Bu haber kez okundu.

Rakamlarla eğitim fiyaskosu

Daha başlamadan tam 9 gün tatil edilen eğitim-öğretim sezonu dün resmen başladı. İlköğretim-lise-üniversite düzeyinde 18 milyon genç insan için zil çaldı. Bu genç nüfus, dünyanın en büyük 62’inci ülkesine tekabül ediyor. İrili-ufaklı 195 ülkenin nüfusundan daha fazla gencimiz var...

Evet, orta ölçekli bir ülke kadar olan genç nüfusumuz potansiyel bir fırsat. Ancak biz bu ‘stratejik kaynağı’ toplumun üzerinde bir yük haline getirmişiz. İlk bakışta Türkiye son yıllarda eğitime daha çok kaynak ayırıyor gibi gözüküyor. Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) 10 sene önce kabaca 10 milyar lira kaynak ayrılırken, 2015'te bu rakam 60 milyar lirayı geçti.

Ancak hâlâ çok yetersiz olan bu veriye bakmak da yanıltıcı. Bu bütçenin yüzde 90’ı da personel, sosyal güvenlik ile mal ve hizmet alımı gibi zorunlu kalemlere gidiyor. Bu nedenle MEB bütçesinin sadece ham büyüklüğüne değil aynı zamanda a) eğitim bütçesinin milli gelire oranına, b) öğrenci başına yapılan ortalama harcamaya ve c) yatırımlara ayrılan kaynağa da bakılmalıdır. 

EĞİTİMİN BÜTÇE PAYI ARTTI 

Milli Eğitim dahil toplam eğitimin milli gelirden aldığı pay Türkiye’de 2003'te yüzde 2.85 idi. Bu oran 2015’te yüzde 3.25'e çıktı. Oysa bu verinin ortalaması dünyada, AB’de, OECD’de ve bize benzeyen üst orta gelirli ülkelerde kabaca yüzde 5 bandında.

Öğrenci başına düşen harcama da, Türkiye’de sadece 3500 dolar iken, OECD’de 10 bin dolar. MEB bütçesinde yatırıma ayrılan pay son yıllarda sürekli düşüyor. Örneğin 1998-2002 yılları arasında MEB bütçesinin ortalama yüzde  21’i yatırımlara ayrılırken, 2003-2014 döneminde bu oran yüzde 8’e düştü.

BİNLERCE ÖĞRETMEN ATANMALI

Mevcut demografik gerçeklere ve emek piyasası ihtiyaçlarına göre eğitime aktarılan kaynak acilen 120 milyar TL bandına çıkartılmalı, MEB acilen en büyük bütçeye sahip kılınmalı. Zira öğretmen açığı hâlâ akla ziyan düzeyde. Önümüzdeki 3 sene zarfında öğretmenlik bekleyenlerin sayısı 800 bin kişiye ulaşacak. Eğitimin envanteri çıkartılarak planlaması yapılmalıdır. Bu denilir ancak yapılmadığı, eldeki verilerden görülüyor.

Ama daha da kötüsü eğitim sisteminin yapısı, gerçeklerden, hayattan kopuk müfredatlar, donanımı son derece yetersiz, belli yaşı geçen motivasyonsuz öğretmen kadroları. Hele şimdi bir de sınavsız, torpille öğretmen olma devri başladı ki, sanırım gelecek dönem için yaraya tüy dikilecek. 

 

Kaynak: Millet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber