Bu haber kez okundu.

Sevilen Öğretmen Daha Çok Dinlenir

 

 

Çocuklar, öğüt dinlemekten çok, örnek görmekten hoşlanır ve etkilenirler.

Öğretmenini seven öğrenci, onun ahlakını, karakterini ve tabii ki öğrettiklerini de sever. Bu da başarıya giden yolu açar. Zira sevilen öğretmen daha çok dinlenir.

 

Öğretmen örnektir. Bu sebeple, övdüğü iyiliği önce kendisi yapan, benimsemekten öte özümseyen kişi olmak zorundadır. Hissettiğini hissettirmenin başka bir yolu da yoktur.

İnsan ancak yaşadığını yaşatır. Yanmayan yakamaz. Kişi kendisinde olmayanı verebilir mi? Kendisinde olanı vermek ise, kendiliğinden gerçekleşir. Zira her şey içindekini sızdırır.

Çocuklarımız da öğüt dinlemekten çok, örnek görmekten hoşlanır ve etkilenirler. Çünkü örneksiz eğitim olmaz.

“Bir iyi davranış, dünyadaki bütün güzel sözlerden daha tesirlidir” der bir düşünür... Bir büyüğümüz de, “Lisan-ı hal, lisan-ı kalden üstündür” buyurur. Hal lisanının konuşması için de kişinin örnek olması lazımdır. Hele de öğretmenlerin, anne-babaların, diğer eğiticimlerin örnek olamadığı bir dünyada, korkunç bir eğitim kaosu yaşanır. Çünkü doğru örneklerin ortadan çekildiği yerde, yanlış ve sapkın örneklerin hakimiyeti başlar.

Öğretmenlik sevgi mesleğidir. Seven bir yüreği olmayanlar, bu mesleğe yaklaşmasınlar. Zira hem bu kutsal mesleğe yazık ederler hem de kendilerine… Çünkü öğretmenlik kuru bilgileri can sıkıcı bir şekilde nakletmek değildir.

Öğretmen sürekli bir içselleştirme gayretiyle, bilgiyi irfana dönüştürme çabası içinde  olmalıdır. Bu asil çaba, hal olur ve  yansır. Çünkü “hal saridir.” Durduğu yerde kalmaz. Sevgi, samimiyeti nikbetinde, muhataplarını rengine boyar. Hele de bu muhataplar bir öğretmenin öğrencileriyse…

O masum yavrular, öğrenciler, sevmeyi ancak sevenden öğrenebilirler. Zira sevmeyi sevmek, seven yürekleri severek öğrenilir. Dolayısıyla, öğretmenin en önemli görevlerinden biri  de, sevgi dolu örnek şahsiyetleri öğretmek ve sevdirmektir. Mesela, gönül dünyasına Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bayram’ı, Somuncu Baba’yı, Hacı Bektaş’ı ve benzeri Allah dostlarını getiremediğimiz bir gence, gerçekten sevgiyi sevdirebilir miyiz? Ahlak ve karakter eğitimi vermek isteyen eğitimciler, mesela Mehmed Akif’i görmezden gelebilirler mi? Eğer bu hazinelere sırtımızı dönersek, eğitim işini yokuşa sürmüş oluruz. Şimdilerde yaptığımız gibi…

 

Sevilen öğretmen dinlenir

Öğretmenini seven öğrenci, onun ahlakını, karakterini ve tabii ki öğrettiklerini de sever. Bu da başarıya giden yolu açar. Zira sevilen öğretmen daha çok dinlenir. Sevilen öğretmene karşı mahcup olmak ve onun gözünden düşmek istemediği için kendini zorlar öğrenci ve daha çok çalışır. Sevmek, zoru kolaylaştırır, ağırı hafifleştirir, çetrefili sadeleştirir. Sevgi bu özellikleriyle de, eğitimin olmazsa olmaz şartıdır.

Öğretmen bu gerçeği bilmeli ve bütün öğrencilerine, sevildiklerini, hem de eşit şekilde  hissettirmeli… Dersteki başarısızlık da dahil, hiçbir şey, öğretmenin öğrencisine olan sevgisini eksiltmemelidir. Zira sevgi çifte standart istemediği gibi, şartlı da olmaz. Bu yüzden, öğrenci başarısız olduğunda ve zayıf aldığında da, yaramazlık yaptığında, hatta suç işleyip ceza aldığında da sevilmeli. Elbette sevmek, hatasını düzeltmemek, tembelliğini hoş görmek, disiplini boş vermek demek değildir. Sanıldığının tam tersine, sevilen öğrenci, kendini daha çabuk toparlar, hatasını daha çabuk düzeltir, çalışmaya daha kolay meyleder.

Öğretmen, sürekli kendini yenilemeli, tazelemeli, tamamlamalı… Bu gayret, hem öğretmenin başarısını sağlar, hem de öğrencisine saygısını gösterir. Öğretmen, öğrencisini daima daha iyiye layık gördüğünden dolayı, kendisini hep eksik, hep eskimiş, hep noksan bulur. Bu sebeple de temel işi öğrenmeye ve kendini geliştirmeye devam etmektir. Zira kendini tam gören öğretmen aslında hamdır.

 

Öğretmen verdikleriyle zenginleşir

Öğretmen tamamlanırken tamamlar. Aldığını verir, edindiğini cömertçe paylaşır. Tabii ki verdikleriyle de çoğalır, zenginleşir ve sonuçta sunduğunun daha fazlasını alır. Öğretmen, elbette daha fazlasını almayı düşünmez.

Yani öğretmenlik, almayı düşünmeden verme mesleğidir. Bu bakımdan da, en çok anne-baba özelliklerine benzer. İnancımıza göre, hocanın değeri, anne-babanın değerinden aşağı değil, yukarıdır. Çünkü anne-baba dünyaya gelişimize vesile olmuşlardır ama, hoca bizi insan eder, kulluğumuzu öğretir. Yani yaratılış amacımıza uygun çizgiye çeker, dünyamızı da, ahiretimizi de cennet etmeye çalışır. Bu açıdan da öğretmenliğe “Peygamber mesleği” denilmesi çok yerindedir. Bu gerçek öğretmene, bizim insanımız, çocuğunu etiyle kemiğiyle, bedeniyle ve ruhuyla teslim etmiştir. Çünkü bu öğretmen, muallimdir, talim eden, terbiye edendir; mürşittir, irşat eden, yol gösterendir.

Öğretmen yenilenirken yeniler, tazelenirken tazeler; şarj olurken şarj eder. Öğretmen gönlünün baharını sürekli yüzünde taşır; tebessümü anlık ve mevsimlik değildir. Görüldüğünde en çok hatırlattığı, şefkattir, merhamettir, diğerkâmlıktır.

Hiçbir meslek heyecansız başarılamaz. Öğretmenlik de aşksız, şevksiz olarak tam ve mükemmel yapılamaz. Heyecan, sevgi mesleği olan öğretmenliğin daimi tetikçisi, teşvikçisi  ve geliştiricisidir. Okula her yöneliş, sınıfa her giriş, öğretmenin yüreğini şöyle bir dalgalandırmıyorsa, o öğretmen sınıfa sırf gövdesiyle giriyor demektir.

Sınıfa bütün varlığıyla giren öğretmen, girdiği her yere öğretmence girer ve dolayısıyla da mesleğinin itibarını korur, hatta yükseltir. Çünkü onun öğretmenliği okulda kalmaz. Gerçek öğretmen yirmi dört saat öğretmendir. Öğretmen, eğitimci duruşunu daima, her yerde, her zaman korur.

Tabii ki, bu durum çok zordur. Zor olduğu için de kıymetlidir. Öğretmen, insani seviyenin en çok düştüğü zamanlarda bile, ortama uymaz, uydum kalabalığa hafifliğine kapılmaz. Bu zoru başarmak için nefsiyle sürekli savaşır. Yaşından çok daha olgun davranması gerektiğini asla unutmaz. Örnekliğini her yerde, her zaman sürdürmek gerektiğine inanır. Çünkü bazı şeylerin, birazı olmaz, mevsimlik de yaşanmaz. Öğretmen bu gerçeğin farkındadır. Sadece öğrencilerine değil, bütün topluma örnek olması gerektiğini unutmaz.

Bu sebeple, zaaflarını sergilemez, kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalışır, kınanacak durumlara alenen düşmekten büyük bir itina ile sakınır.

Mesela, ideal bir öğretmenin alenen sigara ya da içki içmesi, kavga etmesi düşünülebilir mi?

Öğretmen, kendisini her yerde öğretmen, sadece ve sadece öğretmen olarak görmelidir ve öyle de davranmalıdır. Öğretmenliğe itibar kazandırmak da ancak böyle sağlanır. 

“Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz” demiş Emerson... Heyecanı duyulan öğretmenlik ise tadına doyum olmayan bir meslektir.

Öğretmen, yüreklerde derin izler bırakmalı, yıllar sonra bile, sevgiyle saygıyla hatırlanmalıdır.

Yüreğiyle hatırlanmayan bir öğretmenin emeği boşa gitmiş demektir.

 

 

Lamia Meryem, 3. sınıf

 

Kibar öğretmenleri severim

 

Çok iyi, nazik, kibar, cana yakın, hiç kızmayan, genç bir öğretmen isterim. Çünkü ben öyle öğretmenleri çok severim. Çok güzel olur. Zaten benim öğretmenim aynen öyle, ben onu çok seviyorum. O benim canım öğretmenim. Benim böyle bir öğretmenim olduğu için şükretmeliyim.

 

          Ben öğretmenimin en çok kibar olmasını seviyorum. Bize hep güzel sözlerle hitap ediyor. Derslerde hiç canım sıkılmıyor çünkü öğretmenim dersi çok güzel anlatıyor, hepimize soru soruyor, herkesi tahtaya kaldırıyor.

 

          Öğretmenim de beni çok seviyor, çünkü bana hiç kızmıyor. Derslerimi yapıyorum, öğretmenimi kızdırmıyorum. Öğretmenim dersini yapan öğrencileri çok seviyor.           

 

         

 

Hüdanur, 4. sınıf

 

Öğretmenim hiç kızmamalı

 

Benim öğretmenim, disiplinli, başarılı, öğrenci arasında seçim yapmayan, öğrencilerine iyi davranan, öğrencileri düzgün okutup yazdıran, konuları iyi kavramaları için elinden geleni yapan bir öğretmen olmalı. Öğrencilerinin sorunlarıyla ilgilenmeli, onların derslerinde başarılı olması için gayret göstermelidir.

 

            En önemlisi de öğrencilerine hiçbir zaman kızmamalı, bağırmamalıdır. Güler yüzlü olmalı, fıkralar anlatmalıdır. Derslerimde başarılı olmam için anne-babamı yönlendirmeli, onlara benimle ilgilenmelerini söylemelidir.

 

            Benim şu anki öğretmenim Cemal öğretmen, bunların hepsini yapıyor. Ben onu çok seviyorum. Hatta geçen gün bilgisayar öğretmenimiz derse girememişti, Cemal öğretmenim dersimiz boş geçmesin diye bizim sınıfa gelerek dersi anlatmıştı. Öğretmenim her gün biz sıradayken yanımıza gelir, bizim düzenli olup olmadığımızı kontrol eder. Bu beni çok mutlu ediyor.

 

moraldunyasi.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber