Bu haber kez okundu.

Sıradan bir sınıftan harikalar yaratan öğretmen!

Sözcü-Ayla ÖZDEMİR- “Bazı geleneksel anlayışlardan kurtulmamız gerekiyor. Başöğretmeni Mustafa Kemal Atatürk olan biz öğretmenlere de bahane üretmek yakışmıyor” diyor, öğretmenlik mesleğindeki yeni durağı Esenler Mehmet Akif Ersoy İlkokulu olan Ahmet Naç.

Hepsi birbirinden özgün etkinlikleri ve projeleriyle kendisi de öğrencileri de başarıdan başarıya koşuyor. “Öğrenci ve veliler soruyor, okul yönetimi cevaplıyor” projesi, Sabancı Üniversitesi bünyesinde kurulan ERG’nin 12. Eğitimde İyi Örnekler Konferansına (İÖK) ülke genelinden katılan binlerce proje arasından seçilen 7 projeden biri oldu.

Onun dokunduğu sınıflar, klasik sınıf anlayışından uzaklaşıyor. Duvarların renginden hazırlanan panolara kadar sınıftaki her şey Ahmet öğretmenin ve öğrencilerinin hayallerinin eseri…Standart, sınırları belli panolarla öğrencilerin hayal güçlerinin ve yeteneklerinin sınırsız olamayacağına dikkat çekiyor ve ekliyor: “İki boyutlu, soğuk sınıflarda bazen boşa kürek çekiyoruz. 42 öğrencim, olanaksızlıklarım, kötü şartlarım olabilir ama bunlar engel olmamalı. Biraz düşünüp, araştırıp, hayal edip ve isteyince bunların önemi kalmıyor”

Ahmet Naç, öğretmenlik mesleğini seçme nedenini Sözcü Eğitim’e şöyle açıkladı:

” Okula başladığım andan itibaren kendi öğretmenlerim, ailem ve çevrem sayesinde çok yönlü ve hayal gücü yüksek bir öğrenci olarak yetiştim. İyi bir sporcu olabilirdim. İyi bir ressam olabilirdim. İyi bir tiyatrocu olabilirdim. İyi bir radyocu olabilirdim. İyi bir film yönetmeni ve senarist olabilirdim. Bir şair olabilirdim. İyi bir tasarımcı ya da bir müzisyen …Çok daha farklı alanlarda kendime yer bulabilirdim. Ancak öğretmenlik öyle bir meslek ki tüm bunların daha fazlasını aynı anda olabiliyorsunuz. Öğretmenlik sadece ders anlatıp çıkmak değil. Şimdi öğrencilerimin karakterlerine göre şiir yazıyorum,onlarla resimler yapıyorum, programlarını yazıyorum, filmlerini çekiyorum, sahne dekorlarını tasarlıyorum, spor yapıyorum, onlarla dans edip tiyatro oyunları oynuyorum. Radyo kuruyoruz. Röportajlar yapıyoruz. Anma kutlama programları yapıyoruz. Rap bile yapıyoruz. Sınırları zorlayıp onlarla beraber hayallerimi gerçekleştiriyorum. Onlarla her şey daha güzel ve daha anlamlı…

Ahmet öğretmen hangi donanımlara sahip öğrenciler yetiştirmek istediğini de şöyle ifade etti:

“Sorumluluk sahibi, sorunlarını kendi çözebilen,iç motivasyonunu sağlayıp hedefler koyan ve bunları gerçekleştirmek için engelleri aşabilen, sanat, spor, müzik,bilim alanlarında donanım sahibi, araştırmayı seven merak duygusu hiç sönmeyecek, okuma alışkanlığını hayatının parçası yapmış, iyi bir meslek sahibinden öte o mesleğin en iyilerinden olmaya çalışan, herkes tarafından sevilen, değerlerinin farkında olan, insanlığa ve doğaya faydalı, kendi başarısı kendi dinamiklerine bağlı olan bireyler yetiştirmek benim en büyük arzum.

Ben sınıfta ders anlatmam. Kendileri öğrenir. Fotokopi dağıtmam, test çözdürmem, ödev vermem. Ailelerinin onlara kitap almaları yasaktır. Kitap ihtiyacı varsa kendi harçlığından biriktirip kendi alabilir ancak. Aileleri durumunu sormaz. Çünkü öğrencim kendi durumundan sorumludur. İyi veya kötü olduğunun farkında olmalıdır. Kötüyse çözümü kendi aramalıdır. Bunu yapmazsanız başarısı hep çevresine bağlı olur hayatı boyunca…

Peki sınavlar derseniz şöyle söyleyeyim:

Girdikleri 80 soruluk bütün denemelerde 1. oldular ve rekor kırdılar. Yaptıkları etkinliklerdeki performansları mucizevi olarak adlandırılıyor. Aileler ve biz eğitimciler onlara güvenip, sorumlulukları onlara verirsek neler yapabileceklerine inanamazsınız.
Sihirli değnekle dokunduğumu söylüyorlar. Halbuki ben ve aileleri onlar adına birşey yapmıyoruz. Söz ve karar onlarda olduğu için zincirlerinden kurtulup gerçek potansiyellerine ulaşıyorlar.

Ahmet öğretmen meslektaşlarına ve ebeveynlere de şu tavsiyelerde bulunuyor:

- Sözü onlara bırakır ve onlara güvenirseniz neler yapabileceklerine inanamazsınız.

- Okumayı yazmayı öğretmek temel amaç olmasın. Çevrenize bakın. Ahlaklı ahlaksız iyi kötü, başarılı başarısız herkes okuma ve yazma biliyor. O zaman farkı yaratan başka birşey. Bırakın güzel yazmasın. Benim yazım berbattır ancak öğrenci kapasitesinin sınırlarını zorlasın diye karakterine ve ses tonuna uygun şiir yazan bir öğretmenim. Varsın yazısı çirkin gözüken öğretmen olayım. Okumayı öğretmeyelim okumayı sevdirelim. Matematiği öğretmeyelim matematiği sevdirelim. Şarkı öğretmeyelim,sevdiği şarkıları söylemeleri için ortam sağlayalım onun üzerinden gidelim. Resim yaptırmak onların eğlencesi için olmasın, değerini gösterelim. Sonra daha eğlenceli şeyler için vazgeçecekler ondan yoksa. 3 boyutlu hamurdan, tahtadan yaptıklarını çantalarına atmasınlar. Değerini anlasınlar yaratıcılıklarını zorlasınlar. Vazgeçmesinler.

- Ağlayınca teselli edip o anı kurtarmayın. Ona mutsuzluktan çıkacak yolu gösterin konuşturun.

- Onlar adına karar vermeyelim artık. Hayatlarıyla ilgili kararları onlar versin. Yanlışta olsa sınıf onların, kıyafet onların, yaptıkları sıra onların. Çantası onun taşımayın. Kitabını kendi alsın. Yanlışlarını fark etsin siz düzeltmeyin onlara düzeltmesi için fırsat verin. Eğer öğretmeni ve aileleri onlar adına birşeyler yapmaya karar vermeye devam ederse ilerde onların bir şey yapmamalarına üzülmeyin. Bunu ona siz öğretiyorsunuz çünkü. Susun derseniz susmak için sizin “sus” demenizi bekler. Sınıfı temizle derseniz sizin temizle demenizi bekler. Dersine çalış derseniz sizin çalış demenize bağlı olur. Ödev yap derseniz sizin “ödev yap” demenize bağlı olur. Dersi tekrar ederseniz anlamak için tekrara ihtiyaç duyar. Annesi durumunu sorarsa “benim durumumu onlar düşünsün, benim düşünmeme gerek yok” der. Problemlerini çözerseniz her zaman siz çözmek zorunda kalırsınız. Fotokopi dağıtırsanız başarısı eline geçen fotokopi sayısına bağlı olur. Ortaokula geçince bunlar yok olunca kontrolünüzden çıkınca bir bakmışsınız sudan çıkmış balıktan farkları kalmaz.

Başarılı ve mutlu olmaları için birey olmaları gerekiyor. Sorumluluk sahibi gelişim görevlerini yerine getirmiş yeterli donanıma sahip, yeteneklerini geliştirmiş olması gerekiyor. Ailesine ve öğretmenine bağımlı çocuk birey olamaz, mutlu da olamaz. İlkokul bitene kadar herşey iyi gidiyor sanırsınız. Kontrol siz de çünkü. Asıl film ergenliğe girince başlayacak. Öğretmenler ve aileler çocuklara iyilik yapayım derken aslında en büyük kötülüğü yapıyor olabilir.

”Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber