Bu haber kez okundu.

Özel eğitim öğretmeni olmak ekstra özveri ister

Otizmli çocukların eğitimi zorluklarla dolu olsa da üstesinden geldiğiniz her zorluk yeni umutlara kapı açıyor. Çevreleriyle etkileşimleri çok sınırlı olan bu çocukları hayatın içine çekebilmek insana tarifi zor mutluluklar yaşatıyor. 

 

Düşünün üç yaşında bir çocuk, fiziksel görünümünde diğer çocuklardan hiçbir farkı yok. Ancak ailesine, akranlarına, akrabalarına yabancı gibi davranıyor. Hayatı fark etmemişler, görmüyor ve işitmiyorlarmış gibi davranıyorlar. Siz bu özelliklerde bir çocuğa gözlerini, kulaklarını bağışlıyorsunuz verdiğiniz bir eğitimle. Bu çocuk siz olsanız size gözünüzü ve kulağını veren birine ne yaşatırdınız? İşte otizmli bir çocuk da bana aynı duyguları yaşatıyor. 

 

İlk öğrencim 12 yaşında otizmli bir çocuktu, beni hiç dinlememişti çok bozulmuştum. Öğretmen olmak özveri ister. Özel eğitim öğretmeni olmak ise ekstra özveri istiyor. Ancak, öğretmenler, otizm ve uygulama konusunda çok yetersiz yetişiyorlar. Eğitimleri süresince hiç otizmli bir çocuk görmeden, uygulama yapmadan mezun oluyorlar. Şöyle düşünün hiç kültürünü, dilini, yaşam tarzını bilmediğiniz bir ülkeye gidiyorsunuz. Bize bu şekilde geliyorlar. Dolayısıyla uygulamada iyi öğretmenler yetiştirmek bazen zaman alıyor. 

 

Bir öğretmende mutlaka insan sevgisi olmalı. Bu sevgiyle dolu öğretmenler her koşulda alkışlanacak düzeyde başarılar elde ediyorlar. Özel eğitim öğretmeni de aileyle empati kurabilmeli ve ilk önce kendisi çocuğa bir beceri kazandırabildiğini göstermeli. Aile ve çocukla iletişimi kuvvetli olmalı, aileye model olmalı, uygulama fırsatı sağlamalı ve aileyi her koşulda takdir etmeli. Ancak bu şekilde istenen hedefe ulaşılabilir.

 

Engelsiz, eşit ve bütünleştirici eğitim hakkı

Otizmli ya da genel olarak engelli çocukların eğitimi ayrı bir öneme sahip olduğu için eğitim, ayrımcılık yasağına uygun biçimde hukuken ve fiilen herkes için, özellikle de engelliler ve savunmasız gruplar için, fiziksel ve ekonomik anlamda erişilebilir olmalı. Eğitim hakkından kimse ayrımcılığa maruz bırakılmamalı, herkesin eğitim kurumlarına fiziksel olarak ulaşabilmesi mümkün olmalı. Ekonomik yoksunluk nedeniyle hiç kimse eğitimin dışında kalmamalı, eğitim kurumlarından herkes tam anlamıyla yararlanabilmelidir. Bu haklar gelişmiş toplumlarda Anayasa ile güvence altına alınıyor.

 

Engelliler ile ekonomik, toplumsal ve kültürel açıdan dezavantajlı durumdaki kişilerin eğitiminde gerçek anlamda eşitliği sağlamak amacıyla alınan özel tedbirlerin, ayrımcılık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Eğitim, çocuk merkezli, çocuğa yönelik ve çocuğa yetki veren bir hak olarak ele alınmalı. Eğitimin yapısı ve süreçleri ise çocuğu merkeze almalıdır. 

 

Müfredat ve öğretim yöntemleri dahil olmak üzere, eğitimin biçimi ve esası, “çocuğun yüksek yararı” temel ilkesi gözetilerek tüm öğrenciler ve ebeveynler için kabul edilebilir ve değişen toplumların ihtiyaçlarına uyarlanabilir olmalı. Müfredat, farklı özelliklere sahip öğrencilerin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçlarıyla doğrudan ilgili olmalı. Öğretim yöntemleri çocuğun farklı ihtiyaçlarına göre belirlenmeli ve deneyimli yetkin eğitmenler aracılıyla sunulmalı. 

 

Eğitimde, engellilerin öz saygılarını güçlendirmek üzere daha fazla ve yaygın akran desteği almalarına imkan veren, toplumsal yaşamın tüm alanlarına katılımlarını kolaylaştıran bütünleştirici eğitimin (inclusive education) amaç olarak benimsenmesi gerekiyor. 

 

Diğer eğitimcilerle işbirliği

Çocuk Hakları Komitesi’nin (The Rights of Children with Disabilities), ‘Engelli Çocukların Hakları’ konulu 2006 yılındaki Genel Yorumu’nda bütünleştirici eğitim, bütün öğrencilere anlamlı, etkili ve kaliteli eğitim vermeyi hedefleyen, yalnızca engelli olanların değil, bütün öğrencilerin öğrenme koşullarının ve gereksinimlerinin çeşitliliğine saygı gösteren bir değerler, ilkeler ve uygulamalar kümesi olarak tanımlıyor. 

Komite, bu hedefe çocukların çeşitliliğine saygı gösteren farklı örgütsel düzenlemelerle ulaşılabileceğini vurguluyor. Bütünleştirici eğitimin engelli bütün çocukların bir sınıfa kalıcı biçimde yerleştirilmesinden, gene tek bir sınıfa ama bu kez bir ölçüde özel eğitimi de içeren değişken bir kapsayıcılıkla yerleştirilmesine kadar uzanan farklı biçimlerde uygulanabileceğine dikkat çekiliyor. 

 

Bu uygulamalarda komitenin üzerinde önemle durduğu konu ise, özel eğitimcilerle diğer eğitimcilerin yakın işbirliği içinde olması, okul müfredatlarının yeniden gözden geçirilerek gerek engelli, gerekse engelli olmayan çocukların gereksinimlerine yanıt verecek biçimde geliştirilmesi. Öğretmenlere ve eğitim sisteminde görev yapan diğer personele yönelik eğitim programlarının bütünleştirici eğitim felsefesini tam olarak yaşama geçirecek biçimde değiştirilmesi gerektiğidir.

 

Prof. Dr. Binyamin BİRKAN- Özel Eğitim Kurumu Müdürü/Hürriyet

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber