Bu haber kez okundu.

Şube Müdürü Adaylarının Adalet Talebi‏

düzenler ve hayatın hiç bir alanında keşmekeşe, anarşiye, başı boşluğa mahal vermez. İnsan doğası gereği birlikte yaşamaya mecbur kılınmış ve bu birlikteliğin huzur ve intizam içinde devam edebilmesi yine insanların siyasi  olarak teşkilatlanıp, toplumsal hayatın belli kurallara bağlanması zorunluluğunu doğurmuştur. İnsanı yaratan Allah, toplumsal hayatın huzur ve barış içinde tesis edilebilmesi için insanoğluna hem kutsal kitapları hem de

peygamberleri vasıtasıyla adaleti emretmiştir. İşte insanoğlu dünyaya geldiği ilk dönemlerden bu güne dek kendisine emredilen adaleti ne oranda yaşama hakim kılmayı başarmışsa o oranda da barışı, kardeşliği ve bunun üzerine kalkınmayı gerçekleştirebilmiş insan toplulukları huzur içinde yaşamayı başarabilmiştir.

 

Milletimiz ekseriyetiyle müslümandır.İnsan olmamızın ötesinde müslüman bir toplum olmamız hasebiyle, hem yazılı normlarımızda hem geleneklerimizde,örfümüzde,töremizde binlerce yıldır adalet esas kabul edilmiştir. Devletin uzun ömürlü olması, toplumun huzuru, kurulan medeniyetlerin  adalet üzerine inşa edilmesi ölçüsünde sağlanabilmiştir.

Bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlanan herkesin devletin nazarında hak ve sorumluluklarda eşit olduğu gerçeğini hepimiz kabul ediyoruz.

 

Hem Anayasamız hem de yasalar, bu gerçeği kayıt altına almış. Hukuk devletlerinde ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerinde anayasaya ve yasalara uyma zorunluluğu vardır.hiç bir zümre ya da hiç bir birey anayasanın ve yasaların üzerinde değildir. Ancak kağıt üzerinde herkesçe kabul edilen bu doğrular, kimilerinin işine gelmediği zamanlar göz ardı edilmiş,ülkenin kaynakları ve devletin imkanları adaletsizce kendi yandaşlarına dağıtılmıştır.işin en vahim durumu da bu zulme kılıf aranmamış ve yapılan bu adaletsizliğin

islama izana uygun olduğu yönünde tamamen saçma; akıl,hukuk ve vicdan dışı gerekçeler ortaya sürülmüştür.

 

29 Aralık 2013 tarihide Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerçekleştirmiş olduğu taşra teşkilatı şube müdürlüğü yazılı sınavında 70 üzeri puan alan adaylar, daha sonra sözlü sınava alınmıştır. bu sözlü sınavda yazılı  sınavdan ancak 70 alabilmiş kimi adaylarla sadece hasbihal edilerek sözlüden 80/90 üzeri yüksek puanlar verilerek sadece sözlü sınav puanıyla atanmanın mümkün olduğu eski görevde yükselme yönetmeliğine göre atanmaları sağlanmıştır. Ancak yazılı sınavda 80/90 gibi yüksek puan alan adaylara Mihail Gorbaçovun eşinin adı,kimilerine pinpon topunun ağırlığı sorularak adalet terazisinin kantarıyla oynanmış va açıktan zulme imza atılmıştır. Yazılı sınavdan yüksek puan almış,sicili tertemiz liyakat sahibi şube müdürü adayları bir hukuk devletinde asla kriter olamayacak bazı hukuk dışı argümanlarla hak kaybına maruz bırakılmıştır. Kimi adaylar da sadece referansları sayesinde yeni Türkiye de artık yeri yok diye düşündüğümüz şekilde , yüksek yerlerde yer tutan yakınlarının, tanıdıklarının ya da siyasi referanslarının sayesinde atanmayı başarmıştır. Sadece sözlü ile görevde yükselmenin anayasanın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerçeğini Danıştay 2. ve 5. daireleri ayrı ayrı tüm kamuoyuna ilan etmişken sadece sözlü sınav puanı esas alınarak 16 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilen Şube müdürlüğü atamalarının hukuka uygun olduğunu kim iddia edebilir. Doğru, helal ve mübah menzile haram yollarla varılmaz. .Vaktinde bir din büyüğüne haramın karıştığı bir parayla yapılan haccın ne ölçüde makbul olacağı yönünde sorulan soruya; ? Kişinin kendi idrarıyla kirli ellerini yıkayarak temizlemesi ne ölçüde mümkünse haram parayla yapılan haccın da kabulü o kadar mümkündür diye cevap verilmiş. Masum hak sahiplerini mağdur ederek dine ,devlete ve millete hizmet edilmez. Allah ın rızası varmak ancak, hakka hak yoldan varmaya çalışmakla mümkündür. Yapılan iş ve eylemin hukuka uygun olmadığını söyleyen şube müdürü adayları değildir sadece. Bu ülkenin en üst idari mahkemesi atamaların yapılma şeklini anayasaya ve yasalara aykırı bulmuşken bu atamaların hakça yapıldığını kim söyleyebilir. Gün itibariyle hak kaybına uğrayan şube müdürü adayları yargı nezdinde ve hukuk çerçevesinde haklarını aramaktadır. Ancak şube müdürü adaylarının lehine verilen Yargı kararlarının bile tüm hukuk ilkeleriyle birlikte akıl ve mantıkla da bağdaşmayacak şekilde yorumlanmasıyla mağduriyetlerin giderilmesi önlenmiştir. Bu mağduriyet nereye kadar devam edecektir. Hiç kimsenin endişes olmasın. Bu tarafın mağdurları ve mazlumları alacaklarını sadece öteki tarafa tehir etmişlerdir. Bu tarafta güçlünün bazen göz göre göre, bazen de bir takım alavere dalavereyle devamına göz yumduğu bu mağduriyetler hakkın katında asla gözden kaçmayacaktır. Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı günde zerre miskal hayırlar ve şerler karşılığını bulacaktır. Biz buna iman ediyoruz ve haklarımızın iadesi için hem hukuki mücadelemezi devam ettirirken hem de mutlakı adil olan Allah a adaletin tecellesi için dua ediyoruz. Çabamız 2 yönlüdür. Dünyada da ahirette de iyilik talep eden bizler demokratik ve hukuki mücadelemizi de hiç bir yılgına düşmeden devam ettireceğiz. Eğer ki idarecilerimiz,bir dönem gayri müslimlerin topraklarına götürdükleri adalet ve uygarlıkla yönetimlerine müslüman olmayanların bile can atttığı ecdada yakışır evlat olduklarını iddia ediyorlarsa yargı kararlarının arkasını dolanmadan şube müdürlüğü sorununu adalete ve yargı kararlarına uygun olarak bir an önce çözmelidirler. Ya da toplumun karşısına çıkıp İslami ve insanı değerlerden hiç bahsetmemelidirler.

 

Devleti idare eden kesimin, yıllarca bir takım nedenlerle kendi tabanlarına ve kültür çevrelerine zalim diye anlattıkları siyasi çevrelerin,son düzlükte adalet için mücadele vermeleri,mazlumun ve mağdurun yanında yer almaları şube müdürü adaylarının gözünden kaçmamaktadır. Hatta Danıştay’ın esas ölçme aracı olarak kabul ettiği yazılı sınav baz alınarak atanmayı ön gören yasa tasarısı bile ,şehrin sol yakasındaki sakinleri tarafından

verilmiştir.bu güne dek çoğunlukla mesafeli durduğumuz bu çevreler,bu gün için haktan yana dururken,yönetici pozisyonunda yer alan büyüklerimizin, kardeşiz dedikleri insanlara zulmü reva görmeleri oldukça trajiktir. Aldatılmışız sözü son dönemde çokça duyduğumuz

kullanımı revaçta bir sözdür.şube müdürü adayı yüzlerce öğretmen de göz göre göre haklarının gaspı karşısında ?aldatılmışız meğer? diyenlerin kervanına katılmıştır. Oysa biz ne istiyoruz:sadece adalet!kendi lehimize torpil ya da iltimas değil. şube müdür adayı binlerce insan,uğradıkları negatif ayrımcılık karşısında artık daha fazla kandırılmaya ve daha fazla uyutulmaya göz yummayacaktır. Senelerce her şekilde destek verdikleri insanların kendilerine kulak tıkamasına karşın, bu güne kadar bir şekilde mesafeli durudukları çeverlerin ve siyasi yapıların mağduriyetlerin giderilmesi adına adaletten yana tavır takınıp mağdur şube müdürü adaylarının yanında yer almaları takdirle karşılanmaktadır,bu da herkesçe bilinmelidir. İslam adaleti emreder dedik en başta. Gerçek adaleti hayata geçiren asrı saadetten, Endülüs Emevi’sine, oradan Osmanlısına kadar kendi idarelerinde yaşayan gayri müslimlerin bile haklarına riayet eden din ve devlet büüyüklerimiz gibi ya adaleti sağlayıp bizleri memnun edersiniz ya da adaleti sağlaması için ülkemizin meşru ve legal çevrelerinden adalet talep edeceğiz. Demokrasinin , hukukun ve yasaların tanıdığı hakların tamamı, gaspedilen haklarımızın alınması için bir enstürüman olarak kullanılacaktır. Bu hem etiktir hem de yasaldır. Yol yakınken idarecilerimiz inandıkları hakların hayat bulması için adaletin gereğini yapmalıdır, batılı hak olarak görme yanlışından sıyrılmalıdır., ve de sadece yasal haklarımız olduğu için şube müdürü olarak atanmak isteyen binlerce adayın sorunu yargı kararları çerçevesinde çözülüp,atanmaları sağlanmalıdır.

Ömer Haktanyana

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber