Öğretmen Diyarı

Oyunla Öğrenmenin Eğitim-Öğretim Sürecindeki Yeri ve Önemi

Çocukluğumuz... Hayatın omuzlarımıza yüklediği ağır sorumlulukların hiç birinin olmadığı, en büyük acımızın oynarken düştüğümüzde kolumuzda ya da dizimizde hissettiğimiz acı olduğu, en saf ve samimi duygulara sahip olduğumuz , birbirinden güzel anılarla dolu olan dönemimiz.

Çocukluk dönemimizi hatırladığımızda yüzümüzde tatlı  bir tebessüm, gönlümüzde büyük bir mutluluk hissettiren yaşanmışlıklarımızda oyun önemli bir yere sahiptir. Çocuk olup da oyunu sevmeyen, oyundan zevk almayan var mıdır?  Dünyanın hangi köşesinde olursa olsun, çocuğun olduğu her yerde oyun vardır. Yetişkinler için oyun, sadece çocukları eğlendiren , amaçsız bir uğraş gibi görünse de çocuklar için, kendilerini en özgür biçimde ifade ettikleri dil, hayatlarına neşe katan ciddi bir iş, yaşamla aralarındaki en kuvvetli bağdır. Oyun, çocuğun günlük hayatında yaşadığı olayları ve bunlara karşı hissettiği duyguları, çevresi hakkında edindiği izlenimleri aktarabildiği en etkin yoldur. Bu nedenle çocukları oyun anında gözlemleyerek ; üstlendikleri rolleri, yaptıkları taklitleri, yürüttükleri fikirleri izleyerek ; çevreye verdikleri olumlu ya da olumsuz mesajları takip ederek ;  iç dünyaları hakkında bilgi sahibi olabilir, dış dünyaya karşı bakış açılarını belirleyebiliriz. Oyun, çocuklar için en doğal öğrenme aracı, içsel bir davranış biçimi olduğundan,geleneksel öğrenme ortamlarınının yetersizliğini gidermede , eğitim- öğretim sürecini eğlenceli ve cazip hale getirmede  büyük katkı sağlayacak önemli bir girdidir.

Oyun , eğitimin her alanında kullanılmakla birlikte özellikle okul öncesi ve ilkokul çağı çocuklarının eğitiminde önemli bir role sahiptir. Çünkü, bu çağ çocuklarının 40 dakika boyunca hareket etmeden  oturup, verilen bilgileri dinlemesini  ve öğrenmesini  beklemek , onların doğasına aykırı bir durumdur. Çocukların içten gelen enerjilerini boşaltmaya ve rahatlamaya ihtiyaçları vardır. Çocuklara keşfetme, kendini rahatça ifade etme, yaşayarak ve eğlenerek öğrenme, duygularını harekete geçirme imkanı  tanımayan bir eğitim- öğretim planlaması  , öğrencilerin okula ilgisini ve bağlılığını azaltabilir. Bu nedenle eğitsel oyunlara konularımızın ve öğretim ortamlarımızın içinde mutlaka yer vermeliyiz.Derslerde oyunun cazibesini kullanarak hem dersleri ilgi çekici hale getirebilir hem de hedeflediğimiz kazanımları daha kısa bir sürede ve kalıcı olarak gerçekleştirebiliriz .

Oyuna odaklanan çocuk, zevk alarak yaptığı iş nedeniyle kendini rahat hissedeceğinden derse farkında olmadan motive olacak ve bilgiyi edinebilecektir. Oyunun eğitimdeki büyük önemi nedeniyle ilkokul 1,2 ve 3. sınıflarda haftada beş saat, 4. sınıflarda  ise haftada iki saat zorunlu ‘‘  Oyun Ve Fiziki Etkinlikler ‘’ dersi uygulanmaktadır. Ancak, sınavlarda elde edilen sayısal  ve sözel  başarının önemli sayıldığı eğitim sistemimizde öğretmenlerimiz bu dersi genelde diğer derslerdeki eksiklerini tamamlamada ya da öğrenilen konuları pekiştirmede  kullanmaktalar.Oysa oyun  çocukların fiziksel, sosyal-duygusal, zihinsel ve dil gelişimlerine büyük katkılar sağlayan önemli bir araçtır.

Bu katkıların neler olduğunu hatırlayarak, oyun içerikli eğitim öğretimin çocuklar için  ne denli önemli olduğunu rahatlıkla  görebiliriz. Oyunun Çocuğun Fiziksel Gelişimine Olan Etkileri

*Oyun sırasında çocuğun küçük ve büyük kasları çalışma halinde olduğundan bu kasların gelişiminde önemli bir role sahiptir. *Özellikle fiziksel güç gerektiren oyunları oynama çocuklarda solunum,  dolaşım, sindirim sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlar. *Oyun ve hareket  ,vücutta bulunan fazla yağların yakımına yardımcı olarak, günümüz çocuklarının genel problemi olan obeziteyi önlemede yardımcı olur.

*Açık havada oynanan oyunlar, çocuğun bedensel gelişimini ( boy uzaması, vücut ağırlığında artış gibi) hızlandırır. *Motor becerilerinde esneklik ve çeviklik kazandırır. Oyunun Çocuğun Duygusal – Sosyal Gelişimine Olan Etkileri

*Çocuk oyun yoluyla var olan yeteneklerini geliştirir , yeni yeteneklerini keşfeder.

*Duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi,sabrı öğrenir. *Bencillikten uzaklaşır,takım çalışmasının, yardımlaşmanın  ve paylaşmanın önemini kavrar. ‘‘Birimiz hepimiz; hepimiz birimiz için’’ duygusuyla hareket etmeye yönlenir. *Sorunlara farklı çözümler üretme becerisini geliştirir. Günlük yaşantısında karşılaşabileceği sorunlarla başa çıkmada ön hazırlık sağlar.

*Stresi ve kaygı düzeyini azaltır, zihni dinlendirir. *Yaratıcığı ve estetik duyguları geliştirir. *Sözel ya da sözel olmayan görgü kurallarını öğrenir.

* Kurallara uyma, kazanma ve kaybetmeyi kabullenme , dayatmacı olmama becerilerini geliştirir.

*Risk alma, hızlı karar verme, tedbirli davranma, mücadele etme gibi hayata hazırlayıcı davranışları edinir. *Lider olmanın, bir grubu yönetirken etik davranmanın önemini bilir.

*Özgürleşir ve kendini özgürce ifade ettikçe kendine olan güveni artar. *Öğrenmeye karşı olan ilgiyi  ve motivasyonu yüksek tutar.

*Hakkını korurken, başkalarının  hak ve özgürlüklerine saygı duymayı öğrenir.

*Hayal dünyasını  zenginleştirir. Oyunun Çocuğun Zihin ve Dil Gelişimine Olan Etkileri *Dikkat  toplamayı geliştirir.Bir konu üzerinde uzun süre  odaklanmayı sağlar.

*Oyunla öğrenen çocuk bilgiyi  yorumlayıp, sorgulayabilir.

*Soyut kavramları somutlaştırır. *Bellekte tutma, hatırlama, tanıma yetenekleri gelişir.

*Sınıflama, sıralama, analiz, sentez, problem çözme, sebep –sonuç ilişkisi kurma gibi zihinsel süreçlerin işleyişini hızlandırır.

*Duyu organlarıyla algılanan bir çok kavramı ve doğa olaylarını öğrenir. *Düzgün ve kurallı cümleler kurmayı geliştirir.

* Topluluk önünde konuşma becerisi kazanır. *Hem kendini ifade etme hem de karşısındakini dinleme ve anlama becerisini geliştirir.

*Kelime dağarcığını  zenginleştirir. Çocukların gelişiminde bu denli öneme sahip olan oyunun , eğitim öğretim süreçlerinde kullanılırken doğru yapılandırılması,  istenilen sonuçlara ulaşmada önemlidir. O halde oyunu yapılandırırken nelere dikkat etmeliyiz ki , istediğimiz sonuçları elde edebilelim?

*Oyun, vermek istediğimiz mesajın, öğretmek istediğimiz konunun önüne geçmemeli.Aksi taktirde dikkati dağılan öğrenci, konudan çok oyuna odaklanacak ve istenilen hedeften uzaklaşılacaktır.

*Oyunun içeriği, öğretmek istediğimiz konuyu tam anlamıyla karşılamalı. *Oyun, tüm öğrencilerin kendisini rahatlıkla ifade edebileceği, gösterebileceği,grup içinde kaybolmayacağı biçimde tasarlanmalı. *Oyunda öğretmen rehber olmalı ancak süreç ve eylem çocuk tarafından yönlendirilmeli. Oyun sırasında çıkabilecek sorunlarda çözümler öğrenciye bırakılmalı.

*Oyunlar , öğrencinin yaş grubuna, gelişimine uygun olmalı. Anlamakta ya da uygulamakta zorlanacakları oyunlar çocuklarda  kendini yetersiz hissetme, alay edilme, küçük düşme gibi olumsuz duygular hissettirebilir. Seviyelerine göre çok basit kalan oyunlarda ise ilgi ve istek  azalabilir.

*Oyunlar, öğrencilerin ilgileri ve istekleri dikkate alınarak güncellenmeli. Farklı oyunlar dikkati toplamada ve yeni kavramları öğretmede etkili olacaktır.

*Öğrencilerle birlikte konulara uygun  yeni oyunlar tasarlanıp, üretilebilir;  kuralları beraberce belirlenebilir.   Oyun oynayan çocuk her yönden sağlıklı ve  mutlu olacaktır. Bu nedenle çocukları oyundan mahrum etmemeli , bizler de  oyunlarına katılmalı, çocuklarla çocuk olmanın keyfine varmalıyız. Yüreğimizdeki çocuk yaşadıkça hayat  denilen oyun da  çok daha güzel ve anlamlı olacaktır.

Sınıf Öğretmeni Nilsun Yaylacı Özbilen

KamuGundemi.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol