Bu haber kez okundu.

ŞURA\'DA BRANŞ TAASSUBU MU YAPILDI?

19. Milli Eğitim Şurası tamamlandı ama yankıları sürüyor

19. Milli Eğitim Şurası tamamlandı ama yankıları sürüyor.

 

Her ne kadar birçok değişik konu masaya yatırılsa da ‘din’ endeksli maddeler öne çıktı ve çıkmaya da devam ediyor.

 

Ana sınıflarında değerler eğitimi başlığı altında din dersi konulması Eğitim Bir Sen tarafından gündeme getirildi ancak ‘şimdilik’ bu konu rafa kaldırıldı.

 

İlkokullarda 1.,2. ve 3. Sınıflarda Din Kültürü Ahlak Bilgisi derslerinin okutulması kararlaştırıldı.

 

Bu kadar erken yaşlarda din eğitimi verilmesi henüz çocukların somut kavrama düzeyinden soyut kavrama düzeyine geçemedikleri yönüyle eleştiri aldı.

 

Doğrusu Eğitim Bir Sen’in hem bu isteği hem de liselerde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin haftada 1 saatten 2 saate çıkarılma isteği akla acaba branş taassubu mu yapılıyor sorusunu getirdi. Bilindiği gibi Eğitim Bir Sen’in üyelerinin önemli bir bölümünü İlahiyat kökenliler oluşturuyor ki nitekim başkanları ve başkan yardımcıları olmak üzere birçok yöneticisi de ilahiyatçı.

 

Mevcut durum itibariyle ortaokullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi(zorunlu) 2 saat, Seçmeli olarak da Kur’an-ı Kerim 2 saat, Hz. Muhammed’in Hayatı 2 saat ve Temel Dinî Bilgiler 2 saat olmak üzere toplam 8 saat din dersi var. Tüm seçmeli dersleri seçmesi durumunda 4,5,6,7 ve 8. Sınıf öğrencileri haftada zaten 8 saat din dersi görebiliyorlar.

 

Liselerde ise: Zorunlu 1 saat Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Kur’an-ı Kerim 2 saat, Hz. Muhammed’in Hayatı 2 saat ve Temel Dinî Bilgiler 2 saat olmak üzere toplam 7 saat din dersi var. Tüm seçmeli dersleri alan bir öğrenci haftada 7 saat din dersi görme imkanına sahip.

 

 

Ayrıca Otelcilik Meslek Liselerinde içecek servisi eğitiminin de kaldırılması benimsendi. Turizm Bakanlığı her yıl 20 milyon turistin ülkemizi ziyaret ettiğiyle övünür ve bu turistlerin en az %80’i de Gayr-i Müslimlerden oluşur. Kaldı ki içecekten sadece alkollü içkiyi mi anlamalıyız? Bu talebin dindar Türk halkına yani tribünlere bir mesaj ve göz kırpma olarak anlaşılması abartılı bir yaklaşım olmayacaktır.

 

Ben Eğitim Bir Sen’in karma eğitim talebini de anlamadım. ‘Karma eğitimin yasaklanmasını istemiyoruz, sadece zorunlu olmasın.’ diyorlar. İyi tamam da zaten kız ve erkek okulları var ülkemizde. Olmayan yerlere de zaman içerisinde istek ve ihtiyaca göre açılabileceğini Sayın bakan ifade etti zaten.

 

Gelelim Osmanlıca dersine.

 

Öncelikle Osmanlıca bildiğimiz anlamıyla bir dil değildir. Osmanlıca Arap alfabesiyle yazılan Türkçedir. Bu dersin zorunlu okutulmasından ziyade seçmeli olması daha da uygun olacaktır. Liselerde seçmeli okutulacak olan bu dersi kesinlikle Türk Dili ve Edebiyatı ya da Türkçe branşından öğretmenler vermelidirler. Adı üzerinde bu ders bir ‘dil’ dersidir ve dil dersini dilcilerin vermesi gerekir. Her ne kadar tarih ve ilahiyat okuyanlar da Osmanlıca dersi alırlar ancak dili öğrenmek ayrı öğretmek ayrıdır.

 

Osmanlıca öğretmekteki amaçlardan biri o dönemde kullanılan kelimelere de aşinalık kazandırmaksa bu da yine edebi metinler üzerinden olmalıdır.

 

Murat Bardakçı’nın sunduğu Tarihin Arka Odası programına bu hafta Prof. Dr. Tufan Gündüz katıldı ve programda: “Osmanlıca derslerinde Dede Korkut da okutulmalıdır.” deyince Bardakçı fena halde parladı ve: “Bu bakışla bu iş başlamadan biter, konuyu zorlaştırıyorsunuz vs vs.” gibi ifadelerle çok sert tepki gösterdi. Tufan Gündüz Hoca nezaketini bozmadı ancak kendini de iyi ifade edemedi kanımca. Sayın Gündüz Bardakçı’ya demeliydi ki: “Siz hayatınızda Dede Korkut kitabını hiç okudunuz mu? Eğer okusaydınız Dede Korkut kitabının gelmiş geçmiş en sade, en anlaşılır ve en akıcı Türkçe eser olduğunu bilirdiniz.” Dede Korkut için Prof. M. Fuat Köprülü der ki: “Gelmiş geçmiş yazılı tüm Türk edebiyatını bir kefeye koysanız Dede Korkut’u bir kefeye koysanız Dede Korkut ağır basar." Murat Bardakçı’yı çok kaba, yaygaracı ve boş bulduğumu ifade etmeliyim.

 

Bu arada ‘Osmanlıca’ meselesinin şura'nın boyunu da ziyadesiyle aştığı ve konunun bir inatlaşmaya doğru gittiğini de gözlemledik. Her ne kadar Sayın Nabi Avcı :”Ben Osmanlıcanın seçmeli olmasını istiyorum.” dedi ama Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan: “İsteseniz de istemeseniz de bu ders okutulacak.” deyince konu kanamıştır, Osmanlıca tüm liselerde zorunlu olarak okutulacaktır, hayırlı olsun!

 

Şura'da görüşülenlere amenna da bir de görüşülmeyenler var. Öğrencilerin Matematik derslerinde kazanımları yeteri kadar alamamaları, şu meşhur PİSA sınavları, pozitif bilimlerin yeteri kadar öğretilememesi gibi önemsiz ayrıntılara girilerek zaman kaybedilmemiş! Çünkü bu konular prim yapmaz!

 

Müstakim KORKMAZ

Personelmebhaber.net

 

 

 

 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber