Öğretmen Diyarı

Sınıfta Oturmak mı Hareket Etmek mi?
Küçük çocukların hemen hepsi aşırı hareketlidir. Hatta onları izlerken bile yorgun düşebilirsiniz. Hasta oldukları anlarda dahi, ateşleri düşer düşmez oyun oynamaya kaldıkları yerden devam edebilirler. Okula başladıkları andan itibaren ise istedikleri zaman istedikleri hareketi yapamayacakları bir kontrol mekanizmasıyla karşılaşırlar.

İlk ders: Sırada düzgün oturmayı öğrenme

İkinci ders:  40 dakika boyunca ayağa kalkmadan sırada oturmayı öğrenme

Üçüncü ders: Ayağa kalkmadan önce izin isteme:  dolaba, çöp kutusuna, tuvalete…

Ortaokul ve liseye doğru gelindikçe öğrenciler sıralarıyla öyle bir bütünleşirler ki rahatlıkla sıralarında deliksiz uyuyabilirler.

Geçenlerde özel kursta çalışan bir lise matematik öğretmeni ile görüşme yapıyorum. Sohbet sırasında kursta uyguladıkları ve “Kırılma” adını verdikleri bir etkinlikten söz etti. Kurstaki tüm öğrencileri konferans salonuna benzer büyük bir salonda topluyorlar ve gözetmenler eşliğinde iki saat kırk dakika boyunca sıralarından hiç kalkmadan, yere kalem düşse bile almadan ders çalışmalarını sağlıyorlarmış. Böylece öğrencilerin ders başında uzun süre oturamama davranışı kırılıyormuş. Bunu duyduğumda şaşkınlığımı gizleyemedim.  Öğrenciler, sıralarında hareketsiz olarak oturuyor ve sessiz kalıyorlarsa onların öğreniyor olduklarını düşünmek yanılgısının bizi taşıdığı nokta çok ürkütücü görünüyor öyle değil mi?

Oysa gün geçmiyor ki öğrenme ile hareket arasındaki ilişkiyi kuvvetlendiren ve doğrulayan bir araştırma yayınlanmasın. Bizse  sınıfta hareket etmeyi bir yana bırakın, haftada iki saatçik beden eğitimi dersini alıp deneme sınavı koymayı marifet saydığımızdan mı, IQ’ya ve akademizme olan aşırı hayranlığımızdan mı bilinmez duyuşsal ve psikomotor kazanımları hep ihmal ediyoruz. Fiziksel aktivitenin kanımızdaki oksijen miktarını artırdığını ve bu oksijenin de “öğrenmenin” gerçekleşebilmesi için beynimizin en temel ihtiyaçlarımızdan biri olduğunu unutuyoruz.

Öyleyse hatırlayalım.

Öğretmenler olarak öğrencileri düşündürmek ve sınıfı harekete geçirmek için kullandığımız en eski tekniklerden biri soru-cevap tekniği.  Sınıfa soruyu yönelttiğimizde en çok düştüğümüz hata ise öğrencilere yeterince düşünme zamanı vermemek. Soruya hızlı cevap veren birkaç kişinin varlığı,  bizi sanki tüm sınıf doğru cevabı bilmiş gibi bir yanılgıya düşürebiliyor. Üstelik bu soruları öğrencilerin oturdukları yerden cevaplamalarını bekliyoruz. Öğrencinin penceresinde ise durum, soruya hızlıca cevap veren bir arkadaşı olduğunda düşünmeye ket vurulması  ya da daha da kötüsü düşünmeye yeltenmemek şeklinde gelişiyor. Oysaki fiziksel düşünmenin ve öğrencileri beş on dakikalığına da olsa sınıfta ayağa kaldırmanın sayılamayacak kadar çok faydası var:

Fiziksel Düşünmenin Yararları

·         Öğrenciler arasında kaynaşma daha kolay oluyor.

·         Öğrencilere yeterince düşünme zamanı vermiş oluyorsunuz.

·         Ne zaman gerekçelendirme yapabileceklerini görüyorsunuz.

·         Anlaşmazlıkların altını çiziyor.

·         Öğrenciler işbirliği yapıyor.

·         Farklı düşünenler ve düşünceleri üzerine merak uyandırıyor.

·         Görsel bir referans noktası sağlıyor.

·         Öğrenciler fiziksel enerji harcıyorlar.

·         Sınıfta tatlı bir rekabet ortamı oluşturuyor.

·         Eğlenceli.

Yürümek aklı da yürütür.

176 üniversite öğrencisinin katıldığı bir araştırmada öğrencilerden yaratıcı düşünce testlerini; otururken, yürürken, koşu bandındayken ve kampüste dolanırken tamamlamalarını istemişler. Örneğin, bir testte gönüllüler düğme veya araç lastiği gibi gündelik nesneler için alışılmadık kullanımlar önermek zorundaymış.  Yürüyen öğrenciler, oturan öğrencilere kıyasla nesneler için ortalamada dört ila altıdan fazla farklı kullanımlar düşünmüş.

Bir başka deneyde, gönüllülerin bir metafor düşünmelerini ve düşündüklerinin eşdeğeri bir metafor üretmeleri gerekiyormuş. Yürüyüşe çıkanların %95’i, hiç ayağa kalkmayanların ise %50’si testi geçebilmiş.

Biliyorum ki sınıfta harekete izin vermek, çoğu öğretmende kontrolü kaybetme korkusu yaratıyor.  Sınıf kontrolünü kaybetmeden hareketi yapılandırabileceğimiz aktiviteler ise mümkün. Aşağıda sınıfınızda her derste rahatlıkla uyarlanabilecek fiziksel düşünme aktivitelerini derledim:

Fiziksel Düşünme Aktiviteleri

1.    Değer çizgisi:

Değer çizgisi, bir “Düşün – Yap – Gerekçelendir – Tekrar düşün!” oyunudur.

Öğretmen bütün sınıfa bir soru yöneltir. Bu sorunun bir fikri sorgulayan ve cevabı kesin bir “evet” ya da kesin bir “hayır” arasında çeşitli derecelerde değişebilecek bir soru olması gerekir. Örneğin “Çevrenin korunması mı daha önemlidir yoksa insanların acil ihtiyaçlarının karşılanması mı?” gibi bir soru yöneltilebilir.

Öğrencilerden bu iki uç görüş arasında oluşan hayali çizgi üzerinde kendi görüşlerini yansıtan bir noktada durmaları istenir. Daha sonra tüm öğrenciler durdukları noktayı gerekçelendirecek birer cümle kurarlar. Tüm öğrenciler birbirlerinin gerekçesini dinledikten sonra öğretmen grup içinde fikri değişen ve yerini değiştirmek isteyen olup olmadığını sorabilir. Argümanlarını çok güçlü savunan öğrencilerden sonra fikirlerin değişmeye başladığını gözlemlemek bu etkinliğin en can alıcı noktalarından biridir.

2.    Galeri Yürüyüşleri

Bu yöntemi farklı şekillerde kurgulayabilirsiniz. Benim en çok kullandığım yöntemlerden ilki, konu veya ünite sonlarında öğrencilerin akıllarında kalanlardan bireysel olarak bir kavram haritası ya da zihin haritası oluşturmalarını istemek. Hazırlanan kavram haritalarını sınıfın dört köşesine belirli aralıklarla asmak ve öğrencilerin sınıfta dolaşarak birbirlerinin kavram haritalarını incelemelerini sağlamak… İncelerlerken arkadaşının unuttuğunu düşündüğü bir şey varsa eklemek, yanlış ilişkilendirilen ya da gruplanan bir kavramı doğru yere taşımak gibi yazılı geribildirimlerde bulunmasını isterseniz, öğretmenin herhangi bir müdahalesi olmadan öğrencilerin birbirlerinin çalışmalarını tamamlamalarını zevkle seyredebilirsiniz. En son her öğrenci kendi kavram haritasının başına giderek kendini değerlendirir.

İkinci yöntemde ise grup çalışmalarında grupların analiz etmeleri istenen bilgilendirici metinleri grupların eline vermek yerine duvarlara asabilirsiniz. Her gruptan her seferinde ve sırasıyla bir kişi kalkarak gruba bilgi taşıyıcılığı görevi üstlenebilir. Bu yöntemde ben genellikle ellerindeki çalışmalardaki boşlukları duvardaki metinlerle tamamlayabilecekleri alıştırmalar oluşturuyorum. Bu aynı zamanda etkinliği diğer gruplardan önce tamamlamalarını sağlayacak tatlı bir rekabet duygusunu ve koşuşturmacayı beraberinde getiriyor ki öğrenciler cidden eğleniyorlar.

3.    Dış çember, iç çember

Bu yöntemde öğrencileri içte küçük bir çember, dışta büyük bir çember olmak üzere ikiye ayırıyorsunuz. İç çemberde tartışmayı başlatıyorsunuz. Dış çemberdeki öğrenciler dinleyici konumunda oluyor. Konuyla ilgili söyleyecek sözü olan iç çemberdekinin omzuna dokuyor ve yer değiştiriyorlar. Burada sırasıyla tüm öğrencilerin iç çembere dahil olması önemli. Bu etkinlik, fiziksel aktivitenin yanı sıra öğrencileri çok iyi birer dinleyici olmaya da teşvik ediyor.

4.    Sıralama oyunları, kavram metre

Bu yöntemde sınıf iki gruba ayırıp yere bir çizgi çizip ya da bant yapıştırabilirsiniz. Öğrencilere önceliklendirmelerini istediğiniz kavram veya olguları A4 kağıtlara yazılı olarak verebilirsiniz  Gruplar kendi aralarında tartışarak önceliklendirmelerini yaparlar ve A4 kağıtlara yazdıkları kavramları, kavram metre üzerinde dizerler. Sıra, kavram metrenin her iki tarafında da yer alan kavramlardaki farklılıkları incelemek ve öncelikleri gerekçelendirmeye gelir.

Kavram metrenin en can alıcı noktalarından birisi, aynı önceliklendirmeyi role girerek başka bir insanın ya da doğadaki canlı bir varlığın bakış açısından yeniden yapmaları istendiğinizde ortaya çıkar.  Bu noktada fiziksel düşünme aktivitesi güçlü bir “empati” aktivitesine dönüşür.

5.    Müziği aç kapa!

Yaratıcı dramanın olmazsa olmazlarından olan bu yöntemi, öğrenmeyi değerlendirmek için kullanabilirsiniz. Müzik çaldığı sürece öğrenciler sınıfın içinde dans ederek dolaşırlar, müzik durduğunda öğretmen bir soru sorar ve öğrenciler en yakınlarındaki kişiyle eş olarak soruyu tartışırlar. Tüm öğrencilere konuşma fırsatı verdikten sonra müziği açabilir ve öğrencilerin yeni bir eşle başka bir konuyu tartışmalarını sağlayabilirsiniz.

6.    İstasyon Tekniği

Bu teknik, hem öğrencilerin sınıfta hareket etmelerine hem de eğitimi farklılaştırmaya yarayan bir tekniktir. Her istasyonda yapılan farklı bir çalışma, farklı öğrenme stillerine yapılan  vurgu açısından da öğrencilerin güçlü yönlerini ifade etmelerini sağlar.

Sınıfta öğrencileri harekete geçirecek daha pek çok etkinlik var elbette. Yazıyı daha fazla uzatmamak için diğer teknikler başka bir yazının konusu olsun.

aysunyagci@gmail.com

Kaynaklar:

Kenny McKee, http://www.teachthought.com/critical-thinking/strategies/much-sitting-five-movement-strategies-get-students-thinking/

https://nbeyin.com.tr/yurumek-yaraticiligi-nasil-tetikliyor/

“Düşünen Sınıf İçin Öğretme ve Öğrenme Yöntemleri”, Sabancı Üniversitesi Yayınları

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol