Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLERE POZİTİF AYRIMCILIK!

Özellikle öğretmenlere yönelik yapılan iyileştirmenin yetkililerce açıklanmasından sonra, konu aylarca işleniyor, abartılarak davul zuma ilan ediliyor. O kadar ki kendisi gelmeden estirdiği fırtına ve gürültü ortalığı toz duman ediyor.Eskişehir'in "2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği” nedeniyle düzenlenen iftarda gündeme ilişkindeğerlendirmelerde bulunan Milli EğitimBakanı Nabi AVCI; 

"Memur maaşlarına yapılan zamlarda,öğretmenlerimiz için pozitif bir ayrımcılık var. 2014 yılında göreve yeni başlayan bekâr. bütün ek derslerine giren bir öğretmen 2 bin 710 lira maaş alacak.” demiş.



 

Bakan AVCI öğretmenler ve eğitim camiası için başka iyi haberlerinin ve iyileştirmelerinin de olduğuna değinerek,



 

"2014 yılı için 850 lira, 2015 yılı için de 950 lira öğretim yılına hazırlık ödeneği verilecek. Yükseklisans ve doktora mezunlarının ek ders ücretlerine artırım ödenecek. Rehber öğretmenlere ek dersödemesi yapılacak. İLKSAN üyeliklerinin isteğe bağlı olması sağlanacak. Sınav komisyon üyeliği vesınav gözcülüğü görevlerine ilişkin sınırlamaları kaldırıyoruz. Geçici görevlendirilen yöneticilereyüksek oran üzerinden ek ders ödenecek. İkili öğretim yapan eğitim kurumlarının yöneticilerine ilave ek ders ücreti ödenecek. Hakem Kurulu kararıyla kabul edilen akademik jüri üyeliklerine ücret ödenecek. Okul idarecilerimizin idari görevlerinin yanı sıra bu ikinci görev kabul edildiği için en az 6 saat derse girme zorunluluğunu değiştiriyoruz ve 6 saate kadar diyoruz.” demiş. Ve final olarak umut vadeden;



 

"Çalışması sürdürülen başka iyi niyetlerimiz de var" sözü ile konuşmasını tamamlamış.



 

Bahse konu olan hususlardan bazılarının halen uygulanıyor olmasına rağmen, umumi olarak değerlendirildiğinde;



 

Mübarek Ramazan Bayramının manevi havasına yakışan bu güzel havadisleri birinci ağızdan duymak tüm eğitim camiası gibi bizleri de ziyadesiyle memnun etmiştir. Uzun zamandır hasret kaldığımız böyle müjdeler, eğitim camiasında maddi getiriden çok manevi destek etkisi yapacaktır.



 

Bu güzel malumatlarla ilgili birkaç hususa dikkat çekmek istiyorum.



 

Kamuda çalışan işçi ve memurların ne kadar ücret aldığı konusunda mini bir araştırma yapılsa; ne sağlık çalışanlarının döner sermayesinden, ne güvenlik güçlerinin özel tazminatlarından, ne din görevlilerin maaşından, ne maliyecinin ek gelirlerinden, nede bir başka meslek grubunun hangi kalemlerden ücret aldığından kimsenin çok fazla bilgisinin olmadığı anlaşılacaktır. Ancak konu öğretmen maaşlarına geldiği zaman durum değiştiği, hemen herkesin kıyısından köşesinden az çok bilgi sahibi olduğu ortaya çıkacaktır. İlk bakışta ne var bunda bilinmesinin ne mahsuru var denilebilir. Şeffaflık adına bilinmesinde hiçbir mahsur yok tabi ki.



 

.Ancak;



 

Diğer kamu çalışanlarının aksine öğretmen maaşlarından, kaç saat ek ders ücreti aldığına kadar toplumlunuzda o kadar yalan yanlış bilgiler var ki. bu bilgi kirliliğinden dolayı memur maaş artışları görüşülmesi sırasında, sanki memur olarak sadece öğretmen varmış, pozitif ayrımcılık sadece öğretmene yapılıyormuş, diğer memurlara bu güne kadar sair zamanlarda hiç ayrıcalık yapılmamış gibi; sokakta, kahvede, evlerde yapılan konuşmaların konusu öğretmen maaştan olmakta ve hu konuşmaların içeriğinin abartıldığı kadar gerçek olmaması nedeniyle de öğretmenlerimiz rencide olmaktadır.



 

Geçmiş yıllarda öğretmenlerimiz için;



 

“Ne iş yapıyorlar ki sözü ile başlayan, yarım gün çalışıyorlar.4 ay tatil yapıyorlar, buna rağmen maaşı şu kadar, ek dersi bu kadar alıyorlar, hak etmedikleri halde fazla maaş veriliyor.” değerlendirmelerini hepimiz hatırlamakta zorlanmayız herhalde.



 

En yaralayıcı olanı ise; bu tip değerlendirmelerin zamanın en yetkili ağızlarınca da desteklenmiş olmasıydı. Bu değerlendirmeler olumsuz ve değişmez yargılara yol açmıştır.



 

Kamuoyunda oluşan ön yargı gereği “hem çalışmayan, hem çok tatil yapan ” öğretmen imajı hâkim olduğu için "öğretmene sürekli maaş artışı yapıyorlar hem de bu kadar az çalışan kesime” diye yapılan konuşmaları tabanda vatandaş ile yüz yüze kalan öğretmenlerimiz göğüslemek zorunda kalıyor.



 

Peki, sorun nereden kaynaklanıyor.



 

Özellikle öğretmenlere yönelik yapılan iyileştirmenin yetkililerce açıklanmasından sonra, konu aylarca işleniyor, abartılarak davul zuma ilan ediliyor. O kadar ki kendisi gelmeden estirdiği fırtına ve gürültü ortalığı toz duman ediyor.



 

Kuraklıktan dolayı kurumuş dereye gelecek suyun çok önceden duyulan hışırtısı gibi.



 

Malumunuz odur ki;



 

Kurbağa susuzluktan bitap düşmüş. Havanın gürültüsünü, beraberindeki esen yeli, havaya savurduğu tozu toprağı, suyun sesini duyarmış ama bir türlü suyun kendisi gelmezmiş. Gelse bile zamanında gelmediği için kurbağanın gözü patlar, sonunda telef olurmuş.



 

Öğretmenlerimizin kuru gürültüye malzeme yapılarak zarar görmemesi,



 

Maaşının ve ek dersinin değil, başarılarının konuşulacağı günler dileğiyle.

 

Hikmet Yüceldi

haber kaynağı:kamuajansı.com
BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber