Bu haber kez okundu.

Sınavın ardından...
 Bir YGS daha bitti… Hatalı soru tartışmaları, din sorularının çok zor olduğu konuşmaları falan derken haydi geçmiş olsun.
Buradan çıkan sonuç, bundan sonra ayırt edici sorular din soruları olacak gibi görünüyor. Bu da yeni bir özel ders alanı çıkmış demek. 

“İtina ile din dersi verilir.” 

Demek ki bu alan uzun zamandır ihmal edilmiş ki gözden kaçırılmadı ve hemen önlem alındı. Ne diyelim “maşallah” düşünenlere!

Üstelik din dersinin ağırlığının arttırılmasına ne denli ihtiyaç olduğu, sınav sonrasında soruların sızdırılmış olmasıyla tescil edildi. Bazı değerleri verememişiz ki, tüm yasaklamalara rağmen sen kalk soruları sosyal medyada paylaş! Olacak iş değil… 

Bu ne cüret! 

Gerçi biz ne skandallar yaşadık ama en fazla iki günde sindirdik, unuttuk gitti, bunları da sindiririz. E olsun o kadar yıllarca kurbağanın sindirim sistemini incelemedik mi? 

Bizde en kalıcı olan ve tam öğrenilen bilgi -ki davranışlarımıza bile dönüşmüş “sindirim sistemi” olmuş.

Öyle ya da böyle, bir şekilde bir sınav daha sonuçlandı ve LYS’ye odaklanıldı. 

Dananın kuyruğu o sınavlarda kopacak. YGS’si kötü geçenler için LYS bir umut. 

Bazıları birkaç ay daha çalışma şansı bulacak ve artık neyi varsa ortaya koyacak. 

Neyi varsa derken?..

Yükseköğretim süreçlerinde ezber bozuldu diyebiliriz. Bunlar, hazırlık süreci, öğrenim süreci ve sonrası. Yani neredeyse tüm süreçlerde bir değişim var.

Eskiden devlet üniversiteleri dışında çok şansınız olmazdı. Sonraları yurt dışında öğrenim görmek, “çok” parası olanlar için alternatif oldu. Yakın dönemde ise özel üniversite sayısı arttı ve artık başka bir boyuta geçildi. Yıllarca parasız öğrenim mücadelesi de, sessiz sedasız ortadan kalktı. Şu an için bu söylem daha cılız bir hâl alırken insanlar çeşitli nedenlerle “paşa paşa” paralı öğrenime doğru kaymaya başladı. Elbette parası olanla yükseköğrenime para ayırma olasılığı bulunanlar için sınavlara hazırlanmakta daha kolay hâle geldi. Ancak kolaylık akademik olmaktan çok kendini zorlamamak ve çoğalan tercihler arasında kolay olanı seçmekten ibaret oldu.

Neyi varsa! 

Mesela, maddi durumu varsa hiç kimse dalından elma koparmaya çalışmıyor.

En yakındaki manavdan, marketten parasını verip alıyor! 

Onca müfredatı defaten ezberlemek, unutmak ve sonra tekrar ezberlemek, özel dersler almak, “dershaneye” gitmek -her ne kadar ha kapandı ha kapanacak denilse de, adı değişmiş olsa da bana göre varlar- yerine az düşünmeyi gerektiren televizyon programlarını seyretmek, bilgisayar oyunları oynamak, sosyal medyada zaman geçirmek her zaman daha cazip.

Günümüzde öğrencileri motive etmek oldukça güç. Özellikle de akademik alanlarda sürdürülebilir bir merak ve buna bağlı öğrenme heyecanı yaratmak, düne nazaran bugün artık çok daha büyük beceri istiyor. Bu konuda ne aileler ne de eğitimciler yeterli gelemiyor. Öğrencilere çalışma alışkanlığı kazandırmak için sınavların varlığı ve gerçekliği yeterli değil.

Üstelik tüm enerjisini sınava yönelik harcayarak bir şekilde üniversiteye yerleşen gençlerden geriye, sınavı başarmış olmalarından başkaca bir şey kalmıyor. 

Ne yapmalı?

Öğrencilerin kendilerine açıklıkla soru sormaları ve en samimi yanıtları vermeleri sağlanmalı.

Öğrenmem ne işe yarar? 

Öğrendiklerimi bir değere nasıl dönüştürürüm?

İlgi alanlarım neler?

Beni yaşam boyu heyecanla ayağa kaldıracak meslek nedir?

Neden yükseköğretim?

Hangi bölüm? Neden?

Entelektüel insan neden önemlidir?

Fiziksel farklılıkların dışında farklı olmayı nasıl sağlarım?

Hayatta nelerden vazgeçebilirim? Neden?

Hayatta nelerden vazgeçemem? Neden?

Bir eğitimci olarak yıllarca başarmaya çalıştığım şey, öğrencilerin doğru soruları sorabilmelerini sağlamaktı. Nitekim soru sormak bir ustalık ve bilgelik gerektirir. 

Yanlış sorularla doğru çözümler ve sonuçlar alamazsınız!

1,5 milyon insanın hayatını ilgilendiren sınavların az hatalı olmasına şükredilmez. Bu sınavların hatasız olması gerekir. Belirli ölçme, değerlendirme kriterlerine dikkat edilerek hazırlanan ya da hazırlandığı düşünülen çoktan seçmeli sınavlarda bu denli hata yapılırsa, açık uçlu sınavlarda kim bilir neler olur?

Okullar, her şeyden önce soru soran, sorgulayan ve aklını kullanma becerisi gösteren insanların eğitim aldığı yerler olmalı, eğitimciler de böyle insanları eğitme cesareti göstermelidir.

Ömer Orhan

Kaynak: www.egitimajansi.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
sınavın ardından

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber