Bu haber kez okundu.

Şaka Gibi Bakanlıktan Fıkra Gibi Lise ‘Temel Lisesi’

Temel  bir gün liseye gitmiş…şeklinde başlayan çok sayıda fıkra üretmek mümkün şu koşullarda. Zira ;MEB, her daim bizi güldürmeye, güldürürken düşündürmeye, düşündüğümüz taktirde de ağlatmaya  devam ediyor.

 MEB öyle uygulamalara imza atıyor ki ,içinde “ eğitim” geçen bir bakanlığın paydaşı olan biz öğretmenler eğitimci olmaktan utanıyoruz. Veliler çıldırıyor, eğitim sektörü beynini yakıyor, öğrenciler ise maalesef bizim kadar kaşarlanmış olmadığı için intihar ediyor. Süreci hatırlarsak ; hükümet ,siyasi nedenlerle dershanelerin kapatılmasına karar vererek 2014 yılında dershaneleri yasakladı. Aslında bu karar Türk eğitim sisteminde  çok radikal bir değişimin  başlangıcı olabilirdi.

Çünkü bilindiği üzere  mevcut üniversiteye giriş  sistemi  “ test”  kavramından ibaretti ve bu sisteme göre örneğin bir fizik öğretmeninin laboratuvarda bir deney yapması çok sakıncalı görülüyordu. Çünkü ÖSYM deneylerle ilgili, ya da gözlem nasıl yapılır la ilgili, ya da deney raporu nasıl yapılır la ilgili sorular sormuyordu. Ya da “haş iki O “ nun su olduğunu  hepimiz bilmekle beraber hiç birimizin 2 hidrojen le 1 oksijenin laboratuvar ortamında nasıl su oluşturduğunu görme şansımız olmadı.

O sadece “ haş iki O “ olarak kaldı.  Bu durum ,öğrenmeyi ve üretmeyi  engellediği gibi günümüzün  eğitim anlayışına da taban tabana zıttı. Bu sistem  en çok da dershaneleri besliyordu. Aslında bu saçma eğitim düzeninden en çok dershaneler  nemalanıyordu. Bunun hepimiz biliyorduk. Ancak.! Sistem mi dershaneleri  besledi ,dershaneler  mi sistemi besledi  sorusunun cevabını biz eğitimciler bildiğimiz için olumlu bir gelişme olmakla birlikte  dershanelerin kapatılmasına biraz temkinli yaklaştık. Dershanelerin fırsat eşitliği açısından ciddi bir handikap olduğunu herkes biliyordu ama , devasa bir sektörün tasfiyesi her babayiğidin harcı değildi ,zaten iktidarın da böyle bir derdi olmadığı gibi ,sektörle can ciğer kuzu sarmasıydı.

Ancak  ,17/25 Aralık baskınlarından sonra  iktidardaki panik ve yaralı filin gazabı dershaneleri de sildi süpürdü. Dershaneler  mevcut sınav sisteminin doğurduğu ucubelerden sadece  birisiydi.

Bunun yanında soru sektörü ve test kitabı sektörü de ayrı bir dertti. İktidar bu yancıları da bertaraf etmek için her yıl ders kitaplarında oynamalar yaparak soru sektörünün müfredatı takip etmesini önledi ve ÖSYM de güncellenen konulardan sorular sorunca soru ve test kitabı sektörünü de ters köşeye yatırdı. Böylece hem dershaneleri hem de dershanelerin can damarları olan soru sektörünü  “güvenilmez “ kurumlar haline getirdi .Dershaneleri bitirme operasyonu adım adım ilerledi.

Bütün bunların üzerine ÖSYM, sınav sorularını yayınlamama kararı alarak dershane sektörünün son damarını da kesti. Aslında kestiği  paralel yapı diye tanımladıkları eski canciğer kuzularının şah damarlarıydı. Bu süreçten sonra  dershane sektörü beyaz bayrağı çekerek teslim oldu.

Şimdi gerçek eğitimcilerin beklediği şuydu; tamam, dershane olayı eğitimin kanayan bir yarasıydı  ancak ÖSYM nin de buna göre yapılanması ve sınav sisteminin de buna göre kurgulanması, öğrenciyi ezbere değil, kavramaya ve öğrenmeye yönlendirecek bir sınav sistemi oluşturulmalıydı.

Peki bu yapıldı mı.? HAYIR.! MEB ,sınav sistemini değiştirmek yerine eski sistemin devamını sağlayacak ve fırsat eşitsizliğini daha da derinleştirecek akıllara zarar bir uygulamaya imza attı. MEB  beyinleri yakacak bir kararla “TEMEL LİSE” diye bir şey icat etti. Buna göre eski dershaneler belirli koşulları oluşturdukları taktirde TEMEL LİSE adı altında özel okullara dönüşebileceklerdi ve bu okullara kayıt yaptıran öğrencilere 3300 tl ye kadar teşvik verilecekti. Bu arada AYM , Dershanelerin Özel okullara dönüşebilmesini içeren yasayı iptal etti. Ancak artık gemiler yakılmış ve AYM sadece bir “ayak bağı” olmuştu.

Dershaneler  yeni duruma göre pozisyon almış ve  çoktan özel okullara dönüşmüşlerdi. 2015 yazında yaşanan karmaşada dershane sektörünün önde gelenleri AYM nin kararının saçma olduğunu ve artık “dershane” diye bir şey olmadığını TV lerde beyan ediyor, öğrenci ve velilerin TEMEL Liselere  kayıt yaptırmalarını öneriyorlardı.

Çünkü bir sezonluk dershane ücreti 4-5 bin tl iken şimdi aynı koşullarda  bir temel lisenin kayıt ücreti 11 bin tl den başlıyordu. Ayrıca  daha önce her sokakta bir dershane açılmışken MEB in belirlediği koşullara (apartman dairesi) uyan dershane sayısı şimdi %70 oranında azalmıştı. Pazar payı çok büyüdü. Bu durumda velilerin iki seçeneği vardı. Ya çocuklarını dershane düzeninde eğitim verecek olan temel liselere( ki apartman dairesi formunda ) nakil yaptırmak ya da mevcut okullara devamı sağlamak.

Tabii ki ekonomik durumu iyi olan ve temel liselerin çocuklarını  YGS ve LYS ye daha iyi hazırlayacağına inanan velilerin bir kısmı  çocuklarını ucube liselerine nakil yaptırdı. Temel liseler de boş durmayarak öğrencilere  “not” ve “devamsızlık “ konusunda güvence verdi. Böylece özellikle fen liseleri ve Anadolu liselerinden öğrencilerin bir kısmı bu ucube liselere kayıt yaptırdı. Bu süreçte ne oldu dersiniz.?  Fen ve başarılı Anadolu liselerinin müdürleri öğretmenleri  toplayarak ;öğrencilere bol not verin ki öğrenciler temel liselere gitmesinler diye telkinlerde bulundu.

Değerli dostlar, bu konunun mutfağında olan saygıdeğer öğretmenlerimizin ,velilerimizin ve en önemlisi ciddi”  güven travması” yaşayan öğrencilerimizin yaşadıklarını  anlatmak gerçekten sayfalara sığacak bir durum değil. Ancak şunu söyleyebilirim ki öncelikle velilerimizin, daha sonra da öğretmenlerimizin bu siyasi  “dayatma” politikalarına karşı itiraz etme hakkı vardır. Ülkemizin geleceği eğitim politikaları ile oluşur. Geleceğimizi belirlemek basit  siyasi çıkarların kurbanı olmamalıdır .

Bu nedenle velilerimiz örgütlü olmak zorundadır. Ancak öğretmenlerin  örgütlü olması ve geleceğimiz hakkındaki kararlarda söz  sahibi olması  daha önemli ve kaçınılmazdır. Öğretmenler ,ülkemizin aydınlık geleceği  için  korkmadan ,çekinmeden   “yanlışa  yanlış “ diyebilmeli, yanlışları ,çarpıklıkları her ortamda korkmadan çekinmeden  dillendirebilmelidir.. Zaman, göğüs göğüsse çarpışma zamanıdır. Bu mücadele her şeye değer.

Saygılarımla Ercan ALTUNDAĞ Öğretmen

Kaynak: https://www.kamugundemi.com/saka-gibi-bakanliktan-fikra-gibi-lise-temel-lisesi-ercan-altundag-makale,528.html


 

 

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber