Bu haber kez okundu.

Okuma ve Öğrenme Sevgisini Öldürmemenin Anahtarı: Sınıflarda Daha Fazla Demokrasi!

Eğer yazının bir önceki bölümü olan Okullar Çocukların Okuma Sevgisini Nasıl Öldürüyor? yazısını okuyup beğendiyseniz, o halde muhtemelen çocukların öğrenme ve okuma arzularını desteklemek isteyen birisiniz. Bu kez size oldukça basit bir şekilde öğrencilerin kendi öğrenmelerinde daha aktif yol oynayabilmelerinin yollarını düşünmeniz konusunda çeşitli önerilerde bulunacağım.

1.  Onların bağımsızlığını desteklemek sadece biri yerine diğerini seçmelerine izin vermek değildir. Özgür irade deneyimi, öğretmen tarafından belirlenmiş bir dizi seçeneğin öğrencilere sunulmasıyla sağlanacak bir şey değildir. (Örneğin; “İşte sana altı kitap, bugün hangisini okumak istersin?”) Ben burada iki önemli nokta olduğunu düşünüyorum. Birincisi derin öğrenme ve istek, öğrencilerin olasılıklar oluşturmalarına izin vermemizi gerektirir, sadece kendi “menümüzden” seçim yapmalarını değil. İkincisi, onlara gerçekten sunmamız gereken şey “bağımsızlık desteği”dir. Sadece pedagojik değil psikolojik bir şeyden bahsediyorum. Bağımsızlık desteği, psikolojinin bir dalı olan özgür irade teorisinden gelmektedir ve Edward Deci ve Richard Ryan tarafından ortaya atılmıştır. Öğrencilerin bağımsızlığını desteklemek; onların kendi yaşamlarını kontrol etme ihtiyaçlarını karşılamak, gerekli rehberlik ve teşvik eşliğinde karar verme fırsatları sunmak, değerlendirme baskısının sürekli görünür olmasını ve sınıftaki her tür baskı duygusunu minimize etmek, öğrencilerin bir sesleri ve seçimleri olduğu algısını maksimize etmek demektir.

Eski yazılarımdan birinde konuşma ve seçim hakkı sunmanın avantajlarını yazmıştım. Araştırmalara göre öğrencilerin bunlardan zihinsel, manevi ve psikolojik olarak ne kadar fayda sağladıklarını anlatmıştım. Bu yazının ardından konu hakkındaki araştırmalar daha da hız kazandı. Bu alandaki en önemli iki uzman durumu şöyle özetledi:

Araştırmalar, bağımsızlığı destekleyen öğretmenleri olan öğrencilerin, kontrolcü öğretmenleri olanlara kıyasla daha fazla bağımsızlık duygusu deneyimlemelerinin yanı sıra sınıf çalışmalarında, duygusal durumlarında, yaratıcılıklarında, içsel motivasyonlarında, psikolojik sağlıklarında, anlamalarında, akademik başarılarında ve okula devamlılıklarında daha olumlu bir performans gösterdiklerini ortaya çıkardı.

2.  Bağımsızlık desteklenebilir, kararlar alınabilir, hem de toplu olarak.  Her ne kadar öğrenciler için sadece kendilerini ilgilendiren kararlar alabilmesi çok önemli olsa da, bütün bir sınıf olarak hep birlikte bir şeylere karar verebilmeleri için de öğrencilere bolca fırsat sunulmalıdır. Aslında bağımsızlık ve topluluk fikri bir araya geldiğinde, toplumumuzda uygulanır olmasından çok hayali kurulan bir kavram ortaya çıkar: Demokrasi.

Okullardaki bazı ders saatlerinin bir bölümü, öğrencilerin problemlerini çözebilecekleri ve kararlar alabilecekleri sınıf toplantılarına dönüştürülebilir. Bir keresinde bu tür sınıf toplantıları düzenleyen bir öğretmenin sınıfına girmiştim. Bu toplantıların öğretmenlik açısından oldukça önemli olduğunu fark ettim. Çünkü öğrencilerin yarattığı topluluk hissi (ve aktif katılım), tipik bir ders saatini, normalde sesi çıkmadan sıralarında oturan öğrencilerin tüm zamanlarını konuşmaya ayırdıkları bir derse dönüştürmüştü. Öğrenciler hep birlikte, ödevleri küçük gruplar halinde mi yoksa bütün bir sınıf olarak mı gözden geçirmeleri gerektiğine karar verdiler. Hep birlikte bir sonraki sınavın hangi tarihte olmasının daha iyi olacağına karar verdiler. Sınıf toplantıları düzenleyen bu öğretmen, alışılmadık bir şekilde demokratik olsalar da, sınıflarının oldukça kurallı bir yapısı olduğunu söylüyor. İlginç değil mi? Aynı öğretmen kendini, “kontrolü öğrencilere verme konusundaki kontrolü elinde tutan kişi” olarak görüyor ve esas işinin bu olduğunu düşünüyor.

3.  Ya hep ya hiç değil. Eğitime karşı geleneksel bir yaklaşımı benimseyen öğretmenler zaman zaman bağımsızlığı destekleyen bir sınıfın “karikatürünü” hayata geçirirler – örneğin akıldışı bir şekilde çocukların ne isterlerse yapmalarına izin verirler – böylece bu modeli reddetmeyi rasyonelleştirebilmeyi umarlar. Ancak bağımsızlık, kurallı bir yapıyı dışlamaz. Ayrıca aktif öğretmen katılımını da reddetmez. Öğretmenin katılımı, mesela öğretmen ve öğrencilerin bir ödev için belli bir gün üzerinde uzlaşmaları gibi doğrudan olabilir. (“Siz seçin” demek yerine “Birlikte seçelim” gibi) Ya da öğretmenin katılımı dolaylı olabilir. Öğretmen, derste işlemek için çok geniş bir konu seçeneği sunabilir ve öğrenciler bu parametreler çerçevesinde seçimler yapabilirler. Ancak bu, çocuklarla yalnızca basit konular hakkında “iktidarı” paylaşmaya hazır olmamız anlamına gelmiyor. Ama işe böyle başlayabilirsiniz. Ve sonra onları da tıpkı sizin gibi daha büyük sorular ve sorunlar hakkında düşünmeye dahil edebilirsiniz. Böylece öğrenciler demokratik bir sınıfa daha kolay uyum sağlarlar.

4.  Bağımsızlık tek başına yeterli değil.  Önceki yazıda uzun uzun bahsettiğim çocuklardaki okuma sevgisini öldürmeye sebep olan tutumlar, öğrencilere kendi öğrenmelerini bireysel ve kolektif olarak yönetme konusunda daha fazla bağımsızlık verildiğinde de anlamını yitirmiyor maalesef. Örneğin ödüller, çocuklar okuyacakları kitapları kendileri seçebilseler bile hala zarar verici etkilerini koruyor. Ve çocuklar okuyacakları kitaplar gibi detaylar hakkında kararlar alabilseler de, eğer bir edebiyat dersi ısrarla sadece kuru bilgiye odaklanıyorsa, hala endişe etmeniz gereken bir durum var demektir.

Ve son olarak sizlere, öğrencilerinizi kararlar alma konusunda desteklemeniz için birkaç önerim olacak:

*  Öğrenciler bir edebiyat eserinden alıntı yapsın ve ardından kendi sorularını ve tartışma konularını oluştursunlar. Bunu hem kendileri hem de birbirleri için yapsınlar.

*  Yazılarındaki yanlışları düzeltme konusunda birbirlerine yardım etmelerinden önce öğrencilerden, yazının yapısı ve okuyucu üzerindeki etkisi hakkında sorabilecekleri sorular ile ilgili bir beyin fırtınası yapmalarını sağlayın.

*  Öğrenciler, yazacakları kompozisyonlar hakkında birlikte fikirler üretsin. Yazmaya başladıklarında da onları takip etmeye devam edin. Yazmaya devam ederlerken her öğrenciyi gruptaki diğer öğrencilerin önerilerini sormaya davet edin. Herkese fayda sağlayabilecek öneriler hakkında daha fazla düşünmeleri için önerilerin ve fikirlerin gerekçeleri ve yararları hakkında tartışmalarını teşvik edin.

*  Eğer yazdıklarına geribildirim yapmayı planlıyorsanız, öğrencilere önce – bireysel olarak ya da sınıf olarak – ne tür geribildirimlerin onlara daha çok yardımcı olacağını sorun. (Yöneticileriniz size öğretmenliğiniz hakkında geribildirim verirken, siz de benzer bir yaklaşımı tercih etmez miydiniz?)

*  Öğrencilerin kendi okuyucu kitlelerinin kim olduğuna ve aynı zamanda yazı türlerine (oyun, konuşma metni vs.) kendilerinin karar vermelerine izin verin.

*  Periyodik sınıf toplantıları düzenleyin. Öğrencilere dersin nasıl gittiğini, karar verme sürecine dahil olmalarının işe yarayıp yaramadığını, sınıf atmosferinin öğrenmeyi sağlayıp sağlamadığını sorun. Nelerin sınıftaki tartışmaları ve ödevleri daha üretken ve doyurucu hale getirebileceğini sorun. Ancak bunu, sadece onların söylediklerini baz alarak değişiklikler yapmaya açıksanız yapın.

* Öğrencileri değerlendirme sürecine de dahil edin. Geleneksel sınavlara alternatif olarak başka neler yapılabileceği üzerine beraber düşünün. “Ne anladığını, nerede hala yardıma ihtiyaç duyduğunu, dersi anlatma şeklim üzerinde neyi yeniden düşünmeye ihtiyacım olduğunu bana nasıl gösterebilirsin?” Değerlendirmenin klasik formatının ötesine geçerek, onları sınıf olarak bir öğrencinin ödevinin ya da durumunun değerlendirme kriterlerinin neler olabileceği konusunda önerilerde bulunmaya davet edin. Ve sonra bu kriterleri kendilerine ve yaptıklarına uygulamalarını isteyin.

* Grup kararı almanın illa oylama – ki bu temelde husumete sebep olan bir çoğunluk yaratır – gerektirmediğini unutmayın. Öğrencilerin, uzlaşmaların yaratıldığı ve insanların fikir birliğine vardıkları daha derin bir demokrasi türüne ulaşabilmeleri için gerekli becerileri ve eğilimleri kazanmalarını sağlayın.

Kontrolün birazını bırakmaya istekli olmak, tasarladığınız muhteşem dersi tamamen kendinize mal etmenizi engeller. Sadece müfredatı uygulamaktan değil, öğrencilerin öğrenmelerine ve öğrenmekten heyecan duymalarına nasıl yardım ettiğinizden keyif almak ve gurur duymak için çabalayın. Eğer sadece kendi fikirlerinizle sınıfa gelir ve öğrencilere bunları dayatırsanız, üzerinde en çok düşünülmüş ders, en zekice tasarlanmış ödev ya da en zengin okuma listesi bile öğrencilerin ilgisini çekme ve daha zekice düşünmelerini sağlama konusunda kifayetsiz kalabilir. Önemli olan ne öğrettiğimiz değil, öğrencilerin ne öğrendiğidir. Ve gerçek öğrenmenin gerçekleşme olasılığı, öğrencilerin öğrendikleri şey ve öğrenme süreci hakkında söyleyecek çok fazla sözü olduğu zaman daha yüksek oluyor.

Bence en iyi öğretmenler, akşamları, en azında bazı akşamlar, o gün sınıfta olan bir şeyler hakkında düşünenlerdir. “Çocuklara sorabilecekken neden bu kararı kendim verdim?” Ve gelecekteki dersler üzerine düşünenler: “Bu kararı çocuklar adına ben mi vermeliyim, yoksa birlikte karar versek daha mı iyi olur?” Sınıfta ne oranda “sözde demokrasi” uygulaması yaptığını fark edebilmek, hem derin bir bakış hem de cesaret gerektirir. Geleneksel öğretmenler için olduğu kadar kendini ilerici öğretmen olarak gören bizler için de gücü elinde tutmak, vermekten her zaman çok ama çok daha kolaydır.

Ancak eğer kelimelerin doğru sırayla dizilmelerine takılmak yerine çocukların edebiyata gerçekten aşık olmalarına yardım etmek konusunda ciddiysek, o zaman bunu üç aşağı beş yukarı nelerin sağlayabileceği konusunda çok daha dikkatli olmalıyız. Bu bizim için biraz zaman alabilir, ancak eninde sonunda sınıflarımızın klasik formatı değişmeli ve şu felsefe hayata geçmelidir: “Eğer onların yerine karar vermeniz için iyi bir nedeniniz yoksa, bırakın kararı öğrenciler versin.”

Alfie Kohn

Bu yazı İZ KOÇLUK tarafından desteklenmektedir.

 

Kaynak: http://www.washingtonpost.com/blogs/answer-sheet/wp/2014/12/06/seven-ways-schools-kill-the-love-of-reading-in-kids-and-4-principles-to-help-restore-it/

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber