Bu haber kez okundu.

Şu Müfettişe İki De Ben Çakayım!

Böyle bir ruh hali söz konusu…

 

Eğitim sitelerinde ne zaman teftiş-müfettiş konulu bir yazı görsem, altındaki yorumları okumaya gözüm varmıyor. Yazılanların hakim çoğunluğunda bir nefret söylemi, neredeyse müfettişe karşı bir linç ortak yaklaşımı var.

 

En son, Maarif Müfettişi Sayın Himmet Yüceldi'nin ders denetimi konulu yazısına baktım. Gayet üsluplu ve seviyeli bir yazı olarak değerlendirdim. Fakat eğitimci paydaşlarımız tarafından yapılan yorumların çoğunda yine aynı sert, dışlayıcı tavırlar. Bu şiddetin kem kökenini hem dozunu anlamak zor.

 

Müfettişe çakma babından ileri sürülen görüş ve yorumları inceleyecek olursak;

 

1. Sahadan kopuk olmak, eskilerle günü kurtarıp yeni bir şey bilmemek.

 

2. Ego Tatminciliği, hiç sevilmediği halde kendisini ilgi odağı yapmaya çalışmak.

 

3. Evrak pasaportçuluğu ile öğretmeni strese sokmak, onun psikolojsiyle oynamak.

 

4. Etik dışı davranmak, yalakayı sevip azıcık dikleneni ise ezmek.

 

5. Yolluk sevdası ile yollara düşmek.

 

6. İhtiyarlık. Kırk-kırk beş yılın üzerinde kıdemli olmak.

 

(Nasıl bir suçsa artık.)

 

Bu ve benzeri ithamları tek tek yakın plana almak işimizi uzatır. Söz bitmez, kavgaya dek varır. Ama aralarında biri var ki, ne eğitimci görgüsüne ne de fairplay düsturuna yakışmıyor.

 

“Öğretmenin kötüsü müdür, müdürün kötüsü müfettiş olur.”

 

İlk bakışta sevimlice haylaz, fakat son tahlilde kesinlikle yanlış bir genellemedir bu.

 

Hem müdürlere hem müfettişlerde hem de bir kısım öğretmenlere (öğretmenin kötüsü diyerekten) haksızlık etmektir. Camianın neredeyse tümünü itham eden böyle bir fikri en azından içimizden biri düşünüp icat etmemeliydi. Ya da o keskin zekasını daha iyi işler için yormalıydı.

 

Yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra müfettişliğe geçmiş birisi olarak eğitim kitlemizin tümüne; “Gel barışalım artık!” demek istiyorum. Enerjimizi doğru işlere tüketelim. Dağ gibi önümüze dikilen şu eğitim meselesine ciddi ciddi kafa yormaya başlayalım.

 

Günümüz dünyası basit kısırlıkları aşıp gitmiştir. Böylesi tekerleme türü repliklerle, hababam tarzı çakmalarla bir yere varılacağı yok. Bu kafayla eğitim mesleği mensupları olarak yerimizde sayıp dururuz ancak. İşimize biraz daha bilimsellik katmanın zamanı geldi de geçti.

 

Ayrıca, kendi deneyimlemediğimiz ve karşılaşmadığımız durumların propagandacısı olmayı da bir kenara bırakmalıyız. Memleketin hepsi mi müfettişten çekmiştir arkadaş…

 

Biliyorum, bu cümleler yayınlanınca üzerinde bazı değerlendirmeler yapılacak. Düşünceler, eleştiriler ileri sürülecek. Eğer böylesi tazelenme içerikli bir yazıya bile yine çatık kaşlı, “hadi sende”ci yorumlar çoğunluk olup mesleğim kötülenecekse, bir sonraki yazımın başlığı şu olacak:

 

“Vizyonum yoktu, müfettiş oldum.”

 

Zira, bu kadar yadırganan bir mesleğe mensup olacağımı ummadığım gibi, bunca ölçüsüz iğnelemeleri hak etmiyorum da...

 

Herkesten herkese biraz daha saygı…  

  

Zübeyr ÖZARSLAN                                                                                                                                     

  Maarif Müfettişi

kamuajans.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber