Bu haber kez okundu.

Osmanlı’dan günümüze yabancı dil öğrenimi…
Ortaokullarda beşinci sınıfın hazırlık sınıfı olması ve yabancı dil öğrenimi konusu 2015 yılında da gündeme gelmişti ve ben de iki yazı kalem almıştım. O zamanlar saman alevi gibi konu da parlayıp gündemden kalkmıştı. Ta ki kamuoyunda yine futbol taktikleri gibi eğitim sisteminin değişeceği konuşulana kadar. 5+3+4 gitti 4+4+4 geldi, şimdilerde ise 3+3+3+4’ün yolda olduğu iddia ediliyor.
Allah sonumuzu hayır etsin. Biz daha denklemi kuramadık ki çocuklar çözsün… Aman merak etmeyin matematiğe girmek yok, bugün yabancı dil öğretimine kısa bir bakış atalım istiyorum. Ülke tarihimizi de ikiye ayırarak bakalım. Osmanlı dönemi ve sonrası…

Cihan İmparatorluk Osmanlı Dönemi’nde 1839 yılına kadar yabancı dil öğretiminden söz edilemezdi.

“Başka bir dili öğrenmek mi? Ne münasebet! Onlar bizim dilimizi öğrensinler…” durumu vardı.

“Kazın ayağı” öyle değildi aslında… Yıllar içerisinde, siyasi ve ticari ilişkilerde tercüman olarak kullanılan yabancı uyruklu insanların özellikle yanlış çeviri yaptıkları fark edildi. Birilerinin yabancı dil bilmesi gerekiyordu -ki o zamanlarda en çok kullanılan Fransızcaydı- 1839’lu yıllarda, hazır Tanzimat Fermanı da yayınlanmıştı, başladık öğrenmeye…

Maya tutmuştu, ardından Islahat Fermanı’nın yayınlandığı 1856’lı yıllarda Osmanlı tebaasından olmayan yabancılara da okul açma izni verilince yabancı dil öğrenimi yayıldı. Bu anlamda yabancıların açtığı ve İngilizce öğretim yapılan ilk okul Robert Kolej oldu. Ardından Fransızlar, Almanlar, İtalyanlar ve Avusturyalılar okul açmaya başladılar. Kendi ülkelerinde konuşulan dilde öğretim yapan bu okullara o yıllarda sadece gayrimüslimlerin çocukları gidiyordu. Hatta Sultan II. Abdülhamit, Robert Kolejde Müslüman öğrencilerin okumasını yasaklamıştı.

Yabancıların okullarında işler iyi gidiyordu ama devlet yükseköğretimde yabancı dili öğretmeyi başaramadığı için yabancı dilde öğretim yapan ortaöğretim kurumu açmak artık farz olmuştu.

Osmanlıya devlet adamları yetiştiren “Enderun Mektebi” masaya yatırıldı ve Fransızların da desteği ile modernleştirilen okul Galatasaray Sultanisi olarak 1868 yılında öğretime başladı. Okulda, Müslüman ve gayrimüslim çocuklar bir arada öğretim görebiliyordu. 1869 yılında ise yabancı dil öğretimi devletin tüm okullarının programlarına dâhil edildi.

Özetlersek, Osmanlı döneminde, önceleri küçümsenen ve görmezden gelinen yabancı dil öğrenme durumu sonraları daha kabul edilebilir bir seviyeye çıkartılmış ancak elbette çok fazla zaman kaybedildiği için başarılı olunamamıştır. Bununla birlikte nitelikli kadro eksiği olması da askerî okulların dışında istenilen sonuçların alınmasını engellemiştir. Bakacak olursak bugün bile öğretmen açığı kapatılamamış, devlet okullarındaki yabancı dil öğretim başarısı ise hâlen istenen seviyelere çıkartılamamıştır.

Cumhuriyet’in ilanı ve özellikle 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü ile birlikte eğitimde önemli bir adım atılmıştır.

Yabancıların açtıkları okullar denetim altına alınmış, zorunlu öğrenme çağındaki çocukların bu okullara gönderilmesi yasaklanmıştır. İkinci dil olarak okullarda okutulan Arapça ve Farsça yerine İngilizce, Almanca ve Fransızca eklenmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında Almanya ile olan ilişkiler, sonrasında ise Amerika Birleşik Devletleri’nin gücünün ortaya çıkması nedeniyle İngilizce ülkemizde öne çıkmıştır.

1956’lı yıllarda özel okullar ve 1980’li yıllarda ise Anadolu Liselerinin açılmaya başlanmasıyla yabancı dilde öğretime ağırlık verilmiştir. Yabancı dil dersleri dışında fen ve matematik derslerinin de yabancı dilde işlendiği bu okullar kısa süre içerisinde parladılar. Birkaç yıl içinde de sayıları arttırıldı, ta ki başarılı okul imajı vermek için tüm okullar Anadolu Lisesi yapılana kadar... Hâliyle bu işin de tadı kaçırılmıştı.

Süper Liseler 1992-1993 yıllarında faaliyete geçirilmiş, önünde hazırlık sınıfı bulunan, yabancı dil saati, diğer düz liselerden daha fazla ancak fen matematik derslerinin Türkçe işlendiği okullar olarak hizmet vermişti.

1997 yılına kadar Anadolu Liseleri ve Süper Liselerin hazırlık sınıflarına geçiş ilkokul 5. sınıftan sonra yapılırken 1998 yılından itibaren kesintisiz eğitimin 8 yıla çıkartılması nedeniyle yabancı dil öğrenimi de hazırlık sınıfı anlamında liseye ötelenmiş oldu.

Yabancı dil öğrenimindeki bu süreç içerisinde son olarak Anadolu Liselerinde de Türkçe öğretime geçildi. Perhiz ve turşu meselesi!..

Ana dilde öğretiminin ne kadar önemli bir şey olduğunun altı çizildi yıllarca ve aynı zamanda neden yabancı dil öğrenmediğimiz sorgulandı. Ne istediğimizi, neden istediğimizi ve ne kadar istediğimizi bir türlü kestiremedik vesselam!

Özel okullar yabancı dil öğretimi konusunda daha istekli ve kararlı olmalarına karşın devlet okulları Anadolu Liselerinin açılışıyla yakaladıkları ivmeyi maalesef kaçırdılar.

Döndük yine başa!

Şimdilerde yabancı dil küçük yaşlarda daha kolay öğreniliyor diye 4. sınıf sonrasına hazırlık sınıfı açılması konuşuluyor veya yabancı dil saati çoğaltılarak bu iş halledilmeye çalışılıyor.

Bu özette de gördüğünüz üzere bu iş için kaç kere “soyunduk ama bir türlü yüzmeyi” başaramadık.

Demek ki neymiş? Öyle her şeyi hedefleyince ve sürekli de hedef değiştirince hedef tutmuyormuş.

Sıralama sınavlarına öğrenci yetiştirilen ve buna göre eğitim öğretim faaliyetleri dizayn edilen bir sistemde, yeterince öğretmenimiz de yoksa ve yabancı dil öğretimimiz sürdürülebilir değilse, biz daha çok yüzenleri kıyıdan seyrederiz…

Ömer Orhan
Kaynak: www.egitimajansi.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber