Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLER GÜNÜ MÜ? !



En sert polis copunu da 24 Kasım Öğretmenler gününde yemiştim. Hem de oğlum yaşındaki bir polisten. Acaba ilk öğretmeni kimdi onun, diye düşünmüşümdür hep. 

Ha, birde 1983 veya 84 yılındaydı..Avrupalıların radyasyonlu olduğundan geri gönderip, okullara fındık dağıtıldığı seneydi... 12 Eylülün korkusu henüz üzerimizden kalkmadığı 24 kasımın birinde. 
Kadınhanı kaymakamı, ilçedeki öğretmenlerin tümünü bir ilkokul sınıfında toplayıp; sıkı bir nutuk attı. Bir sürü aşağılama lafı edip bizlerce alıkşlandıktan sonra; ne bir peçete, ne bir tabak koymayı akıl edememiş ya da gerek görmemiş olacaklar ki, TOPLANTI YAPTIĞIMIZ İLKOKUL SIRALARININ üzerine dökerek leblebi şeker dağıtmıştı. 

Belli ki başka yerimize koyacağımızdan endişe etmiş olacak ki : ‘Cebinize koyun! ’, diye de akıl vermişti. Allah ondan razi olsun! 

Bizim öğretmenler de elleriyle sıranın üzerinden avuçlayıp, hatta kapma yarışına girip ,leblebi şekerlerini emre uyarak ceplerine doldurmuşlardı. Akıllı olanlar da önce sırada pay etmiş, sonra da BİR DAYANIŞMA İÇİNDE AYNI SIRADAKİ ARKADAŞLAR BİRİBİRİNİN pantolonunun yan cebini açıp içine doldurtmuştu..


Bir de bir 24 Kasım gününde meyhanede kutlama yapan arkadaşlara eşlik eden kaymakamın, laf ilerleyip, aradan mesafe kalkınca: ‘Öğretmende kim ulan ben her gece bir öğretmen... ‘ Deyince:
Vaay, sen misin bunu diyen! Kafalarda iyi ya. Yiğitlikleri de üstünde. Önünde kebap; masada rakı. Hesabı da bir köy ağası, angudu ödeyecek olunca, dişler gıcır gıcır. Kafalar da çakır hani…

\"\"


Nasıl bilmez bilmem ki koskoca kaymakam malının ne olduğunu! Bizim erkekeler kaymakam beyin üzerine yürümüş.
Kaymakamda: ‘Durun ulan yanlış anladınız 
Benim karım öğretmen! ’ demiş. 

Öyle ya, karısı öğretmen adamın. Karısı değil mi! ? Çiftliği değil mi sürer de, eker de, biçerde. Her gece her şeyi yapabilir. Üstelik mevki, makam; kelle kulak... yerinde. Kim ne diyebilir! İş tatlıya bağlanmakla kalmamış, kıyak olsun diye hepsine birer duble de rakı ısmarlamış..

Aslında yanlış yapmış. Yetkin var nasıl olsa. Atatürk öleli beri, öğretmenin kilosu kaç para? Ben olsam sabaha kadar nezarette yatırırdım. Sabah da Atatürk’e saygı duruşundan sonra, öğretmen marşı eşliğinde, ilçede mıntıka temizliği yaptırırdım. O zaman, bu ülkenin velileri sana ömür boyu dua ederdi. Ama nerdeee… o yürek. 

Gider benim gibi bir anguta; okul kooperatifi, 1 tl(Bir kurşunkalem parasıydı o zamanlar) açık verdi diye soruşturma açarlar. Ne yaptın bu parayı, diye sorarlar. Bir kat bir yat, bir yazlık aldım. diye savunmanı yapınca da: 'ulan benimle dalga mı geçiyorsun? ' diye makamlarının ağırlığınca çökerler üzerine. 

Aslında açık bahane, sebebi belli; 23 Nisan da köyde toplumsal bir piyes sergilemiş olmak.. Üstüne üslük Nazım Hikmetin Kurtuluş Savaşı Destanıyla şehirde şiir yarışmasına girmişsin.. . Eee bir de birinci olursa öğrencilerin... Katlin helal olur bu yüce , ulvi,necip millet için... Üstelik bir köy öğretmenisin. Şöyle öksüz, sabi gibi , dilenci kimin bir şey; gelen vurur giden vurur.

Sahi 24 kasımda bir telşatır alır öğretmenleri nedense. Düğün değil, bayram değil; eniştem beni niye öptü, misali; senin neyine gerek bilmem neyin günü, yılı! ? Allahın Sümerbank picamalı, tercüman gazeteli, 657 lisi... 
Neyi kutluyorsun ki. Bu günde atılan nutukları mı? Bazı sendikalı arkadaşlarının sürgününü mü, yoksa yediği copları mı? Hiç bir şey bilmiyorsan kıçını kır otur evinde çekirdek çitle.

Altı arkadaş Gölyazı belediyesinin, avcılar için yaptırdığı misafirhanesini cebren ve hile ile işgal etmişiz., birlikte kalıyoruz o zamanlar.
Dışarda bi kıyamet bir hangırtı, bir tangırtı…
Pencereden baktım ki bizim kaymakamın sarhoşları, minibüsten iniyorlar. Ama inen cumburlop suya.

O gece müthiş bir yağmur yağmıştı. Ve belediye altyapı çalışması yapıyordu. Minibüsün durduğu yerde, tam da kapı ağzında bir metre derinliğinde yol boyunca lagım çukuru vardı. İnen cumburlop suyun içinde. Minübüsçü haytanın biriydi. Bilmem bilerek mi durdu orada. Kafa da iyi ya ancak ayıldılar. O gece ‘Nam saldılar düşman içinde! ’ bizim eğitim ordusu.

Sonra ne mi oldu dersiniz? Yarısı sağcı, yarısı solcu sabaha kadar vatan kurtardılar. Kaymakama nasıl kafa tuttuklarıyla öğünüp durdular..

Ama işte kurtardığımız vatan… elin oğlunun önünde lök gibi diz çökmüş; ‘Bir türk dünyaya bedeldir! ’ diye diye; Tekeli morris efendiye, ptt'yi bilmem ne efendiye,... altın yumurtlayan tavuklarımızı kestik. Yani, gitti tekel tütün, attık üstümüzden yükü büsbütün. Şimdi, Vaşinton kabe, Brüksel kıble; 'Ben vatanımı pazarlıyorum! ' diyen oynak pardon oymakbaşımızla övünüp duruyoruz.

Karımızın donu bile ithalken; sakızın oruç bozup bozmadığıyla meşguluz. 


Atatürkün 'İran olmayacağız! ’ dediği o, İran bile daha onurlu, dik duruyor emperyalizmin önünde.

O zaman eski sağcı (bazılarına göre ’dönek’) yeni solcu (bazılarına göre ‘mit ajanı) olan zavallı ben; o gece ise onların gözünde asosyaldim.. Çünki kalıp okumaya çalışmıştım.

24 kasım hep bana o sopayı, leblebi şekerini, bir de asosyalliğimi hatırlatıyor nedense.. 

24 kasım törenlerinden, ziyafetlerinden hep kaçtım ondan sonra. O dirgeni yiyen sıpa, daha gelir mi sapa. Gider miyim hiç...

Allahtan umut kesilmez

Devri zamanında, öğretmeni protokolde ikinci sıraya koyan Başöğretmen Maraşal Gazi Mustafa Kemel Atatürk’e ve bu bozuk düzenden nemalanabilmek için kurs verecek öğrenci peşinde koşan, kurs verdiği öğrencilerine sınıfında ayrıcalık tanıyan değil de; yüreği yurt, insan sevgisiyle çarpan, bu ülkenin örgütlü, namuslu, öğretmenlerine selam olsun…

 

Mahmut Nazik

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Anahtar Kelimeler:
öğretmenler günü

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber