Bu haber kez okundu.

Sınav Odaklı Eğitim Sistemi İle Nereye Kadar?
 YGS Sonuçları açıklandı. Sonuçları her kesim kendi bulunduğu noktadan ele alıp değerlendiriyor.
Kimilerine göre sonuçlar “şehir efsanelerine aratmayacak“ derecede başarılı, kimilerine göre “soruların kolaylığı nedeniyle puan barajlarının aşılması daha kolaylaştı, barajları geçen sayılar arttı” Dikkat edilirse tartışmaların tamamına yakını sonuçlara odaklanmış vaziyette. Sadece YGS sonuçlarına bakarak sağlıklı bir değerlendirme yapmak yeterli olmayacaktır. 

Elbette sonuçlar önemli bulgu ve bilgileri içermektedir. Ancak başka etki ve sonuç analizleri yapmadan bir başarı ya da başarısızlık analizi yapmak yanıltıcı olabilir. Sınav odaklı başarı analizlerinin asıl değerlendirmesini Haziran ayında yapılacak lisans yerleştirme sınavlarından sonra yapmak daha doğru olacaktır. Bu nedenle her yıl yapılan sınavlar sonunda yerleştirmelere bakıldığında üniversitelerde özellikle de özel üniversitelerde sayısı yüz elli binleri bulan kontenjan boş kalmaktadır. Bazı bölümler ise yeterli öğrenci başvurusu yapılmadığı için kapatılmaktadır.

ÖSYS’ye giren öğrenci sayısı her yıl artmaktadır. Son beş yılda bu artış oranı %20.87 olmuştur. Sınava giren aday sayısı arttıkça ne yapacağın bilemeyen ve sistemin sorunlarına kalıcı çözümler üretemeyen yürütme ve bürokrasi temsilcileri ortaya çıkan küçük “başarı efsaneleri” ile mutlu olabilmektedir. Oysa üniversiteye başvuru yapan her yüz adaydan sadece 10’u gerçekten üniversite gibi üniversite olan yükseköğretim programlarına girebilecektir. Geriye kalanlar geleceğin beyaz yakalı işsizleri olarak toplumsal yaşama katılacaktır. 

İş bulamayan yüz binlerce insan bitirdikleri alanın diplomasında yer alan meslekler dışında başka alanlara yönelmek zorunda kalacaktır. Zaten son beş yılda üniversiteye daha önce yerleşmiş(Artış Oranı %24.86) ve bir üniversiteyi bitirip yeniden sınava giren(Artış Oranı %110,53) aday sayısındaki artışta yaşananlar bu tablonun en somut göstergesidir. Son beş yılda açık öğretim programlarına yerleşen aday sayısında artış oranı %7.28 olurken, lisans programlarına yerleşenlerin oranında %0.36,ön lisans programlarına yerleşenlerin oranında ise %3.27’lik artış olmuştur. (Bkz MEB 2011,2015 İstatistikleri) 

YGS ve LYS Sıralamalarında da bu iki grupta yer alan adaylar diğer adaylara göre daha yüksek oranda yükseköğretim programlarına yerleşmişlerdir. Bu veriler yapılan bu sınavların aynı zamanda bir şans oyununa dönüşmesinin en somut kanıtıdır. Şans tanımı üniversiteye yerleşen ve bir üniversiteyi bitirenlerin yeniden sınavlara girmek istemelerindeki artış oranlarına ve adaylara sorulduğunda bu bölümlere istemedikleri halde açıkta kalmamak için tercih yaptıkları yönündeki ifadelerine dayanmaktadır.

2016 YGS Sonuçlarına okulların alanlardaki net doğru soru çözüm ortalamaları üzerinden bakmakta okullarda bu meseleye bakıştaki ciddiyetin boyutlarını görme fırsatı verecektir.O nedenle okul sıralama kitapçığının ÖSYM tarafından bir an önce yayımlanması gerekmektedir. Bu sistem mutlaka değişmelidir. Üniversite kapılarına yığılmanın önüne geçilmesini sağlayacak, merkezinde sınav olmayan, sınava bağlı olarak gelişen ticari ve politik amaçlı yan kuruluşlardan arınmış bir sistem mutlaka kurulmalıdır. Bunu başarmak mümkündür. Dünyayı yeniden keşfetmek gerekmemektedir.Yıl boyunca onlarca sınava giren,bu sınav sayısı eğitim yaşamı boyunca yüzlerle ifade edilen sınav odaklı sistem çocukların kimyasını bozmakta onları mutsuz yapmaktadır. Artık yeter; eğitim sistemi deneme tahtası olmaktan, çocukları yarış atına dönüştürmekten, küçük politik hesap ve amaçların aracı olmaktan, okulları çocukların mutsuzluk kaynağı olan kurumlar olmaktan kurtarmak zamanı gelmiştir. Ya bunu başaracağız ya da küçük başarı öyküleri ile kendimizi kandırmaya devam edeceğiz. alaaddin dinçer eğitimci 29.03.2016

Alaaddin Dinçer Eğitimci
Kaynak: www.egitimajansi.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber