Bu haber kez okundu.

Şube Müdürlüğünde Bakan Yine Yanlış Yapıyor

Yılan hikayesine dönen ve hep keyfi uygulamaların eseri olarak bilinen şube müdürlüğündeki yanlış ve hukuksuz uygulamaların aslında bilgi eksikliğinden kaynaklandığını şimdi çok daha net anlayabiliyoruz. Zira önce müsteşarın hukuk devletine rağmen açıklamalarının altında kalmasından sonra şimdi de Milli Eğitim Bakanı 3 tane farklı yargı kararını hiç hesaba katmadan yanlış üstüne yanlış açıklamalar yapıyor. Doğal olarak hukuk devletinde yine hukuk galip gelecek ve yine bakan mahcup duruma düşecektir. Bu durumda merak edilen bakanlıktaki Hukuk Müşavirleri ne iş yapıyor, Bakana ve Müsteşara neden doğru bilgi vermiyorlar da onları hep mahcup durumda bırakıyorlar asıl üzerinde durulması gereken nokta budur. Zira zaten su akıp yatağını buluyor ama olan yanlış açıklamaların altında kalanlara oluyor…

Konu malum bilindiği üzere 10 tane yargı kararını uygulamamakta ısrar eden ve bunu da “ TBMM'de torba kanunla bu işi halledeceğiz” tarzındaki hileyi şeriyye kabilinden açıklamalara  güvenerek  yapan bakanlık yetkilileri,  yeni  Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU'nun sürekli hukuk devletine vurgu yapması, Kamu Sen Genel  Başkanı Sayın  İsmail KONCUK'un uygulanmayan yargı kararlarını  yeni  Başbakanın eline vermesi ile bu konuda devletin tepesinde paradigma değişikliğinin yaşanmış olması ve nihayet TBMM'de hukuk hilesi olan değişikliğin tüm partilerin ortak kararı ile geri çekilmesi üzerine artık yargı kararlarının uygulanması kaçınılmaz hale gelmişti.

           

Bunun üzerine Milli  Eğitim  Bakanı Sayın Nabi AVCI hem TBMM'deki  komisyonda MEB'in  bütçe  görüşmeleri esnasında hem de son olarak Mardin'de “ Şube  Müdürlüğü atamalarının iptal edileceği ve % 50 yazılı % 50 de sözlü puan esasına göre yeniden yapılacağı” yönünde açıklamalar yapmıştır.

 

Bu açıklamalarda doğru ve net olan bir şey var ki o da artık mülakat sonuçlarına göre atanmış olan 1709  şube müdürünün kesin olarak iptal edileceğidir. Ancak kesin ve tartışmasız bir yanlış da var ki o da 2 tane farklı yargı kararı ile mülakatların tamamı iptal edildiği için mevcut sözlü puanlarının içinde yer alacağı hiçbir atamanın kesinlikle yapılamayacağıdır.

 

Nitekim herkesin bildiği üzere Ankara 4 ve 7. İdare Mahkemeleri tarafından  şube  müdürlüğü mülakatlarının tamamı iptal edilmiştir. Bu nedenle yargı kararı ile iptal edilmiş olan bu mülakat puanları artık yok hükmündedir. Hukuken bu puanlar artık kesinlikle kullanılamaz.

 

Eğer ısrarla yanlışta ısrar eder de Bakanlık bu puanları yeniden atamada kullanırsa bu atamalar ölü doğmuş olur, daha başlamadan iptal sebebi demektir. Bir başka ifadeyle atamalar hukuksuz olduğu için bir şekilde yine geri döner ve iptal olur.

 

Bu iptal kaçınılmaz olduğuna göre Sayın Bakanın bu gerçeği bile bile hala sözlü puanların içinde yer alacağı bir açıklama yapıyor olması anlaşılır gibi değildir. Olsa olsa bürokratları tarafından yanlış bilgilendirilmiş olabilir. Zira bu konuda MEB Müsteşarının defalarca yanlış açıklamalar yaparak söylediklerinin tersi olduğu, en son örneğini ise yine Sayın İsmail KONCUK'a “Torba Kanunla biz bu işi çözeceğiz” şeklindeki açıklamasından birkaç  gün  sonra cevabını TBMM'den almış olması gibi aynı akıbetin Sayın Bakanı beklediği de çok açık ve nettir.

 

Peki bu gerçeği sade vatandaş olarak herkes görüyor da tomar tomar paralarla maaş  alan  Hukuk Müşavirleri neden göremiyor! Zira siz nereden biliyorsunuz diye soranlar olabilir. Ancak cevabı çok basittir. Bizler tabi ki kahin falan değiliz. Ancak hukuk devletinde her şey önceden yazılı olduğu için olacakları da önceden öngörmek hem de kesin olarak öngörmek herkesi için mümkündür. Tabi bakanlık bürokratları için de mümkündür. Tabi görmek isterlerse…Zira bir açıklamaları bir de bu sitede bu konuda yazılanları karşılaştırınız bizim söylediklerimizin geç de olsa çıktığını göreceksiniz. Bu defa da tevazuu, nizaketi bir kenara bırakıp çok iddialı olarak buraya yazıyorum. Mevcut sözlü puanlarının içinde yer alacağı bir atama kesinlikle “YA-PI-LA-MAZ.” Yapılırsa da kısır döngü yeniden başlar ve eninde sonunda o da iptal olur.

 

O halde  çözüm  nedir? Haliyle çok basittir. İki  seçenek  vardır:

 

1.Sadece yazılı sınav sonuçlarına göre atama yapmak: Bu uygulama en temiz olan uygulamadır. Zira hem hak, hukuk, adalet yerini bulmuş olur hem de hiç kimsenin başını ağrıtmayacak olan, yargıdan dönme ihtimali de  sıfır  olan atama şeklidir. Tabi bu uygulama teknik olarak yapılacak şey de çok basittir.

Mevcut  Genel  Yönetmeliğe ve MEB'in  özel  yönetmeliğine geçici bir madde ilave edilerek “Bir defaya mahsus olmak üzere Milli  Eğitim  Bakanlığı  Şube  Müdürlüğü atamaları, 29  Aralık  2013 tarihinde ÖSYM tarafından yapılmış olan yazılı sınavı puanı üstünlüğüne göre yapılır.” İbaresini yazmak yeterlidir.

 

2. Mülakatları yeniden yapmak: Bu uygulama riskli bir uygulamadır. Zira mülakatın olduğu yerde liyakat olmaz. Bu ülkede mülakat eşittir torpil demektir. Siz istediğiniz önlemi alın insanlar mülakatı duyar duymaz fellik fellik torpil arayışına giriyorlar. Bu torpil belası öylesine bir hastalık ki insana dinini, imanını, ahlakını bile unutturabiliyor. Ne dindar geçinenlerin bu dönemde ne amansız ve ahlaksız torpiller yaptırdığını artık bilmeyen yoktur. Bu nedenle mülakat uygulaması yine dava konusu olur ve de kesin olarak yine iptal olur. Dolayısıyla burada da kısır döngü yaşanır. Yani şu anki durumun tekrarı olur.

 

Sözün özü Bakanlık artık gerek Sayın Başbakanın “Hukuk Devleti” vurgusuna, gerekse Tunceli'de tüm Türkiye'ye “Artık atamalar liyakatle yapılacak” şeklindeki verdiği söze, gerekse TBMM'nin oy birliği ile reddettiği torba kanun düzenlemesindeki “Yargı kararlarının arkasından dolanmayı bırakın hukuk devleti neyi gerektiriyorsa onu yapın” şeklindeki mesaja  uygun  olarak bu ciddiyetle ele almalı ve bence bu mesajlara da hukuka da en  uygun  olan yöntemle yani “Sadece yazılı puanlarla” atamaları  Aralık  ayı içinde yaparak bu sorunu kökten çözmelidir.

 

Tabi bunu yaparken de öncelikle sayın Bakan, etrafındaki sürekli yanlış yapan bürokratları bir gözden geçirmelidir. Daha sonra aşağılarda neler oluyor, diye kendi sorumluluğunda olan bu  tür   hassas  konuları doğru şekilde  öğrendikten  sonra açıklamalar yapmalıdır. En azından Ankara 4 ve 7. İdare Mahkeme Kararlarını bizzat kendisi okumalıdır.

 

Daha da önemlisi kendi çıkar ve ihtirasları aklına ve vicdanına  perde  olmuş olan bürokratlarla ve bazı sendikalarla bu süreçte kesinlikle görüşmemelidir. Zira bu yanlışların mutfağındaki sorumlular bunlardır.

 

Bu konuda yazdığımız tüm yazılarımızda her şeye rağmen bütün inancımızla daima söylediğimiz gibi endişeye mahal yok “Su akar yatağını bulur.”  Veselam.

 

ogretmenler.biz/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber