Bu haber kez okundu.

Teftiş Sisteminde Ne Değişti? (Statik Paradigma)

26.08.2014 tarih ve 3554526 sayılı Bakanlık Makamı Oluru ile "Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri 

Bir türlü düze çıkaramadığımız eğitim sisteminin alt sistemi olan (teftiş)denetim alt sistemi ile ilgili yapısal problemler devam ederken; mevcut haliyle yürürlüğe konulan yönetmelik ve denetim rehberleri üzerinde durmak istedim.  Genel sistem çatısı içinde Bakanlığımızın denetim siteminin 652 sayılı KHK ile taşra teşkilatına bağlı olmasının icra edebileceği fonksiyon ve hukuksal çelişkilerini sonraya bırakarak mevcut düzenlemeleri ana hatlarıyla kısaca değerlendirelim. (Hukuksal çelişki derken, “merkezi devlet örgütlenmelerinde teftiş kurulları bakanlık erkinden talimat almalı” gerekliliğine dikkat çekilmek istendi)

Denetim paradigmasının değişmesi üzerinde akademik söyleşi ve bildiriler sunulurken bir türlü bu paradigmanın değişim işini beceremedik. En son yürürlüğe konulan Maarif Müfettişleri Yönetmeliğinde rehberlik ve denetim çeşitleri sıralanmış buna göre rehberlik çeşitleri; önleyici, düzeltici ve iyileştirici ve geliştirici rehberlik olarak, denetim çeşitleri ise; süreç ve sonuç,performans, sistem, mali ve uygunluk denetimi olarak düzenlenmiştir. Yönetmelik içerisinde denetim türlerinin bu şekilde sıralanması ilk etapta bilimsel bir sınıflamayı akla getirmektedir.  Üst yönetim, kendi örgütleri için öngördüğü yönetim anlayışlarını bir model çerçevesinde bilimsel çalışmaları referans göstererek alabilir. Benimsediği model daha pratik ve belirli somut yönergeler üzerinden icra işine girişir. Kısacası bilimsel sınıflamalar, hukuki metinlere bu şekilde konulması uygulama süreçlerinde belirsizliğe neden olur.

Tartışılması ve karar verilmesi gereken asıl mesele denetim işi bürokratik/hiyerarşik bir uygulama mı? Yoksa sistemin etkinlik ve verimliliğine katkı sağlayacak müstakil bir danışma birimi mi? Sanırım bu konuda bir kafa karışıklığı var. Ya da dönüşülmek istenilen liberal özerk yönetim modelleri için bize uymayan yönler mi var? Bizim gerçeğimiz ve pratiğimizin batılı ülkelerin gerçeği ve pratiğiyle uyuşmayacağı gibi bir önerme ileri süreceksek evrensel ölçekte iddialarımızı rafa kaldırmamız gerekecektir. Bu noktada sistem çalışanlarının sağlıklı bilgilendirilmesi, yetiştirilmesi, yapılan çalışmaların katılımlı yapılması önem arz etmektedir. Bunlar sağlanmadığı takdirde “güven” tesis etmek güçleşecektir. Güvensiz ortamda varılacak bir nokta da bulunmamaktadır.

Çağcıl denetim paradigması geleneksel hiyerarşik denetimden farklı olarak, uygulamadaki hata ve usulsüzlükleri aramayı amaçlayan denetim imajından çok, geleceğe yönelik, yapıcı, öneri getiren, kamu yönetiminin iyileştirilmesini amaçlayan uygulamaları esas almaktadır.

Yürürlükten kaldırılan "Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri BaşkanlıklarıRehberlik ve Teftiş Yönergesi" ile yeni oluşturulan “Rehberlik ve Denetim Rehberleri" incelendiğinde ilk etapta göze çarpan aslında temelli bir şeyin değişmediğidir.  Yönetmelikte denetim türleri içinde belirtilen “uygunluk denetimi” esaslı yapının dünkü haliyle devam ettiği rahatlıkla görülebilir. Diğer yandan her bir kurum için hazırlanan ortalama kırk sayfalık açıklama ve yönergelerdeki aşırı detayların uygulanabilirliği ya da etkin uygulanabilirliği tartışma konusudur. Yenileşme adına aynı paradigma üzerinden yapılan yönergeler çözüm üretme yerine sistemi daha karmaşık hale getireceği unutulmamalıdır. Yani önceki yönergenin(yalınlaştırılması yerine) daha detaylı hale getirilmesi verimlilik yerine uygulayıcılar açısından muhtemel sorunları gündeme getirecektir.

Rehberde belirtilen bölümlerin bu denli detay barındırması, rehberlik ve denetimin “Bireysel ve kurumsal farklılıklar ile çevresel faktörleri dikkate almak” ilkesiyle uyuşmazlık göstermektedir. Kurumsal anlamda, müstakil binası, eksiksiz kadrolaması, yeterli bütçesi olmayan yapılarda tek tip yönergeler üzerinden değerlendirme yapmak sahici olmayacaktır. Kurum kültürü ise, sürekli personel sirkülasyon olan kurumlarda pek mümkün gözükmemektedir. Kısaca, bu haliyle denetim uygulamalarımız hem yapısal, hem kadrolama hem de süreçler anlamında çözüm üretecek noktada değil. Bürokratik tavır emir komuta üzerine yürümekte olup, -efendim bu yapılacak! Demekle sistem düzeltilemiyor.

Ders denetiminin müfettişlerce yapılmaması, okul yöneticiliğinin profesyonelleşmesi anlamı taşır ki; bu hususla ilgili(eski mantık yürürlükte olduğu takdirde) yönetici yeterliğinin geliştirilmesi ile ilgili nasıl bir uygulama yürütüleceği sorusu cevap beklemekte.

Bir başka temel problem, modern insancıl yönetim anlayışı “yönetişim” ilkesi hesaba katılmamış. Başta öğrenci olmak üzere tüm paydaşların değerlendirme aşamasında gündeme alınması bir gereklilik olmalı. Sonuç getirmeyen paradigma üzerine kurulu yöntem ve stratejilerin, eğitim sistemimizi getirdiği bir yer nokta ne yazık ki bulunmamaktadır. Doksan yaşına gelmiş birisinin makyajla gençleştirilmeye çalışılması ne kadar mümkün? Selam ve muhabbetle

 

Zafer ÖZER

kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber