Bu haber kez okundu.

ÖĞRETMENLER ÇOK FAZLA ÇALIŞIYOR

Bu başlık ilk okunduğunda, öğretmen olmayanlar tarafından hayretle karşılanabilir. Zira bizim zihniyetimizde öğretmen, “haftada 15 saat çalışan kişi” olarak kodlanıyor. Önceki yazımda da belirtmiştim; öğretmene çok gereksiz ve hiç kimseye en ufak bir fayda bile vermeyen onlarca, yüzlerce işin yüklendiğini. Bu yüklenen işler o kadar çeşitli ve sayıca o kadar fazla ki; ne öğretmen bu işlerin tamamını yapabiliyor ne de okul idareler ve hatta müfettişler bu yükümlülükleri kontrol edebiliyor.

Öğretmenin tek görevi ders anlatmak değildir. Çoğu öğretmen kanunların kendisine yüklemediği; ama kendi ideallerinin onu yönlendirdiği işleri yapmakta en ufak bir tereddüt göstermemekte. Ders bitiminde “hiçbir ücret almadan” kurslar düzenleyen, okulunun onarımını “kendi cebinden” yapan, hiç de üzerine vazife olmadığı halde akşamları öğrencilerini tek tek arayan onlarca öğretmen tanıdım, binlercesiyle de basın sayesinde hepimiz tanıştık. Zaten öğretmenlerimizin kendi refleksleri ve eğitim algıları olmasa veya bunları uygulamaya koymasa; sadece millî eğitim müfredatını uygulayıp, yönetmelik ve idarelerin isteklerini yerine getirmekle yetinse emin olun eğitim sistemimiz tümden çöker. Yoksa, gerçeklerden ve pedagojiden uzak, bir sistematiği olmayan, öğretmenlerin bile anlamakta zorlandığı bu müfredatın uygulanması zaten olası değil.

“Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim.” diyen Emrullah Efendi’ye telmihen söylüyorum ki; “ MEB olmasa öğretmenlerimiz eğitim sistemini ne güzel idare ederdi.”

Neden?

OECD 2009 raporuna göre Türkiye’deki öğretmenler, Avrupa’daki meslektaşlarından yılda 200 saat fazla çalışmakta. Bu çalışma oranı sadece girilen ders saatidir. Avrupa’da da öğretmenlere gereksiz, faydasız ve boş işler yükleniyor mu bilmiyorum. Yani Türkiye’deki öğretmenler hem 200 saat daha fazla çalışıyor ve bunun da ötesinde binlerce sayfalık ne işe yaradığını kimsenin bilmediği evrakı hazırlıyorsa, buna zorlanıyorsa vay halimize.

İfadelerimi, basit ve kısır meslek kavgaları ekseninde düşünmemek lazım. Dikkat edilirse diğer mesleklerle öğretmenlerin çalışma saatlerini ya da maaş farklılıklarını dilime dolamıyorum. Burada bir gerçeği ifade etmeye çalışıyorum, hepsi bu. Çünkü bu, sadece öğretmenlerin sorunu değildir. Eğitim kurumlarında çocuğu olan herkesin ortak derdidir. Bir öğretmen, tüm enerjisini öğrencilerine vermeliyken kanunlar, yönetmelikler, idareler buna izin vermemektedir ve bizim meslekî kaygımız da budur.

Peki ne yapılabilir?

Osmanlı’nın son dönemlerine hepimiz burun kıvırıyoruz; fakat eğitim anlamında bu dönem “parlak” denilebilecek bir dönemdir. Çok detaya girmeye gerek yok, Cumhuriyet’i kuran neslin eğitim durumu bile bunu göstermeye yeter. Osmanlı fakültelerinden mezun olup en az bir yabancı dil bilmeyen yok gibidir. Bu bağlamda, geçmişe dönüp eğitim sistemiyle ilgili ilham alabiliriz. Osmanlı eğitim kurumlarındaki “muallim muavinliği” ve “mubassırlık” derdimizin devaları olabilir.

Velhasıl fazla çalışmakla, verimli olmak arasında çok ciddi farklar vardır. Bunu anladığımız zaman adım atmak için hazırız demektir.

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

öğretmen, eğitim, haber, meb, kamu, e okul, öğretmenler, sendika, psikoloji, sağlık, ekonomi, kamuhaber, meb haber, öğretmen haber, eğitim haberleri, öğretmen sorunları, eğitim psikolojisi, milli eğitim, kamu haber