Öğretmen Diyarı

PEDAGOJİK FORMASYONDAN PATOLOJİK FORMASYONA

Eğitim bilim ve teorisi diyebileceğimiz pedagoji ile biçimlenme-yetişim-oluşum diyebileceğimiz formasyonun birleşimiyle pedagojik formasyonu; yani eğitim bilimsel biçimlendirmeyi kastediyoruz. Ama biz pedagojik formasyon deyince genel olarak eğitim-öğretim verebilmek için sahip olunması gereken yeterlilikleri kastediyoruz. Günümüzde de öğretmen olabilmek için alınması gereken zorunlu bir eğitimdir pedagojik formasyon. Öğretmen olmak için bu kadar önemli bir ön koşul olan pedagojik formasyon tarihsel sürecimiz içerisinde çeşitli nedenlerle tam bir patolojik formasyona dönüşmüştür. Atanamayan öğretmenler sorunumuza bir de patolojik formasyonu ekleyebiliriz. Daha dün atanamayan bir öğretmenimiz ruh sağlığı bozulduğu için Manisa’da valilik önünde soyundu.

Pedagojik Formasyonun Tarihi

1970 yılından günümüze YÖK öğretmen yetiştirme politikalarını ve pedagojik formasyona bakışını sürekli değiştirmiştir. Bu süreçte yedek subay öğretmenlik, vekil öğretmenlik, öğretmenlik formasyonu, mektupla öğretmen yetiştirme, hızlandırılmış programda öğretmen yetiştirme gibi pek çok uygulama olmuştur. 1973 yılında çıkarılan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile, yükseköğretim kurumlarından mezun olanlara öğretmenlik formasyonu alarak öğretmen olabilme hakkı verilmiştir. 1974 yılında uygulanan ve tam bir felaket olan ve negatif etkileri halen süren,46 bin kişinin mektupla öğretmen yapılmasından sonra, 1980 yılında 21 kredilik öğretmenlik formasyonu programı, 1990’larda ise 33 kredilik ilköğretim sınıf öğretmenliği sertifika programı uygulamaya konmuştur.

Pedagojik Formasyon da Olmaksızın Sınıf Öğretmenliği Gibi Önemli Bir Alana Atandılar

Tüm bu yaşanan süreçler; yani diğer fakültelerden mezun olan on binlerce kişinin alan dışından gelip öğretmen olmaları pedagojik formasyonu tam bir patolojik formasyona çevirmiştir. Daha da kötüsü 1995-96 yılında eğitim fakültesi dışındaki herhangi bir 4 yıllık üniversiteden mezun olanlar pedagojik formasyon da olmaksızın sınıf öğretmenliği gibi önemli bir alana atandılar. Tüm bunların üstüne 1998-99 yılında YÖK’ün yaptığı bir düzenlemeyle 4 yıllık fen ve edebiyat mezunlarına 1,5 yıllık tezsiz yüksek lisans yaptırarak öğretmen olmanın yolu açıldı. Sonra 2007 yılında YÖK tarafından, fen ve edebiyat fakültelerine yeniden pedagojik formasyon yetkisi verildi. 2009 yılında yine YÖK fen ve edebiyat fakültesi öğrencilerine lisans eğitimi 21 kredilik pedagojik formasyon hakkı verdi. 2010 yılında tezsiz yüksek lisans programları kaldırılmış, tekrar yerine pedagojik formasyon eğitimi getirilmiş, 3 mayıs 2012’de ise alınan karar ile 2012-13 yılında fen ve edebiyat fakültelerine giren öğrencilerin pedagojik formasyon programlarına katılamayacağı yine YÖK tarafından kararlaştırılmıştır.

Öğretmenlik Mesleğindeki Profesyonelleşme Sekteye Uğramıştır

Günümüzde halen fen ve edebiyat fakültesi mezunu öğrenciler pedagojik formasyon eğitimi alabilmektedirler. 1970’lerden günümüze pedagojik formasyonun tarihi incelendiğinde nitelik kaygısından çok nicelik kaygısının ön plana çıktığını görüyoruz. Bu bakış açısı sözleşmeli, vekil, ücretli gibi öğretmenlik biçimlerini de ortaya çıkarmıştır. Diğer taraftan pedagojik formasyon eğitimiyle ilgili bir sürü çelişkili uygulamalar yaşanmıştır. Kimi dönem rastgele öğrenci alınırken; kimi dönem çok zor alınmıştır. Ama tüm bunların mağduru hep maddi ve manevi öğrenciler ve toplum olmuştur. Tüm bu süreçler öğretmen niteliğini düşürmüş, toplumda olumsuz bir öğretmen algısı yaratmış ve öğretmenlik mesleğindeki profesyonelleşmeyi sekteye uğratmıştır.

Bankamatik ve Sıkıştırılmış Pedagojik Formasyon Eğitimleri Verilmiştir

Geldiğimiz noktada bankamatik ve sıkıştırılmış pedagojik formasyon eğitimleri verilmiş; akademisyenlerin para kazanması düşünülmüş, özel üniversiteler bile bu eğitimi vermiş; yani bir sürü istikrarsızlık ve çelişki yaşanmıştır. Bu hızlandırılmış paket pedagojik formasyon eğitimleriyle öğretmen niteliği arttırılamayacağı gibi süreç içerisinde sağlıklı bir planlama yapılamadığı için gittikçe büyüyen ve kanayan yaramız olan atanamayan öğretmenler ordusunun sayısı da her geçen gün artmaktadır.

Patolojik Formasyon Aracılığıyla Gençlere Umut Tacirliği Yapılmamalıdır.

Öğretmen yetiştirme politikalarını bilimi merkeze almadan rastgele planladığımız sürece kendi kültürümüze uygun bir öğretmen yetiştirme politikası oturtamayız ve pedagojik formasyon eğitimlerimiz de patolojik formasyonun ötesine geçemez. Pedagojik formasyon eğitimi mezuniyet sonrası yerine lisans eğitimi döneminde uzunca bir sürece yayılarak verilmelidir. Diğer taraftan ücretleri asgari ücret seviyesine indirilip bir kar kapısı olması engellenmeli, gecenin bir yarılarında değil, beynin öğrenmeye daha uygun olduğu, katılımcıların uyumayacağı ve gelmiş olmak için gelmeyecekleri bir saatte verilmelidir. Kesinlikle uzaktan eğitim şeklinde verilmemeli, dersler uygulamaya dayalı verilmeli ve pedagojik formasyon eğitimiyle ilgili çok sık politika ve karar değiştirilmemelidir. Ayrıca pedagojik formasyon patolojik formasyona çevrilmemeli ve bu patolojik formasyon aracılığıyla gençlere umut tacirliği yapılmamalıdır.

Şahin Aybek

Kaynak: Eğitimajansı.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol