Bu haber kez okundu.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ,OKULA HAZIR OLMA VE ADAPTASYON

Bilmiyorum, çok küçükken hayal kurduğunuz dönemleri hatırlar mısınız? Hayallerinize sınır koyamadığınız, nelerin olmayacağını değil de, nelerin olabileceğini hayal ettiğiniz günleri.Çocuklarınızın da hayalleri var; büyük insan olma, fark yaratma hayalleri. Ve çocuklarımız çok özel;  her biri ayrı bir dünya.Onların her birinde hiç kimse de olmayan eşsiz yetenekler var.Bugüne kadar onların benzeri gelmedi ve bugünden sonra da gelmeyecek.Ve bütün çocuklar gibi, sizin çocuklarınız da dahi…


Buckminster Fuller diyor ki:  ”Bütün çocuklar birer dahi olarak doğar;her 10.000  çocuktan  9.999’u yetişkinler tarafından hızla istemeden bu dahilikten arındırılır.”


 


Okul Öncesi Eğitimin Önemi, Okula Hazır Olma ve Adaptasyon


OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ


Okul öncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken ,paylaşmayı,dayanışmayı,sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler.Okul öncesi eğitmin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun varolan yeteneklrini görünür kılmaktır.


Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim gömleğin ilk düğmesidir ve bunun doğru iliklenmesi gerekir.


Çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar  geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğin şekillendiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir.Bu nedenle, çocuğu küçük yaşlarda sağlıklı bir ortamda gelişimini sürdürmesi önem kazanmaktadır.


Erken çocukluk dönemindeki gelişmelerle, okul öncesi eğitim artık anne babanın yalnız başına başarabileceği bir konu olmaktan çıkmış durumdadır.Okul öncesi eğitim kurumları anne babanın çocuğa verdiklerini geliştirebileceği gibi, onların yetersizliklerinin ve hatalı davranışlarının etkilerini de kaldırabilir hiç değilse azaltabilir.


Okul öncesi eğitim kurumları; toplumun temel yapısını oluşturan


Saygı, sevgi

Paylaşma, iş bölümü

Sorumluluk

Sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır.

OKULA HAZIR OLMA VE ADAPTASYON


Okul öncesi eğitime başlayan bir çocuğun ilk bir kaç haftası, bazı çocuklarda da birinci aya kadar geçen süre adaptasyon dönemi olarak adlandırılır.


Çocuk alışık olduğu ortamdan,  kişilerden ayrılacağı için endişe, tanımadığı bir ortamda olacağı için cesaretsizlik ve heyecan duyguları hissedebilir.Sınıfta aileden birisi ya da yakını olmadan tek başına kalabilmek, sınıfta çocukları tek tek tanımak ve kabul etmek, çocukların kendisini tanıması ve kabul etmesi çocukta stres yaratabilecek bir durumdur.Yetişkinler bile yeni bir işe başladığında, yeni bir ortama girdiğinde ‘Beni nasıl algılayacaklar?’ heyecanı yaşayabiliyorsa  çocuğun bu süreci yaşaması çok da kolay değildir.Bu nedenle cesaretlendirerek destek olarak yaşadıklarını ve hissettiklerini anlamaya çalışmalı zihindeki soru işaretlerini ve endişelerini gidermeye çalışmak gereklidir.


Çocuk için  en doğru kurum seçildikten sonra çocuğa açıklama yapılarak gideceği okul gezidirlir.Sınıfı, arkadaşlar ve öğretmeni ile tanıştırılır.Bir süre sınıfa girip eğer isterse, sandalyaye oturmasına  ya da etrafı incelemesine fırsat verilir, desteklenir.


Şartlar uygunsa çocuğun oyun grubuyla başlaması en uygunudur.Oyun grubu haftada birkaç  gün ve kısa saatler olabilir.Oyun grubu programı sonrası çocuk  kolaylıkla anaokulu programına başlayabilir.Bu imkan yoksa adaptasyon programı uygulanmalıdır.Bu programda:Çocuk ilk gün bir saat kalmalıdır, anne ya da aileden biri okulda olmalı,çocuğun istemesi halinde buluşturulmalı ve güvenle başlanması sağlanmalıdır.İkinci gün iki saat ve takip eden günlerde süre azar azar arttırılarak bir haftanın sonunda istediğimiz kadar kalmalıdır.


Annenin ve babanın, hatta büyükanne ve babaların mutlaka istekli, hazır, destekleyici ve cesaretlendirici olmaları gerekmektedir.Vedalaşmalarda, ebeveynin çocuğu teslim alacağı saati söyleyip, hatta saat üzerinde yerini göstererek,”Bu saatte seni gelip alacağım”deyip ayrılmalıdır.Sözünde mutlaka durmalı tam söylediği saatte gelerek,”Bak söz verdiğim gibi geldim”diyerek yine saati göstermeldir.Anne ve baba özellikle ilk günler çocuğun çıkış saatinde asla tutarsız davranmamalı, en sona ve tek başına kalmasına asla izin vermemeli ve gecikmemelidirler.


Tüm bu çabaların asıl amacı kendine güvenen bir çocuk yetiştirmektir.Çocuklarımız için istediğimiz;hayata karşı güçlü, zorluklarla baş edebilen, çabuk pes etmeyen, kendi ayakları üstünde duran, her durumda kendi ihtiuaçlarını karşılayabilecek bir birey olmalıdır.


Saygılarımla


Nurten TEMİZ


Okul Öncesi Öğretmeni

Kaynak: www.milliegitimhaber.com

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber