Amerika'da babalar üze­rinde yapılan bir araştırmadan söz eder.

- Soru şudur: "Çocuğunuzla günde tahminen ne ka­dar konuşursunuz?" * Çoğu baba, "15-20 dakika" diye yanıtlar.

Araştırmacılar bunu sınamak üzere ba­baların ve çocukların üzerlerine mikrofon yerleştirip aralarındaki iletişimin gerçek süre­sini ortaya çıkarır: * "Günde 40 saniye".  Bu da 10-15 saniyelik üç dilim şeklinde gerçekleşmektedir.

(1) Peki, samimi düşünür ve aynı samimiyette cevaplandırırsak; biz “babalar” çocuklarımıza ne kadar zaman ayırıyoruz? Sahi… bu soru bize sorulsa…” diye devam ediyordu yazımız.

Gündüzü bizden uzakta, okul veya dershane diye dışarıda kalan çocuklarımız, akşam olunca bizimle mi?

Yoksa; TV başında geçen zamanımız/ onların zamanları, diziler, sanal ortamda aile olmanın ne olduğun u unutan, değerlerin ise sanal ortamda paylaşılan birkaç satırdan ibaret, onlarında öğrenilenden öte, “Google” sayfasında buluna ve yayın yönünde kopyalanıp yapıştırılan satırlar…

Bizi biz kılan değerleri yaşamaktan uzak, değerlerimizin neler ve  nasıl olduğu şuuruna varamayan, toplumsal hafızadan hızla uzaklaşan, bir ve beraber olmayı unutan, sanal dünyaya kapanırken, anti sosyal, bunalımlı bir nesil buzdağının henüz görünmeyen bölümü olarak yarınlara taşınıyor el birliğimizle… Dünde kalan güzellikler yeniden yaşanma başlanmalı aslında sosyal yıkıma dur demek için…

Harput kültüründe var olan “Kürsübaşı” geleneğimiz, o akraba ziyaretlerindeki sohbet paylaşımları, aile büyüklerinin çocukları etrafına toplayıp da anlattığı masallar, hikayeler… Dünde kalan ama yaşayanların gönül dünyasını aydınlatan ve erişkin olduklarında da yaşadıkları soru ve sorunları çözme yönünde tatlı tebessümle hatırlattığı çözüm seçenekleri…

Farkına varmalıyız! Hiçbir şey, hiçbir makam çocuklarımızdan önemli değil, onlar ile geçirecek zamanı bizlere geri kazandıramaz… Yaptığımız iş ne olursa olsun, hiçbir şey, çocuklarımız ile geçireceğimiz zamana bedel olamaz, olmamalı…

Dünde kalan ve toplumun inşası açısından dini, milli ve sosyal açıdan eğitsel anlamlı masal ve hikâyelerin anlatıldığı akşam/gece sohbetleri unutulmak yerine yeniden hatırlanıp yaşatılmalı aslında… Nefsimize ağır gelse de… Dün kitlesel eğitimde etkili olan, bugün dünya ekseninde her geçen gün yeniden anlaşılmaya çalışılan, ancak bizim hala pek farkında olmadığımız değerimiz MEVLANA! Ahmet Kabaklı’nın değerlendirmesinde; “hatıra, rivayet ve eser bolluğunda bile Mevlâna’yı anlatmaya çalışmak, bir okyanus içine bir kovayı daldırıp uzaklara taşıdıktan sonra “Alın, okyanus budur!” demeye benzer. O kovadaki su hem Mevlâna’dır hem de asla o değildir.

Ancak su da bir gerçektir ki: küçük anlamlarda bütün cihanı seyretmenin sırrını da âlem Mevlâna’dan öğrenmiştir.” Yargısının, bu gün için farklı bir anlamla ele alınmaya muhtaç olduğunu düşünüyoruz. Mevlana, yaşadığı dönemde, nefsin ıslahı yanında neslin ıslahına yönelirken, insanların en kolay öğrenebileceği yaklaşımla, hatırda kalmayı kolaylaştıracak küçük ama her an hr yöede her toplumda yaşanması muhtemel olan hikayelerle “Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker” /"İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek" çizgisinde Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarını, toplumsal huzur ve refahın temin, tesis ve devamı açısından toplumun inşasına yönelmiş, bu süreçte insan odaklı olmanın namütenahi örneği olma hassasiyeti yaşamıştır. Toplumun inşası yönünde, eğitsel açıdan bugüne ilham alınması anlam taşıyan yönleriyle yeniden keşfedilmesi gereken, bu yönde akademik çalışmaların yoğunlaştırılması gereken bir şahsiyettir “Mevlana”…

“Mesnevî’nin konuları ve amacı hakkında ana fikir olarak bir cümle söylemek gerekirse; insanın kendisini tanıması, insanca yasamanın sırları ve Allah’ın insanı yaratmasındaki gayesi doğrultusunda hayat sürmenin bir el kitabıdır, diyebiliriz.” Diyor Gülten Erkek (Erkek,2008).

Toplumlar, tarihte yasadıkları özel tecrübelerden yola çıkarak bugün değerlerini evrensel kılar, evrensel değer sistemine katkı sağlar, evrensel değerlere ulaşırlar.  Eğitim sistemlerinin en temel hedefidir aslında. Eğitim sistemleri toplumun devamı,  toplumdaki sosyal yapının, , milli ve manevi değer sisteminin yeni kuşaklara aktarılmasını da esas alır. Eski çağlarda sağlam vücutlu, orta çağda dindar insan yetiştirmeyi amaçlayan eğitim, günümüzde “Eğitim hayatın kendisidir.” ilkesiyle günün ihtiyaçlarını karşılayabilecek, kendisi ve çevresine yararlı olabilecek insan yetiştirmeyi hedeflemektedir. Dolayısıyla modern eğitim, hedeflenen amaçlar doğrultusunda, beklentilere göre vasıf kazanan insan yetiştirmeyi esas almış ve eğitim sürecini tahsil hayatıyla sınırlandırma fikrinden vazgeçerek, hayat boyu eğitim görüsünü benimsemiştir.

(Erkek,2008). Mevlana hikayeler şeklinde anlatılarında, eğitimde başarının anahtarı olarak, bugün de eğitim bilimlerinin çağdaş ilkelerine dikkate çeker… Mevlana; “Allah insanı bütün kabiliyetleri gelişmiş, kemâle ulaşmış bir düzeyde yaratsaydı, eğitilmeye ihtiyacı olmazdı.”  Derken eğitimde insanların ihtiyacının göz önünde bulundurulması gereğine, “yeryüzündeki canlıların birbirlerinden farklı yaratıldıkları gibi, insanlarda da ferdi farklar bulunduğunu söylemekle” eğitimdeki bireysel farklılıkların önemsenmesi gereğine işaret eder…    

        Mevlananın anlattığı kıssalar; insandaki özdenetim duygusunu harekete geçirirken olası kötü davranışlarının yine olası kötü sonuçları ile topluma yansımalarını düşündürürken doğru davranışlara dikkat etmesini ve bu yolda kıyaslama yapmasını sağlar. Bu türden öz değerlendirme veya akran değerlendirmesi denebilecek türden kişinin gönül dünyasını harekete geçirme insanı kötü davranıştan alıkoyar.

Bu sayede; kişi bu davranışların sonuçlarını yasamadan tecrübe etmiş olur. Bugün de evde ya da okulda, hatta eş zamanlı ve koordineli bir süreç odağında, bu türden uygulamalara yönelerek, eğitim sürecinde Mevlana’yı yeniden keşfetmek, “değerler Eğitimi” sürecinde yeniden yaşamak yarının inşası açısından önem taşıma mı? Erkek G.,( 2008),  Mevlâna’nın Mesnevî’sinden İlkögretim Okulları İçin Seçilen Öykülerin Eğitsel Yönünün İncelenmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi  

Kaynak: Metin AKGÜN Maarif Müfettişi Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı          

 

kamuajans.com                                                                                            

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber